Site Haritası
Kur'an-ı Kerim
Hadis-i Şerif
Hz. Mevlana
Eserleri
Seyyid Burhaneddin
Bahâeddin Veled
Şems-i Tebrizi
Selahaddin Zerkubî
Sultan Veled
Hüsâmeddin Çelebi
Hz.Mevlâna Dergâhı
Sema
Adab ve Erkan
Yolun Mertebeleri
Çelebilik
Mevlevi Ayinleri
Mevlana İhtifalleri
Akademik
Yükle
Hizmeti Geçenler
Mesnevi Sohbetleri
Mesnevi Hikayeleri
Sesli Kitaplar
Fihimafih Okumaları
Duyuru&Etkinlik
Haberler
Semazen Video
Semazen Radyo
E-Kart
Projelerimiz
Foto Galeri
Soru ve Cevaplar
Keşkül Dergisi
Linkler
KONYA
Evrad-ı Şerif
Dinletiler
Bağış



 

Google

Kur'an-ı Kerim

Dinleyelim


Hz. Mevlânâ'nın eserlerinden hangisini okudunuz?
Mesnevi
Divan-ı Kebir
Fihimafih
Mecalis-i Seba
Mektubat
Birkaçını
Hiç Birini
 
Ziyaretçi Defteri
Lütfen eleştiri, öneri ve değerlendirmelerinizi yazınız.
Toplam 1340 adet yazı bulunmaktadır.
Gönderen : Dede

Her satırı, her beyiti ayrı güzel, ayrı latif, ayrı deruni, ayrı bildiğimiz ve bilmediğimiz kadar sıfat barındıran bu eserin mukaddimesi sonsuz güzellikte;


Bize doğru yolu bulduran, bizi bu nimetlere kavuşturan allah'a hamd olsun. eğer cenab-ı hakk, bize doğru yolu göstermeseydi, biz doğru yolu bulamazdık. allah'ın rahmeti, peygamberi ve peygamberlerin en büyüğü, efendisi muhammed(s.a.v)'e ve onun kerem sahibi olan ve keremlere mazhar bulunan soyuna, sopuna olsun. bundan sonra şunu iyi biliniz ki, bu divan-i kebir'de bulunan sözler ruhani sırlardır. hakk'a gönül verenler için nuh'un gemisidir. kutsal nefeslerdir. ruha hoş gelen esintilerdir. rabbani ilhamlardır. seher vaktindeki feyzlerin gönül gözünü açan keşiflerdir. noksanlardan münezzeh allah'tan gelen varidattır. Eşi bulunmaz işaretlerdir. şaşılacak ibarelerdir. bahr-ı ehadiyetin nurlarıdır. gayb denizinin incileridir. Bu divan aşıklar divanıdır. manevi zevklerin kaynağıdır. gönüllerin ışığıdır. Aşıklara, ariflere makbul olan gerçek sözlerdir. Huzur ehlinin anahtarıdır. Gayb aleminindeki hür kişilerin makamlarıdır. Kalb sahiplerinin kalplerinin kalbidir. Gönül bahçelerinin çiçeğidir. Bu divan'daki sözler, has kulların meclislerine feyizler ve manevi zevkler getiren akar sulardır. Velileri anan ve andıran haberlerdir. Olgunlaşmış kimselere saadet kimyasıdır. Yakine erişmiş kardeşlerin hutbesidir. Allah'ı seven, kötülüklerden sakınan erlerin boynuna gerdanlıktır. Bu sözler münafıklara hakk'ın zülfikar'ıdır. Büyük ve hayırlı kişilerin ruhlarına iksirdir. Hakk yolunda sefere çıkanlara bir yolculuk armağanıdır. Ceberut kuşlarının dilidir. Melekut alemindeki meleklerin tesbihleridir.

Gönderilme Tarihi : 08.12.2006 14:13
Gönderen : mehmet inaltekin

değerli ilim erleri gönül erleri geçen hafta konyadaydım hak mübartek kulunun türbesini ziyaret nasip etti.şükür diyorum.ancak yıllar önce ziyaretimde türbeyi hizmet eden personeli kıyafetleriyle davranışlarıyla daha samimi görmüştüm.insanlar çocuklar görevlilerce azarlanıyor.kıyafetler mistik havayas uymuyor.kuran okunmuyor.giriş ücreti zaten yakışmıyor neden zaten konyaya gelen kişiler alışverişle ayin ücretiyle katkıda bulunuyorki.görsel açıdan türbe görevlileri mistizizme uymalı.ışıklandırma yetersiz.türbenin taş duvarları bakımsız kararmış.ziyaret alanlarına ulaşmada tabela yön levhaları yetersiz.çevrede yemek kaliteleri çok düşmüş.çevre işyerleri isportacı görünümünde.ayinin yapıldığı tesisin bahçesindeki çadır hiç yakışmamış adeta isportaya çağrı yapıyor.ayin alanı ile türbe arasındaki alan çok bakımsız işyerleri yol turizme hiç hitab etmiyor.sayın belediye başkanımız o alanları gezmiyor eminim.lütfen bu konu dünyaya hitab ediyor artık milli sermayemize siteniz aracılığı ile lütfen katkı koyalım büyüklerim.şems hazretlerinin türbesi ne kadar garip kalmış etkjinliklerr dıişında.sakın yanlış anlaşılmasın amacım eksik aramak değil canı gönülden bu vesile ile sayın belediye başkanımız ve yetkilişlerin yani türbe hizmetlilerinin çevre görselliğini protokollerin ışığına kapılıp ihmal etmemeleri ve gerekeni yapabilecek inanç ve kabiliyete sahip oldukları inancımdandır.sürçü lisan ettiysem affola.rızayı ilahi ve mübareğin şanına layık değerimize getreken gösteriş ve önemin artırılması dileğimdim

Gönderilme Tarihi : 06.12.2006 23:18
Gönderen : Bostan
Huuuuuuuu Erenler Sizin için döner sermaye diyorlar aslı nekadar dır bilemem ama şu son zamanda basında cıkan haberler olsun duyduklarımız gördüklerimiz olsun bu işi artık aşk ile degil sadece maddiyata dayalı oldugu görülmektedir ben derimki biz yine limon satmaya devam edelim derviş olamıyacamıza göre Saygılarımla Yaradan Yar Ve Yardımcımız Olsun
Gönderilme Tarihi : 05.12.2006 14:32
Gönderen : gokhan
AŞK DAİMA UYANIK KALMAKTIR .
 
 Hal dışı aşk :
 Ne uyuklamanın nede uykunun tutmadığını Kur’an’nın bakara suresi 255. Ayeti (Allah... O'ndan başka ilah yoktur. Diridir, kâimdir. O'nu uyuklama ve uyku tutmaz. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. İzni olmaksızın O'nun katında şefaatte bulunacak kimdir? O, önlerindekini vearkadakinibilir. (Onlar ise) Dilediği kadarının dışında, O'nun ilminden hiç birşeyi kavrayıp-kuşatamazlar. O'nun kürsüsü, bütün gökleri ve yeri kaplayıp-kuşatmıştır. Onların korunması O'na güç gelmez. O, pek yücedir, pek büyüktür. ) dede görünce anlar ki , alemin korunması için bu durum onun sevgisinin bir Makamıdır.
 
 Hakkın varlığı suretlerde tecelli eder .Cümlesini düşünmeye davet eder . Suretler için bazı hükümler bazı durumlar vardır.Bu durumlardan biri uyku halidir .Aşık sevgiliyi böyle benzeri bir surette görür fakat bu suretten dolayı ona ne uyuklama nede uyku tutar.O zaman aşık bu durumun alemin korunması için onun sevgisinin bir makamı olduğunu anlar . Sevgilisi bu durumdayken ,yani devamlı uyanıkken sevgilisiyle birlikte,  Bulunduğu zaman aşığa uyku haramdır . Bu nedenle aşık kendi kendine sevgiliden ayrıyken uyku bana haramsa onunla birlikteyken, müşahade halindeyken nasıl olurda,  Uyanık kalamam diye sorar.
 
 Sevgiliden ayrıyken uyku giremi göze
 Müşahade anında uyku olamı gözde
 Anla bu davette ışkı rahmanı hüdayı
 Rahim olan görünürde ikramı Ala’yı
 
 Ahmed benim , Muhammed ben
 Aşikar görünen benim ben
 Aşıkta ben maşukta ben
 Sıfatımdır görünen
 
 Zatımda yine ben yine ben
 Evvelde ben ahirde ben
 Zahirde ben batında ben
 Tek cevherdir görünen
 
 Ben mürşidi a-layım
 Gören göze rehberim
 Tek cevher benim
 Bana gel bana gel
 
 Bende bensiz ol
 İki gözün tek nuru ol
 Bende ben ol , bensiz ben ol
 Benzersiz ol benzersiz ol.
 
 sizin sitenizden istifade etmekteyim kendimden tasan bu nacizane ifadeleri ifadeleri göndermek istedim.
 
 GÖKHAN DİNÇ
 
 
Gönderilme Tarihi : 04.12.2006 19:07
Gönderen : A.Taha Bal
E.S.A. GÖNÜL DOSTLARI "Ey dostluk ve aşk yollarında yürüyen canlar, Allah size dâima Selâm ism-i şerîfiyle tecelli eylesin. Allah can gözlerinizden perdeyi kaldırıversin." Alıntısındaki Dua ya amin diyerek selam ve muhabbetlerimi semazen net teki gönül kardeşlerime sunuyorum semazen net ekibine ayrıca teşekkürlerimi e sevgilerimi sunuyorum Allah Razı olsun hepsinden gönül dostlarını buluşturmaya vesile oldukları için Hazretin sevgisini Efendi hazretleri koydu içime İmam Gazalinin deyimiyle dağınık ve boş rüyalar içinde dolaşırken efendi hazretleri attı Mesnevi Şerifin içine "oğlum aradığın bunun içindedir" dedi evdeki kütüpanemizde 3 farklı yazarın mesnevi olmasına rağmen bügüne değin elime bile almamıştım ama birgün bakalım ne diyormuş mübarek diyerek aldığım Mesnevi şerif te mıhlanıp kaldım "Ey Muin ve Muktedir olan Rabbim nasıl bir eserdir bu" diyerek dua etmiştim Onulmaz hastalıklara tutulanlara salâ! Ey onulmaz hastalıklara tutulanlar koşun buraya! Bizim ilâcımız hastalara birebirdir.” (Mesnevî, 3, 2700-2709) işte günümüzün hastalığı olan sevgisizlik hastalığına en güzel tedavi Mesnevi Şerif dir ve son olarak Rabbimden dileğim herkesin mesnevi ile tanışmasıdır ondan istifade etmesidir şifa bulur inşaallah sevgilerle
Gönderilme Tarihi : 02.12.2006 19:58
Gönderen : Korman Türkmen
Milliyet Blog yazarı olarak Mevlana ile ilgili araştırma yapıyorum. Mevlana ilgili mevcut yayımlanmış yazılarımı okumak için ziyaret edebilirsiniz: http://blog.milliyet.com.tr/rumi Tüm gönül dostlarına selamlar Korman Türkmen
Gönderilme Tarihi : 02.12.2006 12:13
Gönderen : sibel saadet
Evliyalık denince niçin sadece geçmişte yaşamış bir takım özel, seçilmiş insanlar anımsanıyor. Her devirde ve şu anda da her toplumda yaşamakta olan mürşidler olduğuna ve yeni evliyalar yetiştiğine inanıyorum. Ama insanoğlu gene aynı hatayı yapıyor, onları yok sayıyor. Meyve veren ağaçlar geçmişte de hep taşlanmıştı. Bu gün aramızda yaşayan Hakk aşıkları da iftiralara maruz kalıyor. Peygamber Efendimiz 14 asır önce yaşamasaydı da günümüzde vazifeli olsaydı bence, şu an dindar geçinen birçok kişi O'nu da yalanlar. Peygamberliği, etiyle kemiğiyle karşılarında duran bir insana yakıştıramazlardı. Herkes kalbini yoklasın derim. Din adına ahkam keserken gerçekte neyin peşindeyiz. Din adına konuşmak ateşten bir gömlektir. İnsanlar anlattıklarınızdan hoşnut, siz tepkilerden hoşnutsunuz peki ya Allahu Teala söylediğiniz her kelamdan acaba hoşnut mu? Dışladığınız, iftira attığınız, meczup zannettiğiniz ve yanında yer almadığınız evliyalar yaşıyor aramızda.. Aman dikkat. Hem Allah'ı, hem dostlarını incitiyorsunuz belki de.
Gönderilme Tarihi : 01.12.2006 11:45
Gönderen : Mehmet Sinan
Sitenizi yeni keşfettim. Bu kadar doyurucu bir site daha önce hiç görmedim. Emeği geçenlere sonsuz teşekkürler. Herkesten Allah Razı olsun. Gözlerinizden ışık, yüreklerinizden sevgi eksik olmasın.
Gönderilme Tarihi : 30.11.2006 18:41
Gönderen : ufuk
çok güzel tasarlamışsınız
Gönderilme Tarihi : 30.11.2006 17:40
Gönderen : zülfü
 Sitenizi kisa bir zaman once farkettim.Maarif ve İbtidanameyi siteniz vesilesiyle okuma firsati buldum.Cok tesekkur ederim. Gerek yayaimladiginiz eserler gerek e-kitaplar arayista olan canlara faydali olucaktir. Allah yar ve yardimciniz olsun.
Gönderilme Tarihi : 30.11.2006 13:09
Gönderen : Abdulbaki ÇINAR
Site üzerinde emeği olan tüm kardeşlerimizi sevgi ve saygı ile selamlıyor, hepinizden Rabbim razı olsun diyorum.
Gönderilme Tarihi : 30.11.2006 10:49
Gönderen : mustafa
Hz. Mevlana yı çok seviyorum.Hakkın sevgilisi bir insanı dünyaya yeterince anlatamayışımız burukluğu içindeyim.Onun için ne yapmalıyız.BARIŞ İSTEYENLER MEVLANAYI TAKİP ETMELİ ÇÜNKÜ O BİR DEVLET ADAMI DEĞİL AŞK İNSANI...
Gönderilme Tarihi : 29.11.2006 17:25
Gönderen : cemaleddin
Mümin nurlu lur ve nurlandırır.Zulmetle kirlenen internete nefes aldıran zat-ı devletlerine teşekkür etmeyi fakirane borç addederim. Fakirin zenginliği teşekkürüdür belki.Bizimkini de o kabilden sayınız lutfen. Cenab-ı Hak ve Teala Hazretleri hayırlı işlerinizde muvaffak eylesin. Fakir de bir dua ister bu vesileyle. Ruhumdaki istidatların hakkını vermeden dünyadan uçmak nasib olmasın. Allaha emanet olunuz.
Gönderilme Tarihi : 29.11.2006 09:55
Gönderen : kardelen
Her dil, gönlün perdesidir. Perde kımıldadı mı, sırlara ulaşılır.
Gönderilme Tarihi : 27.11.2006 10:32
Gönderen : adsız

 Mevlâna ve Diğer Dinler
 


Önce HZ. Mevlâna'dan bir kaç hikaye:


Mevlâna'nın evinde çalışan bir rum yapı ustası var. Mevlâna'nın müritleri bu kişiye; Mevlâna gibi bır zata yetiştin onu gördün neden müslüman olmuyorsun derler.oda ben 40 yıldır İsa dinindeyim,eğer müslüman olursam İsa'ya vefasızlık edeceğimden korkarım der.müritler bu cevabı  Mevlâna ya bildirirler. Mevlâna : bırakın o adamı der, o din sahibi bir adamdır, çünkü iman vefadır ,oda vefa sahibidir.


2. hikaye: bir gün Mevlâna sema halindedir.sorhoş bir hiristıyan semaya katılır ve arada sırada Mevlâna'ya çarpar. müritler onu kolundan tutup Mevlâna'dan uzaklaştırmak ıster.Mevlâna bırakın sema etsin der.müritler:ama efendim o bir tersa(bu kelime hırıstıyan anlamına geldiği gibi,korkan -anlamına da gelir.) derler. Mevlâna o bir tersa (korkan) ise, siz neden tersa(yani tanrıdan korkan) olmuyorsunuzda,onu kolundan tutup semadan uzaklaştırmaya çalışıyorsunuz. Müridler bu sarhoş hiristiyanı  bırakırlar ve de o Hz. Pir ile sema eder.


Hz. Pir e göre yaratıcıya hayran olan herkes dindardır ve bunu Hz. Pir fatiha suresindeki


Önceden Konya'ya yakın bir köy olan Sille'de bir eflatun kilisesi varmış. Mevlâna zaman zaman bu kiliseye gider,ordaki papazlarla sohbet eder, bir kaç gün orada kalır,yine bu kilisede uzlete çekilirmiş.Mevlâna'nın bu adeti, tekke ve zaviyeler kapatılana kadar ,uzun yıllar devam etmiş ve bazı çelebiler bu eflatun kilisesine gidip orada bir kaç gün kalırlarmış.


Bir mevlevi tekkesinde yetişmiş olan, Abdulbaki Gölpınarlı hoca  şöyle anlatır.İstanbulda bir balıklı kilisesi varmış.rahiplerden biri hastalanmış.derdine bir çare bulamamış.sonunda Yenıkapı mevlevihanesine getirmişler bu adamı.sema ayini yapılmış ve postnışın efendi bu papazın sağlığına  kavuşması için dua etmiş, dervişlerde amin demişler.tanrının izniyle bu papaz iyi olmuş.bu olaydan sonra balıklı kilisesi tarafından,yenikapı mevlevihanesine zeytinyağı vakfedilmiş ve her yıl küplerce zeytinyağı dervişlerin yemesi için yenikapıya gönderilmiş.


Yine gölpınarlı hoca anlatır:hoca yeni sema cıkardığı dönemlerde,hakkı ve abdullah dedelerle İstanbul'daki bır kiliseye gitmişler,sema kıyafetleriyle. kilisede  ayin varmış, onlarda bu ayine katılmışlar.bir ara hakkı dede, hırkasını çıkarıp, hz.İsa nın çarmıha gerilmiş heykeline baş kesmiş ve semaya başlamış.tabiki,arkasından Abdullah Dede ve Gölpınarlı.Bu mevlevi dervişlerin ayine katıldığını gören hırıstiyan cemaat cuşa gelmiş ,yer yerinden oynamış ve feyizli bir ayin  olmuş. daha sonra bu mevlevileri en ön sıraya oturtmuşlar.sonra bir genç, kadife bir örtüye sarılmış incili kilisede dolaştırmaya başlamış.herkes bu incili sırayla öpüyormuş.sıra tam bizim mevlevilere gelince genç, onları atlamak istemiş.hakkı dede genci kendine doğru çekmiş ve incili 3 sefer öpmüş ve tabii diğerleride. Ayinden sonra kilisenin papazı  bu mevlevi canlarına, izzet ikramda bulunmuş ve onlarla sohbet etmiş.


Konya'da halen bır katolik kilisesi var. bu kilisenin papazı yok. Sadece 2 tane rahibe var. bir kaç kez bu kiliseyi ziyaret ettim.o sıralarda, hollanda dan çişti tarikatına mensup bir grup sema ayini yapmamız için bizi Hollandaya davet etti l ve biz bu seyahatin hazırlıklarını yapıyoruz.sema heyetinin bası büyüğümüz olan zat bana : sen bu kiliseye gidip geliyorsun,bu kilisenin papazı yok değilmi dedi. evet efendim dedim.olmaz dedi ;nasıl imamsız cami olmazsa ,papazsızda kilise olmaz, hollandaya gittiğimizde bu kiliseye, oranın papazlarından bir papaz isteyelim dedi.denhag(lahey)ın en büyük kilisesine gittik.amacımız konyada ki kiliseye papaz istemek.bir görevli karşıladı bizi.durumu ona anlattık. görevli hem sevindi, hem üzüldü.efendim dedi, burası denhag ın en büyük kilisesi ama ne yazıkki buranın 14 yıldır papazı yok.büyüğüm güldü.rahibesi varmı buranın dedi. görevli yok dedi.sadece ben varım.sonra bana dönüp,biz buraya rahip istemeye geldik, burdaki kilise bizimkindende garip,biz bur da bir ayin-i cem yapalımda bu mekan şenlensin dedi.daha sonra biz o kilisede bir ayin-i cem yaptık.


Menakıb-ul arifinde şöyle anlatılır: Hindistandan Konya'ya  gelen bir grup rahip[bunlar budist yada hindu rahipler]Sultan Veled  efendimizle görüşürler ve bizim inancımızda 39 tane Tanrı  vardır siz bu konuda ne dersiniz diye sorarlar.Sultan Veled efendimiz:dogrudur, ama sizin bu 39 küçük tanrınız ,bizim 40. büyük tanrımıza yani Allah'a hizmet ederler der. çok tanrı inaçları, genelde mitolojilerde vardır ve tevhid noktasına  ulaşamıyan insanda bir nevi mitolojide yaşıyor sayılmazmı ? para,şehvet, makam ,hırs vs gibi mitolojik tanrıları vardır onun tıpkı bu hintli rahipler gibi.


İsrailde kudüste italyan semazenlerle bir ayin yapacağız.2 musevi genç geldi semadan önce, ellerinde sema valizleriyle. biz semazeniz dediler ve izin verirseniz sizinle sema etmek istiyoruz. bu gençler semayı videodan öğrenmişler, çok fazla teknik bilmiyorlar ama pırıl pırıl 2 genç.gözleri ne olur izin verinde sema edelim der gibiydi. ıtalyanlardan 2 si hırıstiyandı,2 de musevi geldi,ehh bende az buçuk müslüman sayılırım dedim,hadi hep beraber cemmül-cem olalım dedim.ve Hz Mevlâna'nın cenaze töreni aklıma geldi oracıkta.hani iseviler Mevlâna için o bizi İsamızdı, museviler o bizim Musamızdı, Mevlâna ekmek gibidir, siz ekmekten kaçan bir aç gördünüzmü, bizler açız, o güneş gibidir bütün alemi ısıtır demişlerdi ya.biz o semada bunu yeniden yasadık.


muhabbetle......


huuuuu
 

Gönderilme Tarihi : 27.11.2006 00:16
Gönderen : Mehmet
Esselamu aleyküm, değerli Semazen yöneticileri. Hasretle andığımız bir hizmeti bütün gönlü muhtaçlara en güzel bir şekilde ulaştırıyorsunuz. ALLAH yepdığınız hizmeti, ibader hükmüyle kabul etsin. Sizlerden acizane bir isteğim var. Yaparsanız çok faydalı olacağına inanıyorum. Cenabı Mevlananadan günümüze kadar gelmiş geçmiş Üstadları hocaları bir başlık olarak sitenizde tanıtıp yer verirseniz, geçmişimizi ve büyüklerimizi güzel bir şekilde öğreneceğiz. Saygılarımla vessalam.
Gönderilme Tarihi : 23.11.2006 17:30
Gönderen : ARİF TARHAN
İNŞAALLAH BU TÖRENLERDE DİĞERLERİ GİBİ ÇOK GÜZEL VE HUŞU İÇİNDE GEÇER GELMEYİ ÇOK İSTİYORUM AMA NASİP İNŞAALLAH BİLET BULUP GİREBİLİRİM
Gönderilme Tarihi : 23.11.2006 12:52
Gönderen : MIZRAK
ESSELMAÜNALEYKÜM SEVGİLİ GÖNÜL DOSTLARI.YAKLAŞAN ŞEB-İ ARUS GECESİNDE BİZİMDE HEP BERABER ŞEB-İ ARUS UMUZUN OLMASI TEMENNİSİ İLE.ESEN KALIN...
Gönderilme Tarihi : 22.11.2006 09:37
Gönderen : serpil
şu an saat gecenin ikisi.siteye tesadüf girdim.ve bir değerli insanın sohbetini okurken gecem gündüz oluverdi.herşey çok hoş hepsini okumak isterdim.ama her fırsat bulduğumda eminim ziyaret ederim.allah razı olsun.öyleya hocamızın dediği gibi HAYATI İBADET KILMAK.bu olsa gerek
Gönderilme Tarihi : 22.11.2006 01:36
Gönderen : kardelen

Mantıku't-Tayr'ın lügât-ı mutlakından söyleriz Herkes anlamaz bizi bizler muamma olmuşuz Lafz u suret cism ile anlamak isterler bizi Biz ne elfazız ne suret, cümle mânâ olmuşuz

Gönderilme Tarihi : 21.11.2006 10:39
Sonuçlar : [ 1 ] - [ 2 ] - [ 3 ] - [ 4 ] - [ 5 ] - [ 6 ] - [ 7 ] - [ 8 ] - [ 9 ] - [ 10 ] - [ 11 ] - [ 12 ] - [ 13 ] - [ 14 ] - [ 15 ] - [ 16 ] - [ 17 ] - [ 18 ] - [ 19 ] - [ 20 ] - [ 21 ] - [ 22 ] - [ 23 ] - [ 24 ] - [ 25 ] - [ 26 ] - [ 27 ] - [ 28 ] - [ 29 ] - [ 30 ] - [ 31 ] - [ 32 ] - [ 33 ] - [ 34 ] - [ 35 ] - [ 36 ] - [ 37 ] - [ 38 ] - [ 39 ] - [ 40 ] - [ 41 ] - [ 42 ] - [ 43 ] - [ 44 ] - [ 45 ] - [ 46 ] - [ 47 ] - [ 48 ] - [ 49 ] - [ 50 ] - [ 51 ] - [ 52 ] - [ 53 ] - [ 54 ] - [ 55 ] - [ 56 ] - [ 57 ] - [ 58 ] - [ 59 ] - [ 60 ] - [ 61 ] - [ 62 ] - [ 63 ] - [ 64 ] - [ 65 ] - [ 66 ] - [ 67 ]
NİYAZ
M. Faik Özdengül
Abdestin hakîkatine dâir
Cuma Mektupları
Mevlana’dan beslenme öğütleri
İsmail Güleç
TASAVVUF KAPILARI AÇMAKTIR
Mahmut Erol Kılıç
DERVİŞ GÖNÜLSÜZ GEREK
Muhsin İlyas Subaşı
HZ. MEVLÂNÂ'YA GÖRE RAMAZAN VE ORUÇ
Editör'ün Seçimi
Mevlevî
Mehmet Demirci
GERÇEK VE SAHTE DİN REHBERLERİ
Misafir Yazar
MESNEVÎ HİKÂYELERİ ÜZERİNE
Nuri Şimşekler
Vefâ
Ö. Tugrul İnançer
Mevlâna ile aramızdaki engeller...
Adnan K.İsmailoğlu
Hz. Mevlânâ’dan Nasîhatler
A.Selâhaddin Çelebi
MEVLÂNA DERGÂHI POSTNİŞİNLERİ
Yakup Şafak
Küfürle İmân
H. Nur Artıran
DERVİŞ II
Mehmet Fatih
Mesnevi Dersleri Aramak
M. Sait Karaçorlu
Tevekkül
Cemalnur Sargut
Sahte Şeyhler
Editör'den
MEVLÂNA’DA AŞK ESTETİĞİ
İsmail Yakıt
Mevlâna'yı Anlamayanlar
Tarihten Bir Yaprak
Mevlevilik
Sezai Küçük

Asitâne Mevlevi Kültür Dergisi

Anasayfa | Hakkımızda | Site Haritası | İletişim | E-mail
Semazen.net'in resmi web sitesidir.
Web sitemizin dışında farklı sitelere yönlendiren linklerin içeriklerinden Semazen.net sorumlu tutulamaz.
Copyright © 2005, Tüm Hakları Saklıdır.
Sayfa oluşturma zamanı: 0.0406 sn.
Programlama: CMBilişim Teknolojileri Görsel Tasarım: Capitol Medya