Site Haritası
Kur'an-ı Kerim
Hadis-i Şerif
Hz. Mevlana
Eserleri
Seyyid Burhaneddin
Bahâeddin Veled
Şems-i Tebrizi
Selahaddin Zerkubî
Sultan Veled
Hüsâmeddin Çelebi
Hz.Mevlâna Dergâhı
Sema
Adab ve Erkan
Yolun Mertebeleri
Çelebilik
Mevlevi Ayinleri
Mevlana İhtifalleri
Akademik
Yükle
Hizmeti Geçenler
Mesnevi Sohbetleri
Mesnevi Hikayeleri
Sesli Kitaplar
Fihimafih Okumaları
Duyuru&Etkinlik
Haberler
Semazen Video
Semazen Radyo
E-Kart
Projelerimiz
Foto Galeri
Soru ve Cevaplar
Keşkül Dergisi
Linkler
KONYA
Evrad-ı Şerif
Dinletiler
Bağış



 

Google

Kur'an-ı Kerim

Dinleyelim


Hz. Mevlânâ'nın eserlerinden hangisini okudunuz?
Mesnevi
Divan-ı Kebir
Fihimafih
Mecalis-i Seba
Mektubat
Birkaçını
Hiç Birini
 
Vefa’ya selâm
06 Aralık 2017 04:07

Ey ehl-i vefâ,
Muhakkak ki Allah ve melekleri Peygambere hep salât (rahmet ve senâ) ederler. Ey imân edenler! Siz de O’na salât edin ve tam bir içtenlikle selâm verin. 
[Ahzâb:56]  

Ümmideyiz ye’s ile âh eylemeyiz biz
Sermaye-i imânı tebâh eylemeyiz biz
Bâbın koyup ağyâre penâh eylemeyiz biz
Bir kimseye sâyende nigâh eylemeyiz biz
 

Kıble-i ehl-i safâ oldu Cenâb-ı Mustafâ
Kâ’be-i kûy-i vefa oldu Cenâb-ı Mustafâ

Ruhu pâk Hazret-i Sâhibu’l vefâ râ salavât
Allahumme salli ala seyyidina Muhammed

Hz. Pir Cenâb-ı Destgîr-i Münir Mevlana(ks) efendimiz, bir konuya dikkat çekmek, mânâya kuvvet katmak dilediklerinde “Vefâ’ya yemin olsun ki…” diye yemin edermiş. Vefâ, insanoğlunun “Bezm-i elest”ten getirdiği bir hissiyat. Alemlerin Rabbinin “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” suâline “Kâlu belâ” evet cevabını verip bu ahde vefa gösterenler iki cihan saadetinin sahipleridir. 

Yıllar var ki cumayı bayram bilip bir mektup uzunluğunda ziyaretinize geliriz. Aşk kapılarıyla açılan yolda, bir hukukumuz, bir muhabbetimiz vardır aramazda elbet… Hak erenler şahit olsun ki: Biz vefa’ya îtibâr edenlerdeniz. Soluklanmadan vefâ ile çaldığımız kapıdan geçip bu ruh kanatlarıyla sefâ’ya varalım. Hoşgeldiniz sefâlar bulasınız efendim.

Cism-i pâk Hazret-i Sultanul enbiyâ râ salavât
Allahumme salli ala seyyidina Muhammed

Serlevha ayette zikrolunan manay-ı münîfi, ehl-ilim şöylece izah etmişlerdir: Allah’ın Peygamber’ine salât etmesi demek: “Allah, Peygamber’ine karşı çok merhametlidir. Onu över, onun işlerini bereketli kılar, ismini yüceltir ve onun üzerine rahmeti indirir. Melekler’in salât etmesi; Onlar Peygamber’i (sav) çok severler. Ona en yüce makamları vermesi, dininin yayılıp gelişmesi ve O’nu yüksek derecelere ulaştırması için Allah’a dua ederler.” manasınadır.

الصَّلَاةَ (salât) lugatte Salât kelimesi alâ eki ile kullanıldığında üç anlama gelir: 1) Birisine yönelmek, bir kimseye sevgiyle yaklaşmak ve onun üzerine eğilmek 2) Bir kimseyi yüceltmek 3) Bir kimse için dua etmek… وَسَلِّمُوا تَسْلِيمًا Selâm’dan maksat ise O’nun iyilik ve emniyeti içinde olun. Ona karşı çıkmaktan sakının ve samimiyetle ona boyun eğin, yolunca gidin demektir.

İsmi pâk Hazreti Ahmed ü Mahmud ü Muhammed râ salavât
Allahumme salli ala seyyidina Muhammed

Habib-i Kibriya Efendimiz bana çok salât edenleri tanırım buyurmuşlar. Buradaki salâttan maksat nedir? Salâttan maksat Resulullah Efendimizi anmak demektir. Peygamber Efendimizi yâd edeceğin vakit “Muhammed, Muhammed” diye seslenemezsin. Ancak salat ü selâm getirirsin. Bu da Efendimizin rahmetine vesiledir. O yüce sultanım, derde dermanım ümmetine o kadar düşkündür ki bana salat ü selam getirirseniz sizi daha iyi tanırım, beni unutmayınız zira benimle kazanacaksınız buyuruyor… Her salat ü selamla biraz daha O’nun ruhu ile aşinâ, biraz daha O’nun tevhid gemisine yakın olup bir o kadar da hayvani sıfatlarımızdan uzaklaşırız.

Bir fidan bitiverdi birden. Birdenbire böyle bir âb-ı hayat kaynadı, coştu. Ansızın padişahlar padişahından lûtuflar, ihsanlar, sadakalar gelmeye başladı. Hazret-i Mustafa’nın aziz ve mukaddes ruhuna salâvat… İlâhi sıfatların nakşedildiği o ruh, Muhammed Mustafâ’nın nûrundan insana (geçip) can oldu. Can olduğunda sevincinden diyordu ki Hazret-i Mustafa’nın aziz ve mukaddes ruhuna salâvat [Hz. Pir Mevlana]

Şevk ile salâtlar: Mü’minlere Rauf ve Rahim olan;
Aşk ile selâmlar: Alemlere Rahmet olan Habibullah’a…

İbni Şihâd (ra)’dan rivayet edilmiştir. Resûlullah’ın şöyle buyurduğu bize ulaştı: “Cuma gecesi ve cuma günü bana çok salât ü selâm getiriniz. Çünkü gece ile gündüz sizin salât ü selâmınızı bana ulaştırırlar. Toprak, peygamberlerin cesetlerini çürütmez. Hiçbir müslüman yoktur ki, bana salât ü selâm getirsin de onu bir melek yüklenip bana ulaştırmasın ve o kimsenin ismini bana söylemesin. Hatta melek “falan şöyle şöyle diyor” der.

Madem Hz. Peygambere salâvât getirmek, Allah Teâlâ ve melekler ile aynı işte birleşmek demektir; ne fevkalâde, ne heyecan verici bir birlikteliktir bu… ve madem isimlerimiz Huzur-u Nebi’ye çıkmaya namzet ne büyük şereftir bu…

Asıl cimri, ben yanında anıldığım halde üzerime salâvât getirmeyendir.[Hadis-i Şerif]

İşte O’nu unutarak yaşayan, bu büyük şeref ve en az on misli ile mukabele görmek ikramından kendisini mahrum eden gafil ya da bedbaht Müslümanları da Sevgili Peygamberimiz fevkalâde etkili bir şekilde uyarıyor… Bu itibarla bizlerin O’na karşı en mühim şükür ve vefâ hukûku, O’nu her şeyden, hattâ canından daha çok sevmekle başlıyor… Böylece, ism-i şerifi her anıldığında O’na cân ü gönülden salât ü selâm getirmek, her dem O’nu anmaya, anlamaya fırsat kollamak, O’nun örnek şahsiyetinden feyz alarak bir Peygamber âşığı olarak yaşamak, bizler için bir mü’min karakteri, şahsiyeti, hayat düstûru, feyiz ve rûhâniyet kaynağı olmalıdır. Zîrâ bu dünyada O’nun âlemleri kuşatan rahmet ve şefkatine, âhirette de şefaat-i uzmâsına muhtacız.

Cenâb-ı Hak, gözlerimizi ve gönüllerimizi, ömürlerimizi, şahsiyetlerimiz Nûr-i Muhammedî ile nurlandırsın! O Peygamberler Sultânı’na ümmet olma şerefinin şükrünü îfâ edebilmeyi cümlemize nasîb eylesin. Asrımızı ve neslimizi Nur-u Nebî ile le feyizlendirsin.

Leyle-i Cuma mübarek bâd, mah-ı sefer mübarek bâd, meydanlarımız kûşâd ola, çerağlarımız rûşen ola, seyrân-ı süluklarımız âsan, Hazreti Pirin himem-i aliyyeleri üzerlerimize sâyeban ola, Cümlemiz iki cihanda aziz ola. Hepsi sence malum olan hastalıklarımız var, cümlesine misilsiz şifalar ihsan u inayet ola. Rahmet kapıları, merhamet kapıları, saadet ve maişet kapıları üzerlerimize feth u kûşâd ola. Aşk-ı Mevla, Nuru Nebi, Kerem-i Hazeratı Ebubekr, Ömer, Osman, Ali, Gülbank-ı Muhammedi, Dem-i Hazreti Pir, tekabbel minna Kerem-i Mevlâ

Bi ismi zâtike, Ya Allah huu

Biz de umutrehberi olarak, aynayı tutanın himmetiyle her cuma geçtiğimiz yollardan bir hali ve münasip bir makamdan salavat-ı şerifi paylaşmak niyetindeyiz, umulur ki cumadan ömre bir yayılan nur ömr-ü azizimiz nur eyler de şahsiyetlerimiz dahi bereketleniverir.

Bu haftanın nasibi Neyzenbaşı Ali Doğan ERGİN bestesi Nihavend Salavât imiş: 

>>>>>

Biz her Cuma kapınızı çalamasak da, sizleri haftalık azığını almak üzere fakirhaneye bekleriz efendim…

Muhabbet-i Ehli beyt-i Mustafa üzerlerimize sâyebân, Vakt-i şerif, sebeb-i gufran, aleme bayram olan Cuma, Saferü’l Hayr, ömür ve şahsiyetlerimiz, âhir ve âkibet, zâhir ve bâtınlarımız hayrola,

Aşk ola, aşk ile dola, Aşkullah,
Muhabbettullah, Marifetullah,
Şevkullah ve Zikrullah gönüllere nakşola erenler

Umalım ki Mevlam söylediklerimizi önce bize duyursun,
sonra ihtiyacı olanlara tesir buyursun. . .

Sözü çok olanın, yalanı dahi çok olur imiş;
Yüksek müsaadelerinizle

Mevlam ateş-i aşkınızı ziyâde eylesin
Gam ve telaş sizlerden uzak olsun da
huzur bulasınız efendim

Hâmiş: Taklid-i Muhammedi yolundan Ruh-u Nebi ile arayı iyi etmek isteyen can dostlarımıza tavsiyemizdir: Ay büyürken sobaya odun atmayasınız!Gözümüzün nuru Efendimiz, ay ortalarında, (Arabi ayların 13-14-15. günleri) mehtaplı gecelerde oruç tutarmış. Saferü’l hayr ayı için 7-8-9 Ocak 2012′e tekabül ediyor. Cumartesi’den başlayarak halimiz O’nun hali, dilimizde “yâd-i hayali yar” terennümünde nihavend salavât ile bir hoş olasınız ya huu 

 

BİR ÜMİT . . .

PÜR TAKSîR ÜMİD-i DÂİ
www.umutrehberi.com
yeni umutrehberi.wordpress.com
www.mestmp3.com
www.uyaneygozlerim.com
www.askinileasiklar.com

Bookmark and Share

Bu Yazı 1651 defa okundu.
MEVLANA'NIN ADALET FELSEFESİ
Misafir Yazar
NİYAZ
M. Faik Özdengül
Vefa’ya selâm
Cuma Mektupları
Şeb-i arûslar biter mi?
İsmail Güleç
Mevlana ve Hayatımız
Mahmut Erol Kılıç
Mevlâna’yı Anlayabilmek
Muhsin İlyas Subaşı
Mevlânâ Anlayışları
Editör'ün Seçimi
Mevlevî
Mehmet Demirci
MEVLÂNA, İSLÂM VE DÜNYA BARIŞI
Nuri Şimşekler
MESNEVÎ’DE BEN ve SEN
Adnan K.İsmailoğlu
Hz. Mevlânâ’dan Nasîhatler
A.Selâhaddin Çelebi
SEMA ADABI
Ö. Tugrul İnançer
DÜNYA MEVLÂNA'YA MUHTAÇ
Yakup Şafak
HZ. MEVLÂNÂ’YI ANLAMAK
H. Nur Artıran
Mesnevi Dersleri Aramak
M. Sait Karaçorlu
Semâ
Cemalnur Sargut
Semazenler
Emin Işık
Sahte Şeyhler
Editör'den
MEVLÂNA’DA AŞK ESTETİĞİ
İsmail Yakıt
Mevlâna'yı Anlamayanlar
Tarihten Bir Yaprak
MEVLEVÎLERDE MANEVÎ EĞİTİM
Sezai Küçük

Asitâne Mevlevi Kültür Dergisi

Anasayfa | Hakkımızda | Site Haritası | İletişim | E-mail
Semazen.net'in resmi web sitesidir.
Web sitemizin dışında farklı sitelere yönlendiren linklerin içeriklerinden Semazen.net sorumlu tutulamaz.
Copyright © 2005, Tüm Hakları Saklıdır.
Sayfa oluşturma zamanı: 0.0298 sn.
Programlama: CMBilişim Teknolojileri Görsel Tasarım: Capitol Medya