Site Haritası
Kur'an-ı Kerim
Hadis-i Şerif
Hz. Mevlana
Eserleri
Seyyid Burhaneddin
Bahâeddin Veled
Şems-i Tebrizi
Selahaddin Zerkubî
Sultan Veled
Hüsâmeddin Çelebi
Hz.Mevlâna Dergâhı
Sema
Adab ve Erkan
Yolun Mertebeleri
Çelebilik
Mevlevi Ayinleri
Mevlana İhtifalleri
Akademik
Yükle
Hizmeti Geçenler
Mesnevi Sohbetleri
Mesnevi Hikayeleri
Sesli Kitaplar
Duyuru&Etkinlik
Haberler
Semazen Video
Semazen Radyo
Projelerimiz
Foto Galeri
Soru ve Cevaplar
Keşkül Dergisi
Linkler
KONYA
Evrad-ı Şerif
Dinletiler



 

Google

Kur'an-ı Kerim

Dinleyelim


Hz. Mevlânâ'nın eserlerinden hangisini okudunuz?
Mesnevi
Divan-ı Kebir
Fihimafih
Mecalis-i Seba
Mektubat
Birkaçını
Hiç Birini
 
Tasavvuf Vaktidir
03 Temmuz 2018 14:49
(Dünyanın fânî nîmetleri elinden alınacak) âhiret yolcusuna,
Rabbinin adını zikret ve her şeyden kendini çekerek yalnız O’na yönel! [Müzzemmil, 8]

Harâb oldu gönül yâ Rab, evindir ânı tamir et…

Tüketti sanma hezâran, hikâyet-i aşkı
O kıssadan dahi söylenmedik neler kaldı
hezâran: bülbüller

Madem “Cân yine bülbül oldu” mihmânı olduğumuz dem bu dem ve fırsat elde iken hediyemizi ikram ile başlayalım söze: 254. Mestmp3

Aah zaman, gül yaprağına düşen bir kar tanesi gibi çabucak erir. Ramazan-ı şerif de, ömür de böyledir.Ancak biz aciz kullarına dünya ile alışverişi sürsün diye uzunmuş gibi gelir. Kuran ve Oruç ile infâk ayı bildiğimiz sebeb-i gufranımız Ramazan’ın da çoğu gitti azı kaldı erenlerim… Nedendir bilinmez yolun yarısını geçtiğinde can hüzünlenir, bir ayrılık heyecanıdır başlar…

Ektik, ektik, yetişecek,
Çoğu gitti, azı kaldı.
Bütün yollar bitişecek,
Çoğu gitti, azı kaldı.

Kur’an-ı Kerim okumakla ne büyük bir nimete nâil olduk. Güzeller güzeli Cenab-ı Hakk’ın lütfuna bak ki bizim ağzımızdan kelamını çıkartıveriyor. Kıraat ederken daima böye bir lütfa mazhar olduğumuz için hamd ü sena duygularıyla niyaz etmek gerek.

Hoş safalar vermiş bize vaslın şerbeti
Ey mübarek sabr-ı âli, şehr-i gufran elveda

Oruç nefsi Allah Teâlâ’nın rızası için helâlden dahî alıkoymak değil midir? Nefis iştihasını Allah Teâlâ’ya kurbiyyet (yakınlık) için tehir eden (erteleyen) rahmanî hudutlar içerisinde rahîmiyyet kokuları alırsın. Hal sahibi zatlar mâsivaya oruçludurlar. Şöyle beyân edelim: Nasıl ki bir insan oruçlu iken iftar vaktine kadar kendisini nimetlerden alıkoyar (haşa nimetlerden alıkoyar dedik fakat esasında en büyük nimet imandır) Fâni olan ikramları bâki olan ikrama değişmeyeceğini fiilen gösterir. Amma düşün ki bir adam imsak ettiği vakitte ağzıyla bir şey yemese de iftar vaktine kadar hep “Ah keşke yemek olsaydı, ah keşke şunu yeseydim, şunu işleseydim şöyle etseydim” dese o orucun feyzini alabilir mi? Alamaz. Demek ki kalbinde niyetle başladığı o amel ifsad olmasın (bozulmasın) diye o niyete uygun amel ve ahvâl içinde olmalı. Peki bir kişi Allah Teala’ya muhabbet ve kurbiyyet niyetinde ise artık masivaya (Allah’ın gayrında olan şeylere) meyleder ve yalanıp durursa kalbindeki bu imsak layıkıyla iftara erişir mi?

Kim, faziletine inanarak ve karşılığını Allah’tan bekleyerek ramazan orucunu tutarsa, geçmiş günahları bağışlanır. [Buhârî, Savm, 6]

Oruç der ki: “Oruç tutan can, helalden bile çekindi, bil ki harama varmasına artık imkan yok!” Zekat der ki: “Kendi malını bile muhtac olana veriyor, artık kendisiyle aynı yolda olandan nasıl çalar!”

Oruç seni gün gibi gönlü aydın, canı safa bir hale kor. Sonra da padişah ile buluşma olan bayram gününde varlığını kurban eder, seni varlıktan ve benlikten kurtarır. [Hz. Pir Mevlana]

Hazret-i Âişe (ra) annemiz anlatıyor: “Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- ramazan ayında ibâdet husûsunda diğer aylarda görülmeyen bir gayret içerisinde olurdu. ramazan’ın son on gününde ise kendisini çok daha fazla ibâdete verirdi. Bu günlerde geceyi ihyâ eder, âilesini uyandırır ve izârını bağlardı. (Yâni ibâdet için hazırlıklarını tamamlar ve büyük bir azimle Hakk’a yönelirdi.) [Müslim, İ'tikâf, 8]

Hayatın türlü meşgaleleri içerisinde meydana gelen niyet sapmalarının düzeltilmesi, bozulan yönlerin ıslâhı ve insanın bütün varlığıyla Allah’a yönelip rızâ-yı Bârî’yi kazanmaya çalışması ancak i’tikâf gibi bir ibadet ile gerçekleşebilir. İtikâf mü’mini aynı zamanda, Rabbinden başka dostun bulunmadığı kabir yalnızlığına alıştırır. Bu da ancak oruçla gerçekleşebileceği için, oruç günlerinin en efdali olan Ramazan’ın son on gününde emredilmiştir. İ’tikafa giren can, kalbini dünyadan ayırmak ve nefsini Mevlâ’ya teslim etmekle, Kerîm olan Allah’ın kapısına mülâzim(yapışmış), hal diliyle, “Rabbim beni mağfiret etmedikçe ben bu kapıdan ayrılmam.” demiş olur.

Bizi hiç ihmal etmediği bir sünneti olan, böylesi lâtif bir ibadet; “İ’tikaf” ile tanıştıran, numune-i imtisâlimiz, Habib-i Kibriya Efendimize, Cenab-ı Hakk’ın salat ü selamları adedince salat ü selam olsun.

Cemâlin hüsnüne canlar fedâdır yâ Resûlallah
Kelâmın kalb û ruha hoş gıdâdır yâ Resûlallah

Nimetlerine, ihsanlarına nâil olunca, Allâh’a şükret; lütfunu gördüğün kişiye de teşekkür et, onu an! İşte bu yüzdendir ki, Cenâb-ı Hak; «Peygamber’e salevât getirin!» buyurdu. Çünkü Hazret-i Muhammed (sav) mü’minlerin dönüp başvurdukları, müstesnâ ve emsalsiz varlıktır! [Hz. Pir Mevlana]

Canını Allah’a, gününü mescide bağlayan bir i’tikaf ehli, adeta ihtiyacı giderilinceye kadar büyük bir zatın kapısında bekleyen ve ısrarla dileğini tekrarlayan kimseye benzer, insan, dünyanın her türlü aldatıcı, çarpıcı süs ve alayişinden, gam ve telaşından uzaklaşma imkanı bulur. Gözünü gönlüne çevirme, kalbinin ve vicdanının sesini duyma fırsatı elde eder. Oruçla birlikte incelen cesedini, saflaşan ruhunu yaratılışının sırrına yönlendirme zeminine kavuşur. Kulluğun en devamlı ve en anlamlı olduğu haller bu hallerdir. Oruç, i’tikâf, sahur, iftar, mukabele, sadaka, hayrât ve hasenât… Bunlar, özellikle Ramazanda yoğunlaştığı için Ramazan kulluğun zirveye ulaştığı bereket ve rahmet mevsimidir, tasavvuf iklimidir.

Tasavvuf, dinimizin özü ve gerçek anlamı; asıl gaye olan insân-ı kâmil olmanın yolu ve yöntemidir. Özetle tasavvuf tüm devirlerde olduğu gibi hatta onlardan da fazla, yirminci yüzyılın şu stresli, sinirli, gerilimli, bunalımlı, şüpheci, aceleci, dertli, hasta ve bedbaht insanının da “nerede?” diye gece gündüz aradığı, yalan yanlış yerlerden sağlamaya çalıştığı gerçek mutluluğun ilahî yolu ve anahtarıdır.

O halde sen de ey can! Bu önemli ve hayati konuya ciddiyetle eğil, bu nurlu ilahî yola gir, iki cihan saadetini bul!

Herkes, her şey, Sen’i arıyor; Senin evinde i’tikafa girmiş, Senin kereminin, lütfunun kabesine yüzlerini dönmüşler, ibadet ediyorlar! Bazen çeng gibi, kapının önünde Sana rüku etmekte, bazen ney gibi, Senin nefesinin ümidi ile kamet getirmektedir! Yeter ey akıl! Artık, bu hüzünlü feryadı bırak; acıklı hikayeyi söyleme! Cesur olan her gönül, konuşarak değil, susarak hakikatin kokusunu alır! [Hz. Pir Mevlana]

Sen eyle ânı kim sana yaraşır,
Ben ettim ânı kim bana yaraşır!
Bizden isyân, senden ihsân!
Bizden dua, senden icabet.
Biz diken ektik, sen gül derlet yâ kerem kânı,
Yâ men izâ du’iye ecâbe ve izâ sü’ile a’tâ!

يامن إذا دعوية إجاب و إذا سأل أعطاء
(Ey dua edildiğinde icâbet eden, istenildiğinde ihsan eden Allahım)

Bizleri râzı olduğun hâl üzre eyle, kalplerimizdeki mâsiva muhabbetini ihrac eyle, sâdırlarımızâ ilhamat-ı Rabbaniyye’ni isâl eyleyiver!

Ya Rabbi! Niyetlerimizi, düşüncelerimizi, hislerimizi ve davranışlarımızı rızâ-yı Bârîn ile te’lîf eyle! Hayatımızı dâimî bir kulluk vecdiyle sonsuz bir ramazan rûhâniyeti içinde yaşayabilmemizi, ilâhî dostluk ve yakınlığa nâil olarak son nefesimizi ebedî bir bayram sabahının huzur ve saâdetiyle verebilmemizi nasîb ve müyesser eyle!

Yâ Rabbî! Peygamberler Sultânı Efendimiz’e ümmet olma şerefinin şükrünü lâyıkıyla îfâ edebilmeyi cümlemize nasîb eyle! Üzerimizdeki nîmetlerini artır! Ya Rabbi! Bizleri Şehr-i Ramazan’ın emsali kesiresi ile müşerref eyle, şikayetinden emin şefaatine nail eyle!

Ya Rabbi! Bizleri “günleri bitti diye değil” de Ramazanın hükmünün yerine getirilmesi ile “hale erdik” diye hakiki bayram eden aşık-ı sâdıklar zümresiyle haşr u cem eyle!

Savm u tesbîhimizi eyleye lutfuyla kabûl
İki âlemde nasîb ede visâline vüsûl

Hamiş: Efendim, “şu insanlar bizim şerrimizden emin olsunlar” diye bayrama erinceye kadar göz ve gönül aydınlığımızın mescidine misafir olacağız. Aksayacak mektuplar için peşinen özür beyan eder, kusurların affını taleb ederiz. Aşk olsun, huu

Günahkârım kusûrum çok derd-i ihsânına geldim
Senin affın günahkara atâdır yâ Resûlallah

Muhabbet-i Ehli beyt-i Mustafa üzerlerimize sâyebân,
Vakt-i şerif, sebeb-i gufran, aleme bayram olan Cuma,
Ümid-i gufran olan Ramazan-ı Şerif, Hakiki Bayram,
ömür ve şahsiyetlerimiz, ahir ve akibet,
zahir ve batınlarımız hayrola…

Aşk ola, aşk ile dola, Aşkullah,
Muhabbettullah, Marifetullah,
Şevkullah ve Zikrullah gönüllere nakşola erenler

Umalım ki Mevlam söylediklerimizi önce bize duyursun,
sonra ihtiyacı olanlara tesir buyursun. . .

Sözü çok olanın, yalanı dahi çok olur imiş;
Yüksek müsaadelerinizle

Mevlam ateş-i aşkınızı ziyâde eylesin
Gam ve telaş sizlerden uzak olsun da
huzur bulasınız efendim

BİR ÜMİT . . .

PÜR TAKSîR ÜMİD-i DÂİ
www.umutrehberi.com
yeni umutrehberi.wordpress.com
www.mestmp3.com
www.uyaneygozlerim.com
www.askinileasiklar.com

 

Bookmark and Share

Bu Yazı 3419 defa okundu.
KAPILAR
M. Faik Özdengül
Ölümsüzlük ağacı nedir?
İsmail Güleç
Mücâhidîn-i Mevleviyye Alayı
Yakup Şafak
MEVLANA'NIN ADALET FELSEFESİ
Misafir Yazar
Tasavvuf Hakkında...
Mahmut Erol Kılıç
Tasavvuf Vaktidir
Cuma Mektupları
SEYYİD-İ SIRDAN
Muhsin İlyas Subaşı
Tarikatın Ne Olduğunu Biliyor Muyuz?
Editör'ün Seçimi
Mevlevî
Mehmet Demirci
MEVLÂNÂ’NIN MESNEVİDEKİ AMACI
Nuri Şimşekler
MESNEVÎ'DE OLGUN İNSAN
Adnan K.İsmailoğlu
Hz. Mevlânâ’dan Nasîhatler
A.Selâhaddin Çelebi
SEMA ADABI
Ö. Tugrul İnançer
SABIRDAKİ ESRARLI GÜZELLİK
H. Nur Artıran
Mesnevi Dersleri Aramak
M. Sait Karaçorlu
Er-Rahman Er Rahim
Cemalnur Sargut
Din Yolu Hikmet Yoludur
Emin Işık
Semâ'daki Sırlar
Sezai Küçük
HZ. PEYGAMBER’İN DAVRANIŞLARI
İsmail Yakıt
Mevlevî Hatıraları
Tarihten Bir Yaprak

Asitâne Mevlevi Kültür Dergisi

Anasayfa | Hakkımızda | Site Haritası | İletişim | E-mail
Semazen.net'in resmi web sitesidir.
Web sitemizin dışında farklı sitelere yönlendiren linklerin içeriklerinden Semazen.net sorumlu tutulamaz.
Copyright © 2005, Tüm Hakları Saklıdır.
Sayfa oluşturma zamanı: 0.0347 sn.
Programlama: CMBilişim Teknolojileri Görsel Tasarım: Capitol Medya