Site Haritası
Kur'an-ı Kerim
Hadis-i Şerif
Hz. Mevlana
Eserleri
Seyyid Burhaneddin
Bahâeddin Veled
Şems-i Tebrizi
Selahaddin Zerkubî
Sultan Veled
Hüsâmeddin Çelebi
Hz.Mevlâna Dergâhı
Sema
Adab ve Erkan
Yolun Mertebeleri
Çelebilik
Mevlevi Ayinleri
Mevlana İhtifalleri
Akademik
Yükle
Hizmeti Geçenler
Mesnevi Sohbetleri
Mesnevi Hikayeleri
Sesli Kitaplar
Fihimafih Okumaları
Duyuru&Etkinlik
Haberler
Semazen Video
Semazen Radyo
E-Kart
Projelerimiz
Foto Galeri
Soru ve Cevaplar
Keşkül Dergisi
Linkler
KONYA
Evrad-ı Şerif
Dinletiler
Bağış



 

Google

Kur'an-ı Kerim

Dinleyelim


Hz. Mevlânâ'nın eserlerinden hangisini okudunuz?
Mesnevi
Divan-ı Kebir
Fihimafih
Mecalis-i Seba
Mektubat
Birkaçını
Hiç Birini
 
Mesnevi Dersleri Aramak
01 Kasım 2017 11:26

Mesnevi Dersleri Aramak

 

GER TEENNİ ÜZRE GER TACİL EDER

TALİB ELBET MATLABI TAHSİL EDER

 

Herkes her durumda bir arayış içindedir. Kimi koşarak kimi yürüyerek, kimi acele ederek, kimi ağırdan hareket ederek aradıkları şeye doğru giderler. Dünya hayatı aramakla geçer. Arayana “talib” denir aranana “matlub”. Arayan isteyendir, aradığı ise istenen. Arayan bekleyendir, aranan beklenen. Arayan bulmak istediğinin peşinde koşandır, aranan peşinde koşulan. Herkes bir arayışın içinde olmalıdır. Aramaktan yorulup vazgeçen hiçbir şey bulamayacaktır. Oysa varlık sebebi o arayışın içinde olmaktır. Ana yurda dönüş yolunu bulmak, gurbetin, ayrılığın, hasretin acısını dindirmek için durmadan aramalıdır insan. Bir parça olduğunun bilincini kaybetmeden asıl olan bütünle bütünleşmek için arayış içinde olmalıdır. Ait olduğu yere giden yolları aramalıdır. Girift karmaşık karanlık sokaklarda yolunu kaybetmemek için arayış içinde olmalıdır.

 

Bir şey arayan ister yavaş davransın ister hızlı, sonunda aradığına kavuşur.

 

 

İKİ DEST İLE TALEB KIL DAİMA

KİM YOLA SIDK-I TALEBDİR REH-NUMA

 

Sen de bunu unutma. Dalgınlığa gaflete düşme. Atıl hareketsiz kalma. Aramakla yetinme. Aramaya bütün gücünle yapış. Bütün melekelerin, bütün yeteneklerin senin arayışına hizmet etsin. Dikkatini topla öyle ara. Arıyor görünmek için arayış içinde olma. Elin işte gözün oynaşta olmasın. Bütün benliğinle kendini o arayışa ada. İçten ol, kendine karşı dürüst ol. Biliyorsun ki ana caddeye çıkan yolu bulmak zorundasın. Eğer ana caddeye bir çıkabilirsen o cadde dosdoğru seni anayurduna çıkaracaktır. Ara sokaklara dalmadığın müddetçe kaybolma ihtimalin kalmayacak, emin olacaksın. Emin olmak, emniyet içinde olmak için arayışını asla bırakmamalı bütün içtenliğinle ve bütün gücünle aramaya devam etmelisin. İçtenliğine “sıdk” denir. Unutma sıdk, yani sadakat ihanetin zıddıdır ve kendine karşı duyman gereken sorumluluğundur. Kendine karşı samimi değilsen başkalarına karşı sadakatin çok da anlamlı olmayacaktır.

 

Daima iki elinle de ara, zira aramak yol için en iyi rehberdir.

 

HASTE VÜ Bİ-DEST Ü PA VÜ BESTE-LEB

ANA AZM İT EYLE MATLUBU TALEB

 

Dünya hayatı içinde sana verilen sayılı nefesleri arayış içinde tüketeceksin. Ki o var oluşunun sadece bir kesitidir; nasıl varlığın bir hâlden diğerine geçiş şeklinde gerçekleşti ise dünya hayatı içinde sen, hâlden hâle, durumdan duruma geçeceksin. Bazen çok farklı sebeplerden hasta olacaksın. Bir taraftan o farklı sebepleri arayacak diğer taraftan hastalıktan kurtuluşun yollarını, şifanı arayacaksın. Yine çok farklı sebeplerden elsiz ayaksız kalacaksın. Yapamayacak edemeyecek yürüyemeyecek koşamayacaksın. Güçsüz kalacaksın. Yeniden gücünü toplamanın çarelerini arayacaksın. Belki uykusuzluktan bitap düşecek belki sürekli bir uyku hâline duçar olacaksın. Bitkisel hayata girmiş dahi olsan, beyninin son kırıntısıyla dahi olsa asıl aradığını aramaktan vazgeçme. Onu istemeye devam et. İstikametin hep ona doğru olsun.

 

Hasta, elsiz, ayaksız uyur gibi de olsan aradığına doğru git, onu talep et.

 

VAKT-İ GÜFTAR Ü HAMUŞİ GAH GAH

SU BE SU KIL SA’Y-İ ŞEMM-İ BUY-İ ŞAH

 

Gâh konuşarak gâh susarak her tarafta o şahın kokusunu almaya çalış.

 

Eğer hayatının ana eksenini belirlersen durumların değişmesi bağlandığın eksenin değişmesine sebep olmaz. De ki, “sapasağlam bir kulpa tutunmak” gibi olsun. De ki, açık denizde demirlemiş bir geminin çapası gibi olsun. De ki bir pergelin sabit kalan ayağı gibi olsun. Nasıl olursa olsun aramaktan vazgeçme. İster konuş, ister sus, ister ağla ister gül, ister hüzün bir bulut gibi çökmüş olsun üstüne, ister neşeden ayakların yerden kesilmiş olsun. Hangi durumda olursan ol aramaya bir lahza olsun ara verme. Bir meleken dünya işleriyle meşgulse diğer meleken hakikati aramaya devam etsin. Ağzın konuşmakla meşgul ise burnun hakikat kokusunu arıyor olsun. Dikkatini o tarafa verirsen burnun ötelerden gelen kokuları duyacaktır. O hakikat arayışın bir şekilde yolunu istikametini bulacaktır.

 

DİDİ EVLADIM YAKUB-I NEBİ

YUSUF’UN BÎ-HAD GEREKDİR MATLEBİ

 

Yakup Peygamber çocuklarına Yusuf’u haddinden fazla arayın dedi.

 

Hatırlarsan eğer Yusuf’un hikâyesi de bir yönüyle böyle bir arayışın hikâyesidir. Yakup Peygamber ötelerden gelen hakikat ışığını Yusuf’un güzelliğinde bulmuştu. Bu yüzden Yusuf’un gözünün önünden bir an olsun ayrılmasına tahammülü yoktu. Kardeşleri Yusuf’u gezmeye götürmek istediklerini söylediklerinde, “onu kaybedersiniz, kurtlara yedirirsiniz diye korkarım” demişti. Hakikat arayışını kaybetmiş nadanlar, hırslarının ve nefretlerinin çölünde kaybolmuş olan kardeşleri Yusuf’u kuyuya atarsak babamızın ilgisi ve sevgisi bize döner diyerek batıl bir kıyasın peşine düşmüşler şeytanın mesleğine girmişlerdi. Yusuf’u kuyuya atıp eve döndüler. “Kardeşimizi kurt yedi” dediler. Yakup peygamber onlara “geri dönün, Yusuf’u aramaya devam edin, durmadan, ara vermeden, bırakmadan Yusuf’u arayın” dedi. Çünkü aramak aradığını bulduğundan emin oluncaya kadar devam etmek zorundaydı.

 

EYLEYİP HER SU TALEBDE SA’Y U CÎD

EMR-İ LAZIMDIR SİZE OLMAK MUCİD

 

Siz de talebiniz için gayret edin, çalışın. Zira onun için çalışma lüzumludur.

 

Sende Yakup Peygamber gibi ol. Çık ortaya Yusuf’unu ara. Yusuf’un hasretinden ağla. Gözlerin hiçbir şeyi görmez oluncaya kadar ağla. Gözlerin ağlamaktan Yusuf’u göremeyecek hâle gelirse Yusuf’un kokusunu duyacaksın. Mısırdan bile olsa o kokuyu duyacaksın, hissedeceksin. Ama aramaktan asla vazgeçmezsen bu kokuyu duyabilirsin. Hadsiz sınırsız, dursuz duraksız armaya devam edersen Mısırdan gelen kokulardan Yusuf’un kokusunu alacaksın.

 

DİDİ HAK “MİN REVHİNA LA TEY’ESU”

KIL TALEB GÜM-GEŞTE OGLU SU BE SU

 

Cenabı Hak “Hakk’ın lütfundan ümidinizi kesmeyin” buyurdu, sen de Yusuf’u kaybetmiş Yakup gibi her yanı ara.

 

Asla umudunu kaybetme. Artık bulamam diyerek aramayı bırakma. Aradığın eğer hakikatin ışığı ise er geç bulacaksın. Aradığın basit sıradan bir şey ise, olsa da olur olmasa da olur bir meta ise zaten sen bir şey arıyor sayılmazsın. Hakikat arayışında umutsuzluğa yer yoktur. Çünkü Cenabı Hak; “umutsuzluğa kapılmayın” fermanını buyurmuştur. Onun fermanına karşı çıkmak, onun rahmetinden umut kesmek küfürdür. Bunu unutma, umudunu kesmeden Yusuf’unu arayan Yakup Peygamber gibi sürekli aramaya devam et.

 

RAH-I HİSSİ EYLEYÜB VAKF-I REVAN

GUŞU ÇAR ETRAFA EYLE PÂSBÂN

 

Ağzınla sorup soruştur, kulağın dört bir yanı dikkatle dinlesin.

 

Bütün benliğini bir yere toplayıp öyle ara. Sadece gözlerinle araştırma. Gözün, kulağın, ağzın, dilin, elin ayağın, burnun neyin varsa hepsini arayışın için kullan. Aklını, düşünebiliyor oluşunu, mantığını, konuşabiliyor ol uşunu, kulağını, sesleri algılayabiliyor oluşunu sadece arayışın için hasret. Konuştuğun zaman konuştukların, aradığın hakikati sorup soruşturmak olsun. Kulakların sadece aradığın hakikati nerede bulabileceğini söyleyen fısıltılara açık olsun. O fısıltıları önemsemeyip dinlememezlik etme sakın. Kulaklarınla, yani dinleyerek birçok hakikate ulaşabileceğini unutma.

 

KANDE HOŞ BU OLDU İSTİŞMAM KIL

VAKIF-I RAZ OLMAGA İKDAM KIL

 

Nereden güzel bir koku alırsan kokla o sırrı anlamak için o tarafa doğru git.

 

Günahın kokusuna burnunu tıka. Evet, günahın da kendine has bir kokusu vardır. Günahın kok usu pis müstekreh insana rahatsızlık veren bir kokudur. Sen güzel kokulara doğru git. Kötü kokulardan mümkün olduğu kadar uzaklaş. Çünkü biliyorsun, kötü kokulu bir yerde duranın üzerine o kötü koku siner. Bir müddet çıkmaz üzerinden. O kokuyu veren şey kendisinde olmasa bile kokusu kalır. Tıpkı kötü kokular gibi güzel kokularda siner insanın üstüne. O yüzden kokuları araştırmak gerekir. Güzel kokulara yakın kötü kokulara uzak durmak gerekir. Güzel bir koku gelirse burnuna o hakikatin kokusudur. O tarafa doğru yürü. Güzel kokunun kendisi değilse bile kaynağı hakikate yaklaştırabilir seni. Bunu unutma.

 

KANDE GÖRSEN LÜTF-İ MANADAN ESER

ASLI-I LÜTFA TALİB OL BULDUN ZAFER

 

Nerede lütfun manasından bir iz görürsen aslını ara muvaffak olursun.

 

Hakikat arayışın kolay olmayacak. Kendisini bir anda bulamayacaksın. Çünkü hakikat kendine tahammül edebilenlere gösterir kendini. Onu aramak için gösterdiğin her çaba ona tahammül gücünü artıracak seni ona biraz daha hazırlayacaktır. Onu bulabilmek için ona giden izleri araştıracaksın. O izleri bulabilirsen izleri sürmeye devam et, izin seni götürdüğü aslı iste sürekli. Yoksa aslın izini bulmak kendini bulmak zannedersen yanılırsın.

 

BİR YEM-İ BÎ-GAYRETİNDİR OL KEMAL

CÜZİ TERK ET KÜLLE EYLE İŞTİGAL

 

Bütün bu kemal nihayetsiz bir denizdendir, cüzden geç külle git.

 

Bu arayış da aradığın da aradığını buluşun da sınırsız bir okyanustan gelmektedir. Bütün feyiz kaynakları o okyanustan doğar bütün hakikat çağlayanları o okyanusa doğru gider. Sen de parça olmaktan kurtulmak için bütüne giden yolları ara. Unutma o yolların her biri de kendi içinde yine aynı bütünün parçasıdır. Arayışın öyle bir raddeye gelsin ki artık parçalardan geç bütüne ulaş.

 

CENGİ HALKIN ZİNET-İ ZİBAYADIR

BERG-İ BÎ-BERGÎ İSE TUBAYADIR

 

Halkın mücadelesi hep süse püsedir. Yapraksızlık yaprağı tubanın alâmetidir. (Yoksulluk nimeti asıl saadetin nişanıdır.)

 

Şu dünya hayatı içinde gördüğün ne kadar savaş, çatışma, kavga, rekabet, hırs ve açgözlülük varsa hepsi bir hiç uğrunadır. Dökülen kanlardan sonra kan dökenin eline geçen kazanç takıp takıştırdığı süsler hükmündedir. Bir müddet sonra sıkılacak yeni bir duruma daha uygun daha farklı bir süsün peşine düşecektir. Sen bunların bir parçası olma. Süsün olmadığı yer süse ihtiyaç duyulmayan mutlak güzelliğin hüküm sürdüğü yerdir. Cennetteki Tuba ağacı görenleri kendinden geçirecek kadar güzeldir. Ama onun yaprakları yoktur. Yapraklar bu dünyadaki ağaçların süsü olabilir ancak. Tuba ağacının dalları mutlak güzellik olduğu için yaprakla süslenmeye ihtiyacı yoktur. Senin arayışın süs püs için olmasın. Halk bunun için istedikleri kadar birbirlerini boğazlasınlar. Sen onlardan olma. Mutlak güzelliğin arayışı içinde olursan mutlak güzelliği bulacağın için süslenmeye ihtiyaç duymayacaksın.

 

SULH İÇİNDİR HIŞMI HALKIN EY REFİK

RAHATA BÎ-RAHAT OLMAKDIR TARİK

 

Ey dost halkın hışmı hep sulh içindir. Fakat rahatın yolu hep zahmet çekmektir.

 

Sürekli arayış içinde olmak hem de bütün yeti ve yeteneklerle, bütün melekelerle ara vermeden aramak insanı yormaz mı? Bir yerde tıkanıp kalmaz mıyız? Bu cirim bu yüke takat getirebilir mi? Beşeri ve insani ihtiyaçlarımız olmayacak mı? Diye soracak olursan;

Bu ve benzeri soruların veya çekincelerin temel sebebi insanın asude yaşamak arzusudur. Nedense insan bir gün rahat ve huzur içinde yaşayabilmek için olmadık kavgaların olmadık çatışmaların içine girer. Bunu neden yaptığı sorulduğu zaman vereceği cevap hep aynıdır. “Bir gün bir köşeye çekilecek kafamı dinleyeceğim” der. Hangi şiddette bir kavgaya tutuşmuş olursa olsun kafasının bir tarafında rahat, huzur, barış, dinginlik içinde yaşamak arzusu saklı kalır. Ama bu ham-hayaldir. Çünkü hayatın özünde çatışma vardır. Şair bu yüzden şöyle demiştir. “Asude olam dersen eğer gelme cihane / Meydana düşen kurtulamaz seng-i kazadan” Asude bir hayat sürmek mümkün değildir. Hayat meydanına düşenin kafasına mutlaka kaza taşı değecektir. Çünkü asıl rahat rahatsızlıktadır. Zahmetsiz rahmet olmaz. Her zahmet, her sıkıntı, her musibet, her bela, her kaza taşı insanı biraz daha rahmete yaklaştırır. Asıl rahmet ise ömrü boyunca araması gereken hakikate ulaşması olacaktır.

 

(Manzum Nahifi Tercümesi C2 S38 B981-B998)

 

M. Sait Karaçorlu

editor@ahenkdergisi.com

 

Bu Yazı 1534 defa okundu.
NİYAZ
M. Faik Özdengül
Abdestin hakîkatine dâir
Cuma Mektupları
Mevlana’dan beslenme öğütleri
İsmail Güleç
TASAVVUF KAPILARI AÇMAKTIR
Mahmut Erol Kılıç
DERVİŞ GÖNÜLSÜZ GEREK
Muhsin İlyas Subaşı
HZ. MEVLÂNÂ'YA GÖRE RAMAZAN VE ORUÇ
Editör'ün Seçimi
Mevlevî
Mehmet Demirci
GERÇEK VE SAHTE DİN REHBERLERİ
Misafir Yazar
MESNEVÎ HİKÂYELERİ ÜZERİNE
Nuri Şimşekler
Vefâ
Ö. Tugrul İnançer
Mevlâna ile aramızdaki engeller...
Adnan K.İsmailoğlu
Hz. Mevlânâ’dan Nasîhatler
A.Selâhaddin Çelebi
MEVLÂNA DERGÂHI POSTNİŞİNLERİ
Yakup Şafak
Küfürle İmân
H. Nur Artıran
DERVİŞ II
Mehmet Fatih
Mesnevi Dersleri Aramak
M. Sait Karaçorlu
Tevekkül
Cemalnur Sargut
Sahte Şeyhler
Editör'den
MEVLÂNA’DA AŞK ESTETİĞİ
İsmail Yakıt
Mevlâna'yı Anlamayanlar
Tarihten Bir Yaprak
Mevlevilik
Sezai Küçük

Asitâne Mevlevi Kültür Dergisi

Anasayfa | Hakkımızda | Site Haritası | İletişim | E-mail
Semazen.net'in resmi web sitesidir.
Web sitemizin dışında farklı sitelere yönlendiren linklerin içeriklerinden Semazen.net sorumlu tutulamaz.
Copyright © 2005, Tüm Hakları Saklıdır.
Sayfa oluşturma zamanı: 0.0378 sn.
Programlama: CMBilişim Teknolojileri Görsel Tasarım: Capitol Medya