Site Haritası
Kur'an-ı Kerim
Hadis-i Şerif
Hz. Mevlana
Eserleri
Seyyid Burhaneddin
Bahâeddin Veled
Şems-i Tebrizi
Selahaddin Zerkubî
Sultan Veled
Hüsâmeddin Çelebi
Hz.Mevlâna Dergâhı
Sema
Adab ve Erkan
Yolun Mertebeleri
Çelebilik
Mevlevi Ayinleri
Mevlana İhtifalleri
Akademik
Yükle
Hizmeti Geçenler
Mesnevi Sohbetleri
Mesnevi Hikayeleri
Sesli Kitaplar
Fihimafih Okumaları
Duyuru&Etkinlik
Haberler
Semazen Video
Semazen Radyo
E-Kart
Projelerimiz
Foto Galeri
Soru ve Cevaplar
Keşkül Dergisi
Linkler
KONYA
Evrad-ı Şerif
Dinletiler
Bağış

    

 

  




 

Google

Kur'an-ı Kerim

Dinleyelim


Hz. Mevlânâ'nın eserlerinden hangisini okudunuz?
Mesnevi
Divan-ı Kebir
Fihimafih
Mecalis-i Seba
Mektubat
Birkaçını
Hiç Birini
 
Edeb

 

      Edeb-Erkân

Tasavvuf yolunun yolcusu, her an, uyurken, uyanıkken, kendisine kendisinden daha yakın olan Rabbinin huzurunda bulunduğunu hatırlayacak, bütün hareketlerini, sözlerini edebe uygun olarak yapacak, söyleyecektir. Direkler anlamına gelen "Erkân" sözü de yol törelerini bildirmektedir; bu bakımdan her hususta, tarikat erkânına da riayet etmesi gerektir. Bu çeşit harekette bulunmayanlar hakkında "Edeb-erkân bilmez" sözü kullanılır.

* * *

Edeb erenlere

Bu deyim, biraz ayıp bir şey söyleneceği, toplulukta bahsedilmeme¬si gereken utanılacak bir söz edileceği zaman, "Hâşâ huzurdan, hâşâ huzurunuzdan, sözüm meclisten dışarı" deyimleri yerine kullanılır.

* * *

Edeb Yâ Hû

Edebi edebsizden öğren

* * *

Tasavvufun en mühim unsurlarından biri, belki de birincisi "Edeb"tir. Tasavvufta edeb, her şeye ve her hususa teşmil edilmiştir.
 

Ehl-i irfan arasında aradım, kıldım taleb,

Her hüner makbul imiş, illâ edeb, illâ edeb

sözü, sûfîlerin hareketlerinde en mühim şiardır. Canlıya, cansıza -ki zaten onlarca her şeyin canı vardır- insana, hayvana karşı sûfî, daima edebi koruyacaktır. Mesela kapı hızlı örtülemez; mümkün olduğu kadar sessiz örtülecektir. "Kapıyı kapat, kapattım" denemez; Allah kimsenin kapısını kapamasın, kapatmasın; "Kapıyı ört", yahut "sırla" denecektir. Lambayı, mumu, elektriği söndürmek sözü, edebe aykırıdır; kimsenin ışığı sönmesin; "Lambayı, elektriği dinlendirmek", "Sırlamak" sözleri kullanılacaktır. Elektriği yakmak gibi bir sözde de anlam bakımından iltibas vardır; bu sözler yerine "uyarmak, uyandırmak" sözü söylenir. Hızlı konuşmak, birisi konuşurken sözünü kesmek, yahut bir başkasıyla konuşmaya kalkışmak, gizli konuşmak, kulağa bir şey söylemek, işaret etmek, bütün bunlar, edep haricidir. Gezerken yere, ayak sesi duyurmadan basılacaktır; çünkü yerin de canı vardır ve bizi başının üstünde taşımaktadır. Kapıdan içeriye girilirken, hele dışarıya çıkılırken arka dönülemez. Bunun için de ayakkabılar, dışarıya değil, içeriye doğru çevrilir; dışarıya çevirmek, git, bir daha gelme demektir. Odadan çıkılırken de arka çevrilemez, uyuyan kişinin uyandırılması gerekirse, hafifçe yastığına, parmaklarla vurularak ve hafif sesle "Agâh ol erenler" denir, bu suretle uyandırılır. Yatan, yastığını öpüp yorganıyla da görüşerek, yani üste gelen ucunu öperek sağ yanına yatar; kalkarken de böyle kalkar. Bir şey alınır, verilirken mutlaka onunla görüşülür, yani hafifçe bir yanından öpülür, yahut öpülür gibi dudağa götürülür. Yemek yenirken ağız şapırdatılmaz; çay, kahve içilirken ses çıkarılmaz. Fincan, kadeh, tabağa konurken görüşülerek ve ses çıkarmadan konur; alınırken de görüşülerek alınmıştır zaten. Gülünürken kahkaha, edebe aykırıdır. Bir yere gidilip makam sahibiyle görüşüldükten sonra yerine diz çöküp oturana makam sahibi "Aşk olsun" deyince gelen kişi, yere şükür secdesi eder ve "Eyvallah" der. Kalkarken de öyle kalkar. Hasılı tasavvuf ehli, her halini daima gören, bilen sahibinin, Rabbinin murakabası altındadır; bu yüzden de her hususta edebe riayet etmesi şarttır.

İktizâ ederse sûfî, mürşit, yahut tarikatte ulu tanınan birisi tarafından "Edeb Yâ Hû" diye uyandırılır. Hemen her dergâhta da ta'lıyk, yahut Celi sülüsle yazılmış bir "Edeb Yâ Hû" levhası bulunur.

Gaybî Sun'ullah, bir şiirini,
 

Edebdir tac-ı Rabbânî, komazlar her başa ânı,

Olagör Gaybî ruhanî, edeb gözle, edeb gözle

beytiyle bitirir (Bizdeki yazma; 67. b.).

"Edebi edebsizden öğren" atasözü de edebe riayet etmeyenlerin sözlerinden, hareketlerinden ibret alınmasını öğütleyen bir atasözüdür.

 

*Tasavvuftan Dilimize Geçen Deyimler ve Atasözleri - Abdülbaki Gölpınarlı [Inkılap Yay.] Yıl 2004

SELAMLAŞMA BAHÇESİ
M. Faik Özdengül
Topkapı Sarayı ve Mevlâna
Mahmut Erol Kılıç
Kaç türlü oruç vardır?
İsmail Güleç
Oruç Açlık mı, Arınma mıdır?
Muhsin İlyas Subaşı
HZ. MEVLÂNÂ'YA GÖRE RAMAZAN VE ORUÇ
Editör'ün Seçimi
ORUCUN İÇ ANLAMI
Mehmet Demirci
Mevlânâ ve Nefs Eğitiminde Oruç
Misafir Yazar
ORUÇLUNUN GÜLÜMSEMESİ
Nuri Şimşekler
MESNEVİ’DE MANEVÎ MOTİVASYON
Yakup Şafak
Ramazan Üzerine
Ö. Tugrul İnançer
HAZRET-İ MEVLÂNÂ’NIN SEMÂ'I
A.Selâhaddin Çelebi
RAMAZAN VE ORUÇ GAZELLERİ
Adnan K.İsmailoğlu
Mesnevî ve Maârif’e göre Oruç
H. Nur Artıran
Oruç
Mehmet Fatih
Perhiz
M. Sait Karaçorlu
Oruç ile benliği at, can oluver
Cuma Mektupları
Tasavvufun Günümüzde Uygulanması
Cemalnur Sargut
HZ. MEVLÂNÂ’YA GÖRE ORUÇ
Editör'den
MEVLANA DOSTLARINA TARİHLER-II
İsmail Yakıt
Mevlânâ Aşıkı Mehmet Dede
Tarihten Bir Yaprak
Semâ'daki Sırlar
Sezai Küçük

Asitâne Mevlevi Kültür Dergisi

Anasayfa | Hakkımızda | Site Haritası | İletişim | E-mail
Semazen.net'in resmi web sitesidir.
Web sitemizin dışında farklı sitelere yönlendiren linklerin içeriklerinden Semazen.net sorumlu tutulamaz.
Copyright © 2005, Tüm Hakları Saklıdır.
Sayfa oluşturma zamanı: 0.0498 sn.
Programlama: CMBilişim Teknolojileri Görsel Tasarım: Capitol Medya