Site Haritası
Kur'an-ı Kerim
Hadis-i Şerif
Hz. Mevlana
Eserleri
Bahâeddin Veled
Seyyid Burhaneddin
Şems-i Tebrizi
Selahaddin Zerkubî
Sultan Veled
Hüsâmeddin Çelebi
Hz.Mevlâna Dergâhı
Sema
Adab ve Erkan
Yolun Mertebeleri
Çelebilik
Mevlevi Ayinleri
Mevlana İhtifalleri
Akademik
Yükle
Ab-ı Hayat Katreleri
Hizmeti Geçenler
Mesnevi Hikayeleri
Mesnevî'de "İnsan"
Sesli Kitaplar
Mesnevi Sohbetleri
Fihimafih Okumaları
Duyuru&Etkinlik
Haberler
Semazen Video
Semazen Market
Semazen Radyo
E-Kart
Projelerimiz
Foto Galeri
Soru ve Cevaplar
Keşkül Dergisi
Linkler
Evrad-ı Şerif
KONYA
Dinletiler
Ney Nağmeleri
Bağış ve Reklam

Bağış yapmak istediğiniz miktarı seçiniz;




 

Google

İstanbul Kültür Sanat Bülteni - Nisan

Kur'an-ı Kerim

Dinleyelim


Hz. Mevlânâ'nın eserlerinden hangisini okudunuz?
Mesnevi
Divan-ı Kebir
Fihimafih
Mecalis-i Seba
Mektubat
Birkaçını
Hiç Birini
 
Enderunî İsmail Bey
31 Ekim 2012 14:04

Bu dünyadan bir sahhaf geçti/göçtü: Enderunî İsmail Bey

Sahhafların son temsilcilerinden Enderun Kitabevi sahibi İsmail Özdoğan 4 Eylül 2012 Salı günü bu dünyadan göçtü. Allah rahmet eylesin, mekanı cennet olsun.

Kimilerine göre İsmail Bey, kimilerine göre İsmail Abi olan İsmail Özdoğan benim İsmail Amcamdı. Ailemden biri gibiydi. Babamın kardeşleri erken sayılabilecek yaşta vefat ettiklerinden ilk gençliğimden itibaren amca muhabbetini yaşayamamıştım. Amca muhabbetine aç bir halde iken Allah karşıma İsmail Amca’yı çıkarttı. Onunla karşılaşmak, Mevla’nın fakire lütfettiği büyük bir ihsandı. Yetişmemde ve bugünkü halime gelmemde büyük emeği ve katkısı var.

İsmail Amca’yı anlatmaya başlamadan önce onun hayatından kısaca bahsetmek doğru olacak. İsmail Amca, annesinin kendisine söylediği şekliyle üzüm mevsiminde, tarihlere göre 25 Eylül 1932’de Amasya’nın Gümüşhacıköy ilçesinde doğdu. O tarihlerde doğanların doğum tarihlerinin kesin olarak bilinmesi pek mümkün değil. Ancak İsmail Amca’nın rüştiye mektebinden mezun amcasının bir yere kaydetmesiyle doğum tarihi kesin olarak biliniyor.
İsmai Amca, babasını annesinin karnında iken kaybetmiş. Dolayısıyla annesi tarafından büyütülmüş. Bu yüzden annesine çok düşkündü. Bu düşkünlük annesinin vefatına kadar yanından ayrılmayarak veya ayırmayarak devam edecektir. Gümüşhacıköy’de orta mektep olmamasından dolayı geldikleri annesinin memleketi olan Merzifon’da kalması ve oraya yerleşmeleri, hatta herkesin kendisini Merzifonlu olarak bilmesi ve kendisinin buna itiraz etmeyip kabul etmesi hep annesine olan muhabbetindendi.

Memleketin diğer bölgelerinde de olduğu gibi yokluklarla geçen bir çocukluktan sonra sırf yatılı okuma imkanı var diye Sivas Lisesi’ne kaydoldu. Oradan da, aileye yük olmama arzusu ve bir an önce hayata atılıp para kazanma isteği onu İstanbul’a, Halıcıoğlu’nda bulunan İstihkam Astsubay Hazırlama Okulu’na gönderecekti. Yaşları küçük diye alınmama tehlikesiyle karşı karşıya kaldıklarında, geriye dönme korkusu içinde beklerken okul komutanının, ¨Büyürler, kaydet teğmenim.¨ sözünü hiç bir zaman unutmayacaktır. Öğrencilik yıllarını müteakip orduda başlayan görevi münasebetiyle yurdun muhtelif bölgelerinde bulundu. Görevli olarak birçok kereler ABD’ye gitti. Bu esnada öğrendiği İngilizce, sahhaflık yıllarında yabancı araştırmacılarla iletişim kurmasında çok büyük yardımcı olacaktı. O devirde kitapçılar arasında İngilizce bilenlerin sayısı çok az olduğu için büyük bir ayrıcalık sağlayacaktı. Daha çocukken eline geçen paralarla kitap alıp okuyan İsmail Amca, düzenli bir gelire sahip olduktan sonra kitapla daha yakından ilgilenmeye başladı. Arkadaşlarının aksine o boş vakitlerini, ya kitap okuyarak, ya da kitapçıları dolaşarak geçiriyordu. İlk görev yeri Sivas’ta kütüphanesinin ilk nüvesini oluşturdu. O devirde Varlık Yayınlarının yayınladığı klasikleri toplamaya başladı. Evlenip İstanbul’a yerleşmesiyle düzenli bir evinin yanısıra düzenli bir kütüphanesi de oldu. Üniformasını çıkarır çıkarmaz Cağaloğlu’na çıkar, oradan Beyazıt’a geçerek sahafları dolaşır, eksik olan dergilerini tamamladığı gibi nadir kitapları da alırdı. Sahhaflarla tanışması ve ahbab olması bu devirlerdendir.

Askerlik yaptığı zamanlardan beri gönlünde hep emekli olup kitapçılık yapmak fikri vardı. Öte yandan Mahir İz Hoca’nın sohbetlerine de devam etmekteydi. İsmail Amca için bu dünyada çok değerli bir kaç kişiden biriydi Mahir İz. Ondan her zaman büyük bir hürmetle bahsederdi ve ondan hatıralar nakletmekten büyük bir zevk duyardı. Onun sohbetlerine katılan arkadaşlarıyla yaptıkları kitap sohbetlerinin sonucunda hep birlikte bir kitapçı açmak fikri doğar. Ertuğrul Düzdağ da ismini koyar ve böylece Enderun’un tohumları atılır. 1969 yılında, Beyazsaray 46 numarada Enderun resmen ve fiilen kurulunca herkes kendi imkanları nispetinde Enderun’u destekler. İlk başlarda herkes evindeki kütüphanelerinden ayıkladıkları kitapları getirirler. Mahir İz Hoca bile evinden kimi kitapları gönderir satılması için. Dokuz-on kişilik bir grup yüzer dolar toplarlar ve böylece başta kira olmak üzere masraflar karşılanır. Daha sonra İsmail Amca, Ankara’da TTK’dan ve diğer devlet kurumlarından aldığı kitapları getirmeye başlar. İsmail Erünsal, İngiltere’de basılan Osmanlıca tıpkıbasımları gönderir. Enderun’un ilk çırağı da o zamanlar Türkloloji talebesi olan Ekrem Ağabeydir. Böylece yaklaşık kırk yıl sürecek olan sahhaflık hayatı başlar. İki yıl böyle devam ettikten sonra 1971’de İsmail Amca Enderun’un başına geçer ve böylece sahhaflık ve kitapçılık hayatı başlamış olur.

İsmail Amca’ya göre iyi sahhaf olmanın ilk şartı Osmanlıca bilmektir. Ona göre, Osmanlıca bilmeyen değil sahhaf, kitapçı bile olamaz. Enderun’a gelen kimilerine göre ise adam bile sayılmazdı. İkincisi iyi bir sahhaf bir alanda uzmanlaşacaktı. Tarih, edebiyat, sanat tarihi vs. Biri bir kitap sordu mu, sorduğundan başka beş kitap daha sayacak kadar o alanda bilgi sahibi olacak. Bir sahhaf için en büyük ayıp sorulan ve aranılan kitabın dükkanda olup olmaması değil, o kitap hakkında bilgi sahibi olunmamasıydı. İyi sahhaf görmediği, alıp satmadığı kitap hakkında bile birşeyler bilmelidir.

Diğer bir özellik, bir kiptapseverin sorduğu kitabı bilmenin yanısıra iki kitap daha verdiğinde aldığı zevk, kazandığı paranın verdiği zevkten fazla olacak. Kitabı erbabına verecek, çok para verene değil. Bir baba nasıl kızını dengine vermek için dikkat ederse, sahhaf da kitabı erbabına vermek için o derece dikkat edecek. İyi bir sahhaf kitabı iyi fiyata sattım diye sevinmez, arayan ve ihtiyacı olan birine yardımcı oldum diye sevinir.

Bunların dışında iyi bir sahhafın ihityacı olan üç şey daha var: bol vakit, bol yer ve bol para. Vaktin olmazsa bekleyemezsin. Hem satmak için vakte itiyacın olacak, hem kitap alabilmek için. Bazen bir kitabı satmak için on yıl bekletmek gerekebilir, bazen de iyi bir kütüphane alabilmek için on yıl beklemek. Büyük bir depo olmazsa sahhaflık yapılamaz. Çünkü sahhaflıkta esas değerli kitapların aranıldığında bulunmasıdır. Bu yüzden kitapları muhafaza edebilecek büyük bir depoya ihtiyaç var. Bir de kütüphane almak gerektiğinde hazır para olacak ki kütüphane alınabilsin. Sahhaflar çekle, senetle veya borçla kitap almazlardı.

İsmail Amca’nın ilim adamlarına yardımcı olmanın yanında Türk kültürüne de büyük hizmetleri olmuştur. Bunlardan biri artık sahhaflarda bile bulunmayan kimi önemli Osmanlıca eserlerin tıpkıbasımını yapmasıdır. Tarih-i Osmânî Encümeni Mecmuası, Lütfi Tarihi, Peçevi Tarihi, Meskûkât-ı Osmâniye , Kamus-ı Türkî aklıma ilk gelenler.

Zeki Velidi Togan’ın eserlerini kültür hayatımıza kazandıran da odur. Türk dili ve edebiyatına dair yayınladığı kitaplar üniversite öğrencilerinin kaynak eser ihtiyacını karşıladı. Yurt dışından Redhouse, Steingass, Osmanlı Müellifleri, Aşık Paşa Tezkiresi gibi eserlerin tıpkıbasımlarını getirterek ilim dünyasına sundu.

Enderun bir kültür, ilim ve irfan merkezi olarak üniversitede okuyan bir çok gencin milli değerlere bağlı ve kültürlü olarak yetişmesine de vesile oldu. Genç akademisyenlerin yabancı ilim adamlarıyla tanışmalarına, bir çok genç araştırmacının yurt dışına gitmesine imkan hazırlamakla da başka bir hizmet görüyordu. Memleketi Merzifon’dan İstanbul’a gelen öğrencileri maddi olarak da destekledi.

1969 yılında Beyazsaray’da başlayan sahhaflık serüveni 2012 yılının Eylül ayının 4’ünde sona erdi. Allah mekanını cennet eylesin.
 

igulec@sakarya.edu.tr

Bookmark and Share
Bu Yazı 1453 defa okundu.
Gelibolu ve Hüseyin Azmi Dede
Mehmet Demirci
Emir Edepten Üstündür
M. Faik Özdengül
Dünyaya kazık çakan var mı?
İsmail Güleç
ABD VE İSLAM
Muhsin İlyas Subaşı
ORUÇLUNUN GÜLÜMSEMESİ
Nuri Şimşekler
MEVLÂNA DERGÂHI POSTNİŞİNLERİ
Yakup Şafak
Sahte Şeyhler
Editör'den
İSLAM TASAVVUFU - Soru ve Cevaplar
Editör'ün Seçimi
KOZMOPOLİT
Misafir Yazar
Beş Duyu ile Yetinmek
M. Sait Karaçorlu
MESNEVÎ HİKÂYELERİ
Adnan K.İsmailoğlu
CELALEDDİN ÇELEBİ (II)
Lokman D. Solmaz
Hz. Mevlâna'yı yadediyoruz
Bilal Kemikli
KİMİN MÜRŞİDİ YOKSA
Mahmut Erol Kılıç
MEVLANA DOSTLARINA TARİHLER-II
İsmail Yakıt
Bir zamanlar adalet deyince
Cuma Mektupları
Dünyanın düğünü var
H. Nur Artıran
Sufi ve Tasavvuf
Cemalnur Sargut

Click here to join semazen
Semazen Yahoo Groubs

Asitâne Mevlevi Kültür Dergisi

Anasayfa | Hakkımızda | Site Haritası | İletişim | E-mail
Semazen.net'in resmi web sitesidir.
Web sitemizin dışında farklı sitelere yönlendiren linklerin içeriklerinden Semazen.net sorumlu tutulamaz.
Copyright © 2005, Tüm Hakları Saklıdır.
Sayfa oluşturma zamanı: 0.1327 sn.
Programlama: CMBilişim Teknolojileri Görsel Tasarım: Capitol Medya