Site Haritası
Kur'an-ı Kerim
Hadis-i Şerif
Hz. Mevlana
Eserleri
Seyyid Burhaneddin
Bahâeddin Veled
Şems-i Tebrizi
Selahaddin Zerkubî
Sultan Veled
Hüsâmeddin Çelebi
Hz.Mevlâna Dergâhı
Sema
Adab ve Erkan
Yolun Mertebeleri
Çelebilik
Mevlevi Ayinleri
Mevlana İhtifalleri
Akademik
Yükle
Hizmeti Geçenler
Mesnevi Sohbetleri
Mesnevi Hikayeleri
Sesli Kitaplar
Fihimafih Okumaları
Duyuru&Etkinlik
Haberler
Semazen Video
Semazen Radyo
E-Kart
Projelerimiz
Foto Galeri
Soru ve Cevaplar
Keşkül Dergisi
Linkler
KONYA
Evrad-ı Şerif
Dinletiler
Bağış

    

 

  




 

Google

Kur'an-ı Kerim

Dinleyelim


Hz. Mevlânâ'nın eserlerinden hangisini okudunuz?
Mesnevi
Divan-ı Kebir
Fihimafih
Mecalis-i Seba
Mektubat
Birkaçını
Hiç Birini
 
Tebriz'e Sesleniş
13 Aralık 2016 23:41

Tebriz'e Sesleniş

Ey Tebrizli Şems !
Geldin de hânümânım harâb ettin
Semt-i aşka yol ettin
Yâr u yârânım el etek çekti hânemizden
Taşra bakmak ne lazım
Elin gitmez oldu bu yanmış sînemizden

Ey perende!
Geldin de bu Mollanın yüreğinde senden gayr’a muhabbet kalmadı
Geldin de, gayrıyı geçtim, cânımda nâm u nişân kalmadı
Sen geldin ya ağyâr ile dolu bu sinem tenhâ sokaklara döndü
Bir sen kaldın,bir de ben …
Aldın ya bir güneş gibi sıcak harîmine
tüm yıldız görünenler söndü...

Hani sadece köpek seslerinin duyulduğu
Konyanın ayaz vurmuş gecelerinde,…
Yırttığında tüm perdeleri…
Beni….
Seni….
Tedbîri…
Çıkardın ya aradan
O simsiyah gecenin âk pâk dolunayı altında
Ne ben kaldım ne sen….
Bir tek O…
Her dem taze ,her dem yakan,
her dem yıkan…ve yapan…
Hay ve Bâkî….Yaradan…

Dinlerken sessizliğin sesini
ve üflenirken ezel mizmârı,
aşıkların “yâ leylî” sadâları ulaştı da gönül kulağımıza
Artık ne söze hâcet kaldı ne saza….
Dil dudak deprenmeden sözü iştenler hâlelendi sokağımıza…

Ey Tebrîzin mahfî sultânı !
Ben ki Mollâ-yı rûm….
Nice dem eğlenmişken medreseler içinde
Ve bulmamışken sadra şifâ bir nefes,
duymamışken ezel sırlarının habercisi
lâhûtî bir ses,
Kurdun ya meyhâneni şehrin orta yerine
Buldun ya bir teşne gönül ten kafesinde
Bildin de dilencidir şarâbın zerresine
Rehin aldın da ilmimi, amelimi
Varımı,yoğumu.. azımı ,çoğumu….
Ve şimdi nehirler çağlar Konyanın sînesinde

Yâr görünende
Candan geçen âşıkta tâkat mı ola
Titrek ellerimden,sunduğun kadeh de düştü…
saçıldı ortaya meyler…
Ne mey kaldı meydan da, ne kadeh…
Birbirine karıştı…
Âşık ettin…
Mâşuk ettin…
Ama sen gittin….

Ama sen gittin ya...
Mollay-ı rûm cihânı neyler
Ayrılığa bir sırdaş kaldı...
Şimden geri
üflene neyler…
Âşıklar kervânına durmak m’olur
Yâr kokusun duyanda
İlallâh ve minallâh seyreyler….

Ey Hançeri keskin,zahmı derîn!..
O siyah gece misali gözlerine daldım da
Aklım zâil oldu…
Bilmez oldum kim âşıktır ,kime âşık
Bildim ya… buldum ya
Bütün kevn ü mekân âşık…

Ey Şems!
Âh ki sen bu rûm hâcesini neyledin
Geldin de zerreni zerreme gark eyledin

Derdimi dermân eyledin derde
Arada ne berzah kaldı ne perde

Ne renk fark oldu ne koku
Renksizliğin renginde sebât ayağımı çaktın da şeriatın orta yerine
Ve dolaştım ebede dek
Göründü çeşm-i dil’e hakîkat;
cümle renkler ; tek doku…

Devr eylerken bu mülkü özümde
Ezel mestâneliği uyandı cân gözümde
Uğrattım yolumu her güzelin ocağına
Ateşe verip varlığı, bırakıp yokluğun kucağına

Semâyı eyledim safâ
cânıma kıldım şifâ
beklemez artık bu dil
başka lütuf ,başka atâ

Ey yâr-ı cefâkâr
Bir dolunay doğdu,
yüreğimde buhurdanlar tüterken…
Dillerim lâl iken inletip rebâb ettin
inleyen niyâz ile yüreğim kebâb ettin
yetmedi….
Eşik ettin,yol ettin,
Yolunda türâb ettin,
bâb ettin,,,,
Muhammed kokusun fâş ettin…
sırlayam dedim olmadı,
nidâ ettin;
Öyle ya; âşikâre yanmalı âşıklara ihfâ nedir….

Ey tebrizden yanan nâr!
Ey tebrizden gelen yâr

Bak gel
Yine yüreğimi yar…
Dûr olma gözümden
Gör ki bu cân bu ten her dem çeker bin âh
Ve her dem de bin zâr…

Ey nazarı şifâ! Ey bâzârı hafâ
Ey nakdi Vefâ ,Ey kârı safâ

Yine gel

Artık suya verecek ne ciltler kaldı,ne sayfalar…
Gönülde bir hâtıran,
kanımdan mürekkep var
Feyzinden bir ok; kalem yâr…
Yazılan bir tek satır;
Sen kokmayan bu şehir bana dar..

Yine gel
Ve yine yüreğimi del…
Sen gittin ya
Dönesin diye
Göz yaşımı akıttım ardından sel,sel
Kıblem Tebrize döndü
Virdim; sen gidelden beri oldu “gel,gel”…
Kapadım ten gözünü gelir diye
Yâr yurdundan bir yel,yel…

Ey Aşıklar Sultanı!
Ey vîrân gönlümün mimârı
Ey Ölümü de Öldüren
Ey Ocağımı söndüren
Ey öldürse de güldüren…

Ey bir nefesle aşk fânûsunu yandırıp
Beni raks u devrân ile döndüren !

Yine gel
Yine gel
Yine gel….

M. Selim Lale
30-Ocak-’16
Donkerland

https://www.youtube.com/watch?v=nqzhU3yRX7w

 

Bu Yazı 968 defa okundu.
Köy gençliği üzerine
Mahmut Erol Kılıç
KİM OLDUĞUNU HATIRLA
M. Faik Özdengül
Kör ile kötürüm
İsmail Güleç
MEVLANA ÜRPERTİSİ
Muhsin İlyas Subaşı
Tebriz'e Sesleniş
Editör'ün Seçimi
Mevlevî
Mehmet Demirci
SAHTE YOL GÖSTERİCİLER
Misafir Yazar
MESNEVÎ HİKÂYELERİ ÜZERİNE
Nuri Şimşekler
MESNEVİ’DE MANEVÎ MOTİVASYON
Yakup Şafak
SEMA ADABI
Ö. Tugrul İnançer
HAZRET-İ MEVLÂNÂ’NIN SEMÂ'I
A.Selâhaddin Çelebi
MESNEVÎ HİKÂYELERİ
Adnan K.İsmailoğlu
HZ. MEVLÂNÂ’YI ANLAMAK
H. Nur Artıran
DERVİŞ II
Mehmet Fatih
Hiç Olmak
M. Sait Karaçorlu

Asitâne Mevlevi Kültür Dergisi

Anasayfa | Hakkımızda | Site Haritası | İletişim | E-mail
Semazen.net'in resmi web sitesidir.
Web sitemizin dışında farklı sitelere yönlendiren linklerin içeriklerinden Semazen.net sorumlu tutulamaz.
Copyright © 2005, Tüm Hakları Saklıdır.
Sayfa oluşturma zamanı: 0.0313 sn.
Programlama: CMBilişim Teknolojileri Görsel Tasarım: Capitol Medya