Mevlânâ’nın Eserlerinde Sosyal İlişkiler ve Toplum Düzeni
25-28 Mayıs 2006 – Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nin düzenlediği Uluslararası Düşünce ve Sanatta Mevlana Sempozyumu
MEVLANA’NIN ESERLERİNDE SOSYAL İLİŞKİLER VE TOPLUM DÜZENİ
Doç. Dr. Adem ESEN
(ÖZET)
Mevlana Celalettin Rumi çağını aşan bir mutasavvıf ve düşünür olarak insanı tanımanın üzerinde durmuştur. Kendi kendini tanımak olarak bilinen bu metotla beraber, toplumsal ilişkilere de yer vermiştir. Şehirlerdeki düzen, çarşılar, devletin vergi toplama, adalet gibi fonksiyonlarını belirtmiştir. İnsanların farklı karakterlerde olmasından dolayı işbölümünün ortaya çıktığını, toplumsal uzlaşmanın esas alınması gerektiğini, dünyanın zıtlıklardan oluştuğunu ve fakiriere destek olunmasını (bir anlamda sosyal sigorta sistemi) ele almıştır.
Giriş
2007 yılı Mevlana yılı olarak ilan edilmiştir. Çağını aşan büyük mutasavvıf Mevlana Celaleddin Rumi’nin (kısacası Mevlana) eserleri döneminin yaşantısını aksettirmektedir. Toplum düzeni fikrine büyük önem veren Mevlana, eserlerinde hem bu sistemi sağlayan hususları, hem de düzeni bozan kişileri ve davranışları ele almıştır.
1207 yılında Belh’te doğan Mevlana, ailesiyle birlikte buradan göç ettiğinde 5 yaşında idi. Buradan Bağdat’a gitti(ler). Babası Balıa-i Veled Bağdat’ta üç günden fazla kalmadı ve Hicaz’a gitti. Hac farizasından sonra Şam’a uğradı. Bir rivayete göre buradan Erzincan’a geçti ve burada dört yıl kaldı. Malatya’da ve Larende’de 7 yıl oturmuştur. Aile tüm Anadolu vilayetlerinden Konya’yı beğenmiş ve burada ikamet etmiştir. Mevlana, 18 yaşında iken Karamanlı Gevher Hatunla evlenmiştir. Mevlana, babasının ölümünden sonra Kayseri’ye oradan Halep ve Şam’a gitmiştir. Buralarda yedi yıldan az kalmış ve Konya’ya dönmüştür. 1273 yılında da Konya’da vefat etmiştir1 • Dolayısıyla Mevlana gerek göç sırasında, gerekse tahsil için gittiği yıllarda birçok şehri görme imkanı bulmuş ve değişik topluluklarda yaşamıştır. Mevlana’nın uzun süre yaşadığı ve öldüğü yer olan Konya, Selçuklu devletinin başkenti, dış görünüş ve kurumlan bakımından Türk şehireilik geleneklerini en iyi aksettiren yerde.
Mevlana’nın toplumla ilgili görüşleri psikolojist ekolle açıklanmaktadır. Kendi kendini tanıma metodu (introspective) olarak tanımlanan bu metot, tasavvufun vahdet-i vücut görüşü ile örtüşmektedir. Ancak bunu, sosyal olayları insan içgüdüsü ile açıklayan teorilerle karıştırmamak gerekir. Mevlana’ya göre bütün toplumsal yapılar tevhid çizgisi içinde şekillenmelidir. Bu sebeple toplumsal dinamiklerin en esaslı motifi Allah aşkıdır.
Mevlana’nın mürltieri arasında Konya eşrafı ve ileri gelenleri vardı. Kendisi halk tarafından da benimsenmişti. Mevlana’dan sonra Mevlevilik 16. asırdan itibaren yavaş yavaş köylerden şehirlere yönelmiş, bu tarikata halktan ziyade, beyzadeler, devlet ricali ve hatta padişahlar girmiştir. Bu sebeple Mevlevilik burjuva olarak bile görülmüştür. Mevlana ve Mevlevilik siyasi bir hareket içinde bulunmamıştır. Sünni inançlara taraftar, sosyal, siyasi ve ekonomik düzenin korunmasından yana olmuştur.
Bu çalışmada Mevlana döneminde Konya’nın siyasi, sosyal ve iktisadi yapısı ile onun eserlerinde sosyal düzeni ele alışı ve bu konudaki fikirleri incelenmeye çalışılmaktadır.