Site Haritası
Kur'an-ı Kerim
Hadis-i Şerif
Hz. Mevlana
Eserleri
Seyyid Burhaneddin
Bahâeddin Veled
Şems-i Tebrizi
Selahaddin Zerkubî
Sultan Veled
Hüsâmeddin Çelebi
Hz.Mevlâna Dergâhı
Sema
Adab ve Erkan
Yolun Mertebeleri
Çelebilik
Mevlevi Ayinleri
Mevlana İhtifalleri
Akademik
Yükle
Hizmeti Geçenler
Mesnevi Sohbetleri
Mesnevi Hikayeleri
Sesli Kitaplar
Fihimafih Okumaları
Duyuru&Etkinlik
Haberler
Semazen Video
Semazen Radyo
E-Kart
Projelerimiz
Foto Galeri
Soru ve Cevaplar
Keşkül Dergisi
Linkler
KONYA
Evrad-ı Şerif
Dinletiler
Bağış



 

Google

Kur'an-ı Kerim

Dinleyelim


Hz. Mevlânâ'nın eserlerinden hangisini okudunuz?
Mesnevi
Divan-ı Kebir
Fihimafih
Mecalis-i Seba
Mektubat
Birkaçını
Hiç Birini
 
Güncel Haberler

Hz. Pir'in Gölgesinde...

Eva de Vitray Meyerovitch (Havva Hanımefendi)’in naâşı, namazdan sonra Hz. Pirin gölgesinde hâmûşâna sırlandı.

17 Aralık 2008

Hazreti Mevlana'nın hayranı olan, Müslüman olduktan sonra Havva adını alan Fransız yazar Profesör Eva De Vitray Meyerovitch'in vasiyeti gerçekleştirildi. Öldükten sonra Konya'da Mevlana Müzesi gölgesine gömülmek isteyen Profesör Meyerovitch'in vasiyeti 11 yıl sonra yerine getirilerek, Mevlana Müzesi'nin yanındaki Üçler Mezarlığı'nda toprağa verildi. 

Mevlana'yı tanıyarak 1964 yılında Müslüman olan ve 24 Temmuz 1999 tarihinde vefat eden Eva De Vitray-Meyerovitch, Havva ismini alarak kendini Mevlana'ya adadı. Öldükten sonra Konya'da Mevlana Müzesi gölgesine gömülmek isteyen Eva De Vitray-Meyerovitch'in vasiyeti yerine getirilerek cenazesi Paris'ten uçakla Konya'ya taşındı. Meyerovitch'in cenazesi hayranı olduğu Hz. Mevlana'nı ölüm yıl dönümü olan 17 Aralık'ta cenaze naması kılınması için Selimiye Cami'ne getirildi. Burada cenaze alanına gelen yaklaşık 250 kişi, Havva Meyerovitch'in cenaze namazını kıldı. Namazın ardından imam cemaate Meyerovitch'in hayatı hakkında bilgi verdi. Havva Meyerovitch'in tabutu omuzlarda Mevlana Müzesi'ne 50 metre uzaklıktaki Üçler Mezarlığı'nda dualar eşliğine taprağa verildi.

24 Temmuz 1999 tarihinde vefat eden Fransız yazar Prof. Dr. Eva De Vitray Meyerovitch, 26 Mayıs 1998'de Konya'da düzenlenen, 'Mevlana ve Psikoloji' konulu konferansın sonunda söylediği şu cümleler hafızalara kazındı: "Benim gibi yaşlı bünyesi, hasta kalbiyle kilometreler kat etmek bile Hz. Mevlana'nın huzurunda yorgunluk değil, mutluluk verir. Onun maneviyatının gölgesinde kıyamete kadar kalabilmek için beni Konya'ya gömün."

Profesör Eva De Vitray Meyerovitch'in cenazesinin vasiyeti üzerine Konya'ya getirilmesi için yaklaşık 5 yıldır çalışma yapılıyordu.

Eva'dan Havva'ya

(Meyerovitch'in hayatı)

Cumhuriyet Ü. İlahiyat Fakültesi Dekan Yardımcısı ve Gazetemiz Yazarı Prof. Dr. Ramazan Altıntaş Eva de Vitray Meyerovitch'in yaşam öyküsünü yazdı.

Prof.Dr. Ramazan ALTINTAŞ

 

Eva de Vitray-Meyerovitch 1909 yılında aristokrat ve Katolik bir Fransız ailenin çocuğu olarak dünyaya gelir. Seçkin tabakaya mensup çocukların okuduğu özel okullarda eğitim görür. Ailesi tarafından Katolik ve aristokrat olarak yetiştirilir. İlköğrenimini rahiplerin gözetiminde Katolik okulunda tamamlar. Latince-Grekçe bölümünü bitirerek liseden mezun olur. Ardından hukuk tahsilini tamamlar ve felsefe doktorası yapar. Fransa’nın dünya çapında en saygın bilim ve araştırma kurumu, İlmî Araştırmalar Millî Merkezi'nde (CNRS) yönetici ve uzman olarak çalışır. Yüzyılımızın en ünlü bilim ve fikir adamlarıyla beraber olur. Onları yakından tanır ve kendileriyle ortak çalışmalar ve projeler yürütür.

 

Eva’nın yaşadığı yıllar, Batı toplumlarında insanın aşkınla irtibatının koparıldığı pozitivizmin en yaygın ve kurumsal anlamda hayata hâkim kılındığı yıllardır. O, modern insanın ve kendisinin içine düştüğü krizlere teolojik açıdan çözümler aramaktadır. Bu yılları hep kilisede ve rahibelerin içinde geçirir. Kafasını Katolik mezhebinin Tanrı’nın anası, Tanrı’nın oğlu vb. irrasyonel temelde çözümsüz sorularına takar. Saygın teologlarla tartışmalara girer. Ruhunu ve aklını tatmin edecek bir cevap alamaz. Kafasını meşgul eden onca soruya alabildiği tek cevap, çoğu kez “Allah'a dua et de sorularını gidersin”  şeklinde olunca artık gönlü de rahatsız olmaya başlar. Felsefe doktorasıyla da aklı iyice karışan Eva Hanım Kitab’a, ilahi geleneğe göre değil de konsüllerin aldığı kararlara uymak zorunda olmasından duyduğu büyük bir rahatsızlıkla bir arayış içerisine girer. Bir sûfi’nin dediği gibi: “Aramakla bulunmaz, ama bulanlar hep arayanlardır.” O da bu arayışında kararlıdır, azimlidir.

Eva de Vitray kendi ifadesiyle Papa’nın yanılmazlığı, teslis, aforoz, azizlerin masumiyeti, doğmalarla ve gizemle örülü bir din anlayışı, İncil’in sahihlik sorunu, bin bir hurafe türleri,  günah çıkarma, kilise vergisi, akıl karşıtlığı vb. gibi Hıristiyan doğmaları tek tek sorgulamaya başlar. Hıristiyanlığın onu bir çıkmaza sürüklediğini ve bu çıkmazların onu bu arayışa ittiğini belirtir. Sonunda Eva Hanım, Hıristiyanlığın İslam'dan üstün bir din olmadığına karar verir. Günün birinde eski bir dostunun hediyesi bu fırtınalı gönlü sükûna erdirmeye vesile olur. Bu hediye Dr. Muhammed İkbal’in “İslam'da Dini Düşüncenin Yeniden İnşası” isimli eseridir. Sanki bir anda tüm sorularına cevap bulduğu hissine kapılır, bu eserle. Dr. İkbal ona,  yeni kıblesini, yönünü gösteren bir pusula gibi işlev görür.  İkbal’in eseri, İslam’ı keşfetmesini sağlar.  Yine kendi ifadesiyle, Virgile’nin semavi seyahati sırasında Dante’ye kılavuzluk etmesi gibi Mevlânâ da İkbal’e mürşitlik ve rehberlik etmiştir. Her ikisi de şair, her ikisi de düşünür, her ikisi de sufi. Her ikisi de, nihai meyvesi kâmil insan olacak aynı gelişme görüşüne sahip. Her ikisi de ilme tutkun, her ikisi de aşkın, muhabbetin, sevginin evreni harekete geçiren tek kuvvet olduğunu savunur. Sadece aşk ebedidir. Artık o, ev’ine dönmektedir. Benim için İslam’ı keşfetmek, kaybedilenleri yeniden bulmak, ayrı düştüklerime kavuşmak gibi bir şeydir diyen Eva Hanım, Muhammed İkbal’in eserinde adı ve şiirleri sık sık geçen Mevlana’dan çok etkilenir. Batılıların adlandırmasıyla Rûmi ve İkbal’i tanımak Eva Hanım'ın ruhunu sükûna erdirmeye ve Müslüman olmaya adım atmasını kolaylaştırır. Ama katı Katoliklikten gelen Eva’nın Müslüman olmaya karar vermesi, Müslümanlığını ifşa etmesi kolay olmayacaktır. Çünkü o, Anglikan bir büyükanne tarafından Katolik mezhebinde yetiştirilmiş, din eğitimi almıştır. Kocası, Yahudi’dir. O, sürekli özellikle ıssız ve sessiz gecelerde gönlünü ve ellerine açarak Allah’a yönelir ve kendisine bir çıkış yolu, hakikati göstermesini ister. Bir gün böyle bir dini ritüelin neticesinde rüyasında mezara gömüldüğünü ve mezar taşında isminin Arapça ve Farsça olarak Havva şeklinde yazıldığını görür. Uyandığında kendisine şöyle denildiğini hatırlar: “Bak, sen bir işaret istedin, işte senin işaretin. Sen Müslüman bir hanım olarak gömüleceksin.” Artık o, kararını vermiş ve Müslüman olmuştur. Bilge kral İzzetbegoviç’in dediği gibi: “Ah İslâmiyet! Senin adın teslimiyet!..”

 

Eva hanım, bu rüyayı unutur. Çok doğal bir şekilde yeni hayatında İslam’ı bilgisel temelli öğrenmeye ve öğrendiklerini yaşama yolunda devam eder. On beş sene sonra yolu İstanbul’a düşer. Orada birkaç yıl önce UNESCO’nun oluruyla sema yapmaları için Paris şehir tiyatrosuna getirttiği semazenlerden birisiyle karşılaşır. Kendisine Mevlevi olan bu mühendis dostu; “madem Mevlâna ile bu kadar çok ilgileniyorsun, şimdi müze durumundaki eski bir Mevlevî tekkesinde yürüttüğüm çalışmaları gelip bir görseniz” der.  Eva Hanım bu tekkenin mezarları arasında yürürken gözü bir mezar taşına ilişir. Rüyasında gördüğü kendi mezar taşının aynısıdır bu. Mevlevî olan mihmandarına “üzerinde Havva yazan bu garip mezar taşı da ne?” diye sorar. O, “bir kadına ait mezar taşı olduğunu ve mezarlıktaki çalışmalarında, hayatta iken Mevlevi dervişi olan ve buraya gömülmek isteyen kadınların şu anda üzerleri toprakla dolmuş olan boş mezarlarını gün yüzüne çıkarmaya çalıştığını” ekler. Yani, boş mezar yeridir buralar. Eva Hanım, bu boş mezar taşında gördüğü ismin  (Havva’dır) kendi ismi olduğuna karar verir. 

Eva Hanım, olağanüstü olaylarla karşılaşır. Hacca gidebilmek için Ezher Üniversitesi’nden Müslüman olduğuna dair bir belge almak maksadıyla Mısır’a gider. Üniversite yetkilisi, kendisine;  “Müslüman olduktan sonra hangi adı aldınız?” diye sorar. O da henüz bir Müslüman adının olmadığını söyler. O, mutlaka bir isminin olması gerektiğini ifade eder. Hayretler içerisinde kaldığı bir anda çözüm yolu görünüverir. Tevafuk olacak ya, üniversiteden yetkili şahıs kendisine; “şimdiki Eva adınızı İslamileştirmeniz kafi. Hem sonra bu, Kur’an’da geçen bir kelime” der. Böylece O, Hıristiyan ismi olan Eva’dan yeni Müslüman ismi olan Havva’ya rücû eder. Bu isim, zaten onun rüyasında gördüğü mezar taşının üzerindeki kendi ismidir. O, Allah’ın bu sayısız nimetleri karşısında takdir hislerini ifade etmekten başka bir şey yapamaz.

Görüldüğü gibi Havva Hanım, Dr. Muhammed İkbal’in eserinde ismini gördüğü Mevlânâ’nın evrensel mesajıyla İslam’la buluşur. Nasıl Müslüman olduğunu soran çevresindeki insanlara: “Hiç insan Mevlâna’yı okuduktan sonra Müslüman olmaz mı?” der. Ona göre Mevlânâ en büyük Müslüman psikiyatristtir. Onu okuyan iç huzura erer. Müslüman olduktan sonra Eva Hanım, Mevlânâ ve M. İkbal’in bütün eserlerini Fransızcaya çevirir. Fransa içinde Mevlâna hakkında verdiği konferanslar vesilesiyle birçok kimse İslam’ı seçer.

Bilindiği gibi Pakistan devletinin kurucu manevi dinamiklerinden olan Dr. Muhammed İkbal geçen yüzyılın Mevlânâ şârihi ve güçlü yorumcusudur. O,  vefat edince Konya’ya civar-ı Mevlânâ’ya defnedilmeyi vasiyet eder. Her ne kadar bugün kabri Lahor’da ise de Mevlânâ türbesinin kıble tarafında, üzerinde “Dr. M. İkbal burada yatmaktadır” şeklinde bir makam taşı vardır. Dolayısıyla bu vasiyet sembolik de olsa bu şekilde yerine getirilmiş olur. Türkiye-Pakistan dostluğunun simgesel isimleridir Mevlânâ ve İkbal ikilisi. Bilindiği gibi Hz. Mevlânâ’nın 800. doğum yıldönümü münasebetiyle içinde bulunduğumuz yıl  UNESCO tarafından “Mevlânâ Yılı” ilan edildi. Bu sebeple başta Şam, Konya, Kahire, İstanbul, Paris, Waşington, Tahran vb. 20’den fazla birçok ülkenin başkentinde ve muhtelif şehirlerinde ayrıca BM'de, Türkiye ve dünyadaki ilgili akademik birimlerde ve sivil toplum kuruluşlarında resmi organizasyonlarla tüm yıla yayılmış bir şekilde Mevlana ve onun düşüncesi; sempozyum, panel, kongre, konferans, açık oturum, semâ gösterileri gibi faaliyetlerle dile getirilecektir. Şimdiden dış işleri ve kültür bakanlıklarımız yoğun çalışmalar içerisine girerek Mevlânâ’yı ve onun şahsında Türkiye’yi bütün dünyada tanıtma faaliyetlerine adım atmıştır. Dilerim bu etkinlikler dünya barışına, çözülen ahlâkî ve manevî değerlerin yeniden ihyâsına ve tamirine vesile olur.

Mevlânâ, büyük bir İslam mütefekkiri, irfan hayatımızın önemli kilometre taşlarından biri ve entelektüel hayatımızın yaşatılmasında baş aktör durumunda bir değerimizdir.  Dolayısıyla, bu düşüncelerin izlerini onun başta Mesnevî adlı muhalled eseri olmak üzere diğer kitaplarında görebiliriz.

 

Mevlânâ’nın bütün bir dünyaya, değerler alanında söyleyeceği çok şeyler vardır. Dünya barışı, evrensel ahlak, küresel ahlak, seküler duruşa karşı maneviyat, çatışmaya karşı uzlaşı ve bir arada yaşamanın formülü, hukukun üstünlüğü fikri vb. gibi alanlarda katkı sağlayacak düşünceleri tartışılmalı ve pratik hayat için uygulanabilecek sonuçlar çıkarılmalıdır.. O halde gelin Mevlânâ Hakk’a vuslatını  idrak ettiğimiz bu günlerde dine batıdan bakan ve İslam’ın güler yüzünü temsil eden,  kırk yaşında Mevlânâ’nın etkisiyle İslam diniyle tanışmış bir hanımefendinin din perspektifinden fikir ve gönül hayatını içeren İslam’a dönüş öyküsünü kendisiyle yapılmış röportajlardan özetlediğimiz şu kitaptan okuyalım. (Bkz. Eva De Vitray, İslam’ın Güler Yüzü, çev. C. Aydın, İstanbul: Şule Yayınları, 2003).

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu Yazı 4232 defa okundu.
Diğer Güncel Haberler
744. Vuslat Yıldönümü 16.11.2017
Sohbet 13.11.2017
Mesnevîhan Sıdkî Dede 10.11.2017
Mevlevihane Sohbetleri yapıldı. 09.11.2017
Mevlevîhâne Sohbetleri 05.11.2017
Hacımuliç Efendi 05.11.2017
Mesnevîhân Sıdkı Dede 01.11.2017
Hz. Mevlâna'nın Duaları "Niyaz" 30.10.2017
Mesnevi Sohbeti 23.10.2017
Her Cumartesi Sema'da buluşalım... 05.07.2017
Leyle-i Kadir Mübarek Olsun 21.06.2017
Konferansa Davet 15.06.2017
Hayırlı berâtlarımız ola 10.05.2017
21. Yılında Çelebi anılacak. 17.04.2017
Leyle-i Regâib mübarek olsun... 30.03.2017
Şefik Can Dede anma proğramı 26.01.2017
Pakistan'da anılıyor. 19.01.2017
Şefik Can Dede anılacak... 14.01.2017
Sûfîlerin Sırları 23.12.2016
743. Vuslat Ses Kayıtları 21.12.2016
Vakt-i Şerif Hayrola... 17.12.2016
Hz. Mevlâna’da Peygamber Sevgisi 13.12.2016
743. Vuslat 07.12.2016
Sırlı Cam 02.11.2016
Sempozyum 19.10.2016
Mesnevî-i Mânevî Şerhi 02.09.2016
Gelibolulu Şakir Efendi ve Divançesi 10.08.2016
Mevlevî Evrad-ı Şerifi 22.06.2016
Tâhirü'l Mevlevî Dede 21.06.2016
Ramazan Mübarek olsun... 04.06.2016
Fîhi Mâ Fîh 24.05.2016
Fransa'da Mesnevî sohbetleri 24.05.2016
Mehmed Celâleddîn Dede 20.05.2016
Sufi Araştırmaları Dergisi 14.05.2016
Mesnevi Sohbetleri 14.05.2016
Yaman Dede Dualarla Anıldı. 06.05.2016
Eşrefoğlu Rumi Hazretleri Anıldı 03.05.2016
Vakt Erişti Dem Bu Dem 02.05.2016
Sevgi ve Barış yürüyüşü 29.04.2016
NİYAZ
M. Faik Özdengül
Abdestin hakîkatine dâir
Cuma Mektupları
Mevlana’dan beslenme öğütleri
İsmail Güleç
TASAVVUF KAPILARI AÇMAKTIR
Mahmut Erol Kılıç
DERVİŞ GÖNÜLSÜZ GEREK
Muhsin İlyas Subaşı
HZ. MEVLÂNÂ'YA GÖRE RAMAZAN VE ORUÇ
Editör'ün Seçimi
Mevlevî
Mehmet Demirci
GERÇEK VE SAHTE DİN REHBERLERİ
Misafir Yazar
MESNEVÎ HİKÂYELERİ ÜZERİNE
Nuri Şimşekler
Vefâ
Ö. Tugrul İnançer
Mevlâna ile aramızdaki engeller...
Adnan K.İsmailoğlu
Hz. Mevlânâ’dan Nasîhatler
A.Selâhaddin Çelebi
MEVLÂNA DERGÂHI POSTNİŞİNLERİ
Yakup Şafak
Küfürle İmân
H. Nur Artıran
DERVİŞ II
Mehmet Fatih
Mesnevi Dersleri Aramak
M. Sait Karaçorlu
Tevekkül
Cemalnur Sargut
Sahte Şeyhler
Editör'den
MEVLÂNA’DA AŞK ESTETİĞİ
İsmail Yakıt
Mevlâna'yı Anlamayanlar
Tarihten Bir Yaprak
Mevlevilik
Sezai Küçük

Asitâne Mevlevi Kültür Dergisi

Anasayfa | Hakkımızda | Site Haritası | İletişim | E-mail
Semazen.net'in resmi web sitesidir.
Web sitemizin dışında farklı sitelere yönlendiren linklerin içeriklerinden Semazen.net sorumlu tutulamaz.
Copyright © 2005, Tüm Hakları Saklıdır.
Sayfa oluşturma zamanı: 0.0304 sn.
Programlama: CMBilişim Teknolojileri Görsel Tasarım: Capitol Medya