Site Haritası
Kur'an-ı Kerim
Hadis-i Şerif
Hz. Mevlana
Eserleri
Seyyid Burhaneddin
Bahâeddin Veled
Şems-i Tebrizi
Selahaddin Zerkubî
Sultan Veled
Hüsâmeddin Çelebi
Hz.Mevlâna Dergâhı
Sema
Adab ve Erkan
Yolun Mertebeleri
Çelebilik
Mevlevi Ayinleri
Mevlana İhtifalleri
Akademik
Yükle
Hizmeti Geçenler
Mesnevi Sohbetleri
Mesnevi Hikayeleri
Sesli Kitaplar
Fihimafih Okumaları
Duyuru&Etkinlik
Haberler
Semazen Video
Semazen Radyo
E-Kart
Projelerimiz
Foto Galeri
Soru ve Cevaplar
Keşkül Dergisi
Linkler
KONYA
Evrad-ı Şerif
Dinletiler
Bağış

    

 

  




 

Google

Kur'an-ı Kerim

Dinleyelim


Hz. Mevlânâ'nın eserlerinden hangisini okudunuz?
Mesnevi
Divan-ı Kebir
Fihimafih
Mecalis-i Seba
Mektubat
Birkaçını
Hiç Birini
 
Oruç
26 Mayıs 2017 00:16

Oruç, nefsi terbiye etmenin en etkili yoludur

Tezkiye-i nefis; yani nefis terbiyesi Allah’ın Kur’an-ı Kerim’de Peygamber Efendimiz (sas)’in tatbikinde emrolunmuş bir haslettir.

İnsanı, kötü sıfatlardan arındırma, gideceği yere uygun hale getirme, ‘bana dön’ denildiğinde oraya götürülebilecek bir halde olması için çabalamaktır. İnsan bu dünyaya gelirken annesini, babasını, kaşını, gözünü seçemez. Fakat ahlaki yapısını değiştirebilme kudreti verilmiştir. Tasavvuf, bu olabilirlik üzerine kurulmuştur. İşte buna tezkiye-i nefis denir. Allah bizden bunu ister. Oruç bu tezkiye-i nefsi sağlamak için en önemli unsurlardandır. Çünkü nefis aç kalmadığı sürece kendisinin dışındaki kudreti ve alemi fark etmez. Fıtratı öyledir. Allah nefsi yarattığında onu değişik mahrumiyet ve ceza şekilleriyle imtihan etmiş. “Sen kimsin, ben kimim?” diye her sorulduğunda nefis “Ben benim, sen sensin.” demiş. Ne zaman aç kalmış ,“Ben senin kulunum, sen benim Rabb’imsin.” diyecek hale gelmiş.

Sadi bir beytinde der ki: “Bir kişi düşkün, zayıf, hasta ve açken onu Beyazıd Bestami ve Cüneyd zannedersin; fakat tok, sağlıklı ve makam sahibi olduğunda Nemrutlara Firavunlara bile taş çıkartır.” Terbiye edildikten sonra nefsin her nimetten istifade etmeye hakkı vardır. Terbiye edilmemiş bir nefis kudret sahibi olduğunda ya kendine ya başkalarına zulmedici olmuştur. İşte oruç bize acizliğimizi hatırlatır. Oruç tutmakla beraber nefsani kudretimizin mecali azalır. O zaman esas bu nefsi harekete geçiren ruh ortaya çıkmaya başlar. Bu ne kadar çok parıldarsa oruç tuttuktan sonra da o hal devam eder. O hal ne kadar az görünürse orucun bozulmasıyla da gider. Ramazan’dan sonra niye eskisi gibi tuhaflaşıyoruz diye hep şikayet ederiz. Bu, orucun tam tutulmamasından kaynaklanır. O ruhi yapı daha çok ortaya çıksa inkar edilemeyecek şekilde ayan beyan olsa, asla o bir daha kaybolup gitmez.

Nefsin tezkiyesinde şunu unutmamak lazım. Nefis körelsin diye nefse istediği verilmez. Nefis hiçbir zaman vermekle körelmez. Çocuklar veya gençler yetiştirilirken zevkini alsın, içinde ukde kalmasın, ileride yapmaz, deniyor. Gençler her istediğini yaparsa daha aklı başında olur, tezi doğru olsaydı bugün Batı aleminde bu kadar çarpık aileler ve ilişkiler olmazdı. Serbestlik başka sorunları getirir. ‘Boğazına kadar pisliğe düş ama şehvete düşme’ diyor Hz. Mevlânâ. Verilmekle nefis terbiye olmaz. Nefis belli dozajda mahrumiyetle terbiye olur. Çocuk terbiyesinde de böyledir.

Oruç, tezkiye-i nefsin en alt basamağı sayılan vücut terbiyesinin şehvani terbiyeyi en iyi talim eden şekillerdendir. Daha üst terbiye şekilleri gözün, kulağın, ağzın, kalbin orucu meselesidir. Nefsin sahibini hatırlaması için oruç bir talim şeklidir. Biz sadece yardımseverlik tarafını görürüz; ama oruç bize diğer bireylerle aramızda bir bağ olduğunu gösterir. Zalim ve kibirli insanlar, başkalarını fark edemeyen insanlardır. Kendini başkasının yerine koyarak karşısındakini anlama halini sağlar oruç. Bu şekilde kendini de daha iyi görür. Orucun sosyal yapısına Kur’an’da işaret vardır. Allah ‘oruç tutanlar’ diye bir cemaatten, bir sosyal çevreden bahseder. Bu, böyle bir cemaatin var oluşuna işarettir. Sosyal olarak tutulduğuna işarettir.

‘Nefis kirli mi, niçin nefsi temizlemek lazım?’ diye bir soru gelebilir akla. Nefis esasında kirli değildir. Fakat ne kadar temiz olsa da nurun üzerine perde durumundadır. Altındaki cevheri çok güzel yansıtıyorsa o nefsi her zaman çok temiz tutmalı. Altındaki cevheri kapatıyorsa o nefsi derhal temizlemeli. Nefis emaneti muhafaza edecek hale gelmişse bunun dışarıdan kirletilmemesi lazım. Kibir, riya, yalan, kin, şehvet, buğz nefsin üzerine örtülmüş perdelerdir. “Boş işlerle uğraşan, kötü sözler söyleyen kişi oruçluysa yanına kalan sadece aç ve susuz kalmaktır.” diyor Peygamberimiz (sas).

Bu Yazı 15302 defa okundu.
YOKSUL
M. Faik Özdengül
Mesnevi’den Hayvan Hikâyeleri
İsmail Güleç
Topkapı Sarayı ve Mevlâna
Mahmut Erol Kılıç
Oruç Açlık mı, Arınma mıdır?
Muhsin İlyas Subaşı
HZ. MEVLÂNÂ'YA GÖRE RAMAZAN VE ORUÇ
Editör'ün Seçimi
ORUCUN İÇ ANLAMI
Mehmet Demirci
Mevlânâ ve Nefs Eğitiminde Oruç
Misafir Yazar
ORUÇLUNUN GÜLÜMSEMESİ
Nuri Şimşekler
MESNEVİ’DE MANEVÎ MOTİVASYON
Yakup Şafak
Ramazan Üzerine
Ö. Tugrul İnançer
HAZRET-İ MEVLÂNÂ’NIN SEMÂ'I
A.Selâhaddin Çelebi
RAMAZAN VE ORUÇ GAZELLERİ
Adnan K.İsmailoğlu
Mesnevî ve Maârif’e göre Oruç
H. Nur Artıran
Oruç
Mehmet Fatih
Perhiz
M. Sait Karaçorlu
Oruç ile benliği at, can oluver
Cuma Mektupları
Tasavvufun Günümüzde Uygulanması
Cemalnur Sargut
HZ. MEVLÂNÂ’YA GÖRE ORUÇ
Editör'den
MEVLANA DOSTLARINA TARİHLER-II
İsmail Yakıt
Mevlânâ Aşıkı Mehmet Dede
Tarihten Bir Yaprak
Semâ'daki Sırlar
Sezai Küçük

Asitâne Mevlevi Kültür Dergisi

Anasayfa | Hakkımızda | Site Haritası | İletişim | E-mail
Semazen.net'in resmi web sitesidir.
Web sitemizin dışında farklı sitelere yönlendiren linklerin içeriklerinden Semazen.net sorumlu tutulamaz.
Copyright © 2005, Tüm Hakları Saklıdır.
Sayfa oluşturma zamanı: 0.0408 sn.
Programlama: CMBilişim Teknolojileri Görsel Tasarım: Capitol Medya