OSMANLI SAHASINDA YAZILAN FARSÇA BİR ŞERH: ŞERH-İ MÜSTEZÂD-İ MEVLÂNÂ

A+
A-

MEVLÂNA VE MEVLEVÎLİK HARSİYATI-1 Kitabı

OSMANLI SAHASINDA YAZILAN FARSÇA BİR ŞERH: ŞERH-İ MÜSTEZÂD-İ MEVLÂNÂ

Çetin KASKA – Sayed Salahuddin AMIN

ÖZ

Bilindiği üzere Mevleviyye tarikatının kurucusu, mutasavvıf, âlim ve şair Mevlânâ’nın eserleri üzerine Farsça, Türkçe ve Arapça birçok şerh kaleme alınmıştır. Yazılan bu şerhlerden biri de Şerh-i Müstezâd-i Mevlânâ’dır. Bu Farsça mensur-manzum şerh, 18. yüzyılda yaşayan mu­tasavvıf ve âlim İbrâhîm b. Haydar b. Ahmed es-Safevî el-Hüseynâbâdî tarafından yazılmış ve Damad Silahdar İbrahim Paşa’ya takdim edilmiştir. Besmele, hamdele ve salvele ile başlayan bu şerhin sebeb-i telif bölümünde İbrâhîm b. Haydar kederli ve hüzünlü bir vakitte ümitsizce bir köşede düşünürken, birden manevi sırların kâşifi, gözü ve gönlü aydınlatan Mevlânâ’nın Müstezâd adlı eserinin hatırına geldiğini, her bir beyti Allah’ın sırlarının kaynağı, her bir kelimesi Allah’ın sembolünün nişanesi, her bir cümlesi Allah’ın hazinesi hükmünde olan bu eseri büyük bir iştiyakla okuduğunu ve daha sonra onu şerh etmeye niyetlendiğini ifade etmiştir. İbrâhîm b. Haydar mukaddimenin sonunda bu eseri tamamlayıp devlet adamı İbrahim Paşa’ya takdim ettiğini ve Allah’ın inayetiyle kendisinin bu eseri kabul edeceğini beyan etmiştir. İbrâhim b. Haydar daha sonra Mevlânâ’ya ait olduğu söylenen 18 beylik Müstezâd’ın şerhini vahdet-i vücûd düşünce sistemi çerçevesinde yapmıştır. Şerh yapılırken ayet ve hadislerle birlikte Şeyh Ebü’l-Vefâ, Feridüddin Attâr, Muhyiddin İbnü’l- Arabî, Bûsîrî, Sadreddin-i Konevî, Fahreddin-i Irâkî, Müeyyidüddîn Cendî, Saîdüddîn-i Fergânî, Dâvûd-i Kayserî, Efdalüddîn-i Kâşânî, Mahmûd-i Şebüsterî, Mollâ Câmî, Celâleddin-i Devânî gibi mutasavvıflardan iktibaslar yapılmıştır. İbnü’l-Arabî’ye nisbet edilen tasavvufî ve fikri bir hareket olan Ekberiyye hareketi çerçevesinde kaleme alınan bu şerhin müellifi, Mollâ Câmî ve Celâleddin-i Devânî’den büyük ölçüde etkilenmiştir. 41 Farsça ve 9 Arapça beytin yer aldığı söz konusu şerhin kütüphanelerde dört yazma nüshası bulunmaktadır: Süleymaniye Kütüphanesi, Lala İsmail Bölümü, nu. 169/2, vr. 16b-31b; Topkapı Sarayı Kütüphanesi, Mehmed Reşat Bölümü, nu.228, vr. 1b-9b; Beyazıt Kütüphanesi, Veliyyüddin Efendi Bölümü, nu. V3191/16, vr. 113b.-121b; Mevlânâ Müzesi Kütüphanesi, nu. 4874. Bu çalışmada Şerh-i Müstezâd-i Mevlânâ adlı eserin dört nüshası esas alınarak ilk defa tahkiki yapılacak ve İbrâhîm b. Haydar’ın yaşam hikayesine değinilecektir.

Anahtar Kelimeler: Şerh-i Müstezâd-i Mevlânâ, İbrâhîm b. Haydar, Mevlânâ, Osmanlı Sahası, Farsça.

A Persian Commentary Written in Ottoman: Sharh-i Mustazād-i Mawlānā

Çetin KASKA

Sayed Salahuddin AMİN

Abstract

As is well known, numerous commentaries in Persian, Turkish, and Ar- abic have been written on the works of Mawlānā, the founder of the Mevleviyya order, a sufi, scholar, and poet. One such commentary is Sharh- i Mustazād-i Mawlānā. This prose-and-verse Persian commentary was authored by the 17th-century sufi and scholar İbrāhīm b. Ḥaydar b. Aḥmad al-Ṣafawī al-Ḥusaynābādī and was presented to Damad Silahdar İbrahim Pasha. Beginning with the traditional invocation of basmala, ḥamdala, and ṣalwala, the author explains in the preface that during a time of sorrow and despair, while sitting hopelessly in a corner, he suddenly remembered Mus- tazād, a work by Mawlānā that illuminates the heart and mind and reveals divine secrets. He states that he read this work, whose every couplet is a

source of divine mysteries, every word a symbol of God, and every sen- tence a treasury of divine knowledge, with great enthusiasm and then re- solved to compose a commentary on it. At the end of the introduction, İbrāhīm b. Ḥaydar notes that he completed the work and presented it to İbrahim Pasha, expressing his hope that, with God’s grace, the Pasha would accept it. He then proceeds to comment on the 18-couplet Mustazād at- tributed to Mawlānā. Throughout the commentary, he incorporates verses from the Qur’an and Hadiths, as well as citations from notable Sufi figures such as Shaykh Abu’l-Wafā, Fariduddin Attar, Muhyiddin Ibn al-‘Arabi, Busiri, Sadruddin al-Qunawi, Fakhruddin ‘Iraqi, Mu’ayyiduddin Jandi, Sa’d al-adîn Farghani, Dawud al-Qaysari, Afdaluddin Kashani, Mahmud al- Shabustari, Molla Jami, Jalāl al-dīn al-Dawani. The author of this commen- tary, written within the framework of the Akbariyya movement – a Sufi and intellectual current attributed to Ibn al-ʿArabī – was significantly influenced by Mollā Jāmī and Jalāl al-dīn al-Dawānī. The commentary contains 4 ۱Per- sian and 9 Arabic couplets and is extant in four manuscript copies held in various libraries: Süleymaniye Library, Lala Ismail Section, no. 169/2, fols. 16b–31b; Topkapı Palace Library, Mehmed Reşad Section, no. 228, fols. 1b– 9b; Beyazıt Library, Veliyyüddin Efendi Section, no. V3191/16, fols. 113b– 121b; and Mevlānā Museum Library, no. 4874. In this study, the work titled Sharh-i Mustazād-i Mawlānā will be reviewed for the first time based on its four copies and the life story of İbrāhīm b. Ḥaydar will be mentioned.

Keywords: Sharh-i Mustazād-i Mawlānā, İbrāhīm b. Ḥaydar, Mawlānā, Ottoman Context, Persian

 

Giriş

Osmanlı Devleti, Anadolu’da Farsçaya verilen değeri, Büyük Selçuklular, Anadolu Selçukluları ve Anadolu Beylikleri’nden dev­ralarak, daha da geliştirmiştir. İyi bir medrese eğitimi alan Osmanlı padişahları, edebiyat dili olarak Farsçayı öğrenmiş ve bu dilde di­van tertip edecek derecede yetkinlik kazanmışlardır. Nitekim Yavuz Sultan Selim, Sultan III. Murad, Kanûnî Sultan Süleyman, Cem Sul­tan ve Şehzade Bayezid, Farsça divan sahibi Osmanlı sultanları ara­sında yer almaktadır. Osmanlı’nın son dönemlerine kadar devlet yöneticilerinin Farsçaya duyduğu ilgi ve ona verdikleri himaye de­vam etmiştir. Özellikle Fatih Sultan Mehmed devrinde sarayda bir­çok İranlı şair ve yazar toplanmış ve İran’dan İstanbul’a pek çok orta dereceli şair gelmiştir. Bu dönemde İran’dan Anadolu’ya gelen her şahıstan şairlik beklenmiş; hatta edebî mahareti bulunmayan kişilerin bile şairlik iddiasında bulundukları görülmüştür. Fatih Sultan Mehmed’in ardından tahta çıkan Sultan II. Bayezid, dönemin önde gelen İranlı şairlerinden Molla Câmî ile mektuplaşmış ve ken­disine hediyeler göndermiştir. Molla Câmî de bu münasebetle ünlü mesnevisi Silsiletü’z-Zeheb’in üçüncü defterini Sultan II. Bayezid’e ithaf etmiştir. Yavuz Sultan Selim döneminde ise, Şah İsmail’in bas­kısından kaçan şair ve âlimler Osmanlı sarayında himaye görmüş; Farsça şiir söyleyen şairler teşvik edilmiş ve Acem coğrafyasındaki sanatçılar İstanbul’a davet edilmiştir. Kanûnî Sultan Süleyman da Muhibbî mahlasıyla Farsça bir divan kaleme almış, aynı zamanda Farsça eser yazan şair ve yazarları desteklemiştir (Kanar, 1995, 11­16; Değirmençay, 2013, 1-31; Aydın, 2010, 9-18). Sultan III. Ahmed, damadı Sadrazam Silahdar İbrahim Paşa ile birlikte, Nedim, Seyyid Vehbî, İzzet Ali, Neyli Ahmed, Nahîfî, Sâmi, Vakanüvis Râşid Efen­di gibi dönemin şairlerini himaye ve taltif etmiş ve Necib mahlasıyla şiirler yazmıştır. Sultan III. Ahmed, Doğu ve Batı dillerindeki eserle­ri tercüme ettirmiş, sanatçıları korumuş ve saltanatı döneminde sanatın gelişmesine yardımcı olmuştur (İsen – Durmuş, 2021: 216). Sultan III. Ahmed döneminde pek çok Farsça şerh de kaleme alın­mış, bu eserlerden biri de Şerh-i Müstezâd-i Mevlânâ’dır. Bu eser İbrâhîm b. Haydar tarafından Sultan III. Ahmed döneminde sadra­zamlık yapmış olan Damad Silahdar İbrahim Paşa adına yazılmıştır.

A- Araştırma ve Değerlendirme

1- İbrâhîm b. Haydar’ın Hayatı ve Eserleri

İbrâhîm b. Haydar’ın ne zaman ve nerede doğduğu bilinmemek­tedir. Dürretü’l-Fâhire adlı eserinin girişinde adını İbrâhîm b. Hay­dar b. Ahmed b. Haydar-i Kürdî el-Hüseyinâbâdî şeklinde zikret­miştir. İlk eğitimini babası Haydar b. Ahmed’den almış ve onun vefatından sonra Mâverân’daki medresenin başına geçmiştir. Tedris ve tasnif işlerini aksatmayan İbrâhîm b. Haydar pek çok şehre seya­hat etmiştir. Nitekim Şerh-i Kasîde-i Bânet Süâd adlı eserinin sonunda Halep şehrine gittiğini ve adı geçen eserini Şeyh Taha adındaki biri­ne okuttuğunu ifade etmiştir. 1122/1710 yılında ise Kerkük’te ikamet etmiş ve orada tedris ve tasnif ile meşgul olmuştur. 1126/1714 yılın­da dönemin Osmanlı sadrazamı Silahdar Şehid Ali Paşa tarafından fıkhî bir meselenin çözümü için İstanbul’a davet edilmiş, bu seyahat sırasında Fusûsü’l-Yâkût adlı eserini kaleme almış ve adı geçen sad­razama ithaf etmiştir (Hüseynî, 2018, 141-143; İbrâhîm b. Haydar, nr. A4350, vr. 77a; nr. A3842, 2b-3a; nr. 677, vr. 70b-71a).

İbrâhîm b. Haydar, İstanbul seyahati sırasında Sultan III. Ahmed ile de görüşmüş ve onun ilgisine mazhar olmuştur (Hüseynî, 2018: 142). Tefsîr-i Sûre-i Fâtiha adlı eserini 1127/1715’te Edirne’de bitirmiş ve Sadrazam Şehid Ali Paşa’ya hediye etmiştir. Mecazi aşkı anlattığı Mülhamât-i Rabbâniyye adlı eserinde Edirne’de ikamet ettiğini ve orada Mevlevî tarikatının zikir ve sema meclislerine iştirak ettiğini ifade etmiştir. Sadrazam Ali Paşa 1128/1716 yılında şehit edilince İbrâhîm b. Haydar, Rumeli’yi terk edip Mâverân’a gitmiştir. İbrâhîm b. Haydar, Mülhamât-i Rabbâniyye adlı eserinde Rum ve Afgan savaşı sırasında Letâifü’l-Tâvîl adlı eserinin yok olduğunu da belirtmiştir. 1113/1701 yılında kaleme aldığı Lâlestân adlı eseri de adı geçen savaşta kaybolmuş ve 1140/1727 yılında onu tekrar kaleme almıştır. İbrâhîm b. Haydar 1139/1726 yılında Bağdat Valisi Ahmed Paşa ile birlikte Afganlara karşı savaşmış, Ahmed Paşa’nın ordusu Hemedân şehrine kadar Afgan ordusunu kovalamıştır. Afganlara karşı yapılan bu savaşta İbrâhîm b. Haydar’ın bazı eserleri kaybol­muştur. Daha sonra Nâdirşâh, Mâverân’a saldırmış ve İbrâhîm b. Haydar ve ailesi Mâverân’ı terk etmiştir. Hayatının son demlerini Mâverân’ın köyünde geçiren İbrâhîm b. Haydar 1156/1743 yılında vefat etmiştir. Kabrinin nerede olduğu bilinmemektedir. İsmâil, Sıbgatullâh, Ârif, Fethullâh, Âsım, Fazlullâh, İsâmüddin Ömer adla­rında altı oğlu olduğu söylenmiştir. İsmâil 1107/1695 ve Sıbgatullâh 1110/1698 yılında doğmuştur. Şeyh Abdülkerim b. Ahmed Şarâbâtî-i Halebî, Şeyh Tahâ Cebrînî-i Halebî, Abdurrâhîm b. Mustafa Paşa (Habeşîzâde), İsâmüddin Osmân b. Ali b. Muradü’l-Amirî, Mollâ Muhammed b. Mahmûd-i Bânî (Cefâî), Mollâ Osmânî-i Mârdânî adlı kimseler talebelerdir (Karadâğî, 2004, 158, 272-330; Hüseynî, 2018, 141-142; İbrâhîm b. Haydar, nr. 0188, vr. 75b).

İbrâhîm b. Haydar edebiyat, tefsir, astronomi, fıkıh, kelam, man­tık ve tasavvuf alanında pek çok Arapça ve Farsça eser telif etmiştir. Yaklaşık 21 yaşındayken eser kaleme almaya başlan İbrâhîm b. Haydar’ın eserlerinin sayısının yetmişi aştığı ifade edilmiştir. Ancak bu eserlerin çok azı günümüze ulaşmıştır. Kaleme aldığı eserler şunlardır: 1-el-Lum‘atu’r-Reciyye min Nûr-i Vâridâtü’l-Gaybiyye. 2- Hâşiye ber Şerh-i İsâmüddin-i İsferâynî. 3-Hâşiye ber el-Fethiyye Alî el- Hanifiyye. 4-Risâletü’l-Kudsiyye. 5-Şerhü’z-Zevrâ. 6-Şerh-i Kaside-i İbn Fâriz. 7-Şerhü’l-Bürde. 8-Lâlestân. 9-Tercüme-i Farsî-i Minhâc. 10-Hâşiye ber Havâşî-i Hutâî. 11-Şerh-i Rubâiyyât. 12-Şerh-i Müstezâd-i Mevlânâ. 13-Ravzatü’l-Uşşâk ve Nüzhetü’l-Müştâk. 14-Fusûsü’l-Yâkût. 15-Hâşiye- i Alî Sûretü’l-Fâtiha. 16-Hâşiye ber Kûl Ahmed. 17-Letâifu’l-Tâvîl. 18- Şerh-i Risâle-i Muammâ-yı Mevlânâ Câmî. 19-Mülhamât-i Rabbâniyye. 20-Teşrihü’l-İdrâk. 21-Hâşiye ber Tuhfetü’l-Muhtâc. 22-Hâşiye ber Hâşi- ye-i Oluğ Bey. 23-Hâşiye ber Hâşiye-i Mîrzâ Cân. 24-Hâşiye ber Cemʿu’l- Cevâmiʿ. 25-Hâşiye ber Kevâkibü’d-Dürriyye. 26- Hâşiye ber Hâşiye-i Mîrzâ Cân (Karadâğî, 2004, 268-276; Hüseynî, 2018, 141-42).

2- Şerh-i Müstezâd-i Mevlânâ

Bilindiği üzere Osmanlı sahasında Mevleviyye tarikatının kuru­cusu, mutasavvıf, âlim ve şair Mevlânâ’nın eserleri üzerine Farsça, Türkçe ve Arapça birçok şerh kaleme alınmıştır. Yazılan bu şerhler­den biri de Şerh-i Müstezâd-i Mevlânâ’dır. Bu Farsça mensur- manzum şerh, 18. yüzyılda yaşayan mutasavvıf ve âlim İbrâhîm b. Haydar-i Hüseynâbâdî tarafından yazılmış ve Damad Silahdar İb­rahim Paşa’ya takdim edilmiştir. Besmele, hamdele ve salvele ile başlayan bu şerhin sebeb-i telif bölümünde İbrâhîm b. Haydar eseri neden kaleme aldığını şöyle ifade etmiştir: “Bir süre hayatın sıkıntılarından, üst üste gelen dertlerden ve kalbimdeki kederler yüzün­den bir köşeye çekilmiş, umutsuzluk içinde günlerimi geçiriyor­dum. İşte bu vaziyet içindeyken, birden manevi sırların kapısını açan, gözü ve gönlü aydınlatan Hazreti Mevlânâ’nın Müstezâd’ına rastladım ve büyük bir iştiyakla okudum. O eserin her bir beyti Allah’ın sırlarının kaynağı, her bir kelimesi Allah’ın sembolünün nişanesi ve her bir cümlesi adeta Allah’ın hazinesi hükmündeydi. Bu sebeple onu mütalaa etmeyi sevinç ve mutluluk kaynağı bildim ve onun şerhi ve keşfine dair birkaç sayfa yazmaya karar verdim. Söz konusu şerhi tamamladıktan sonra onu makam ve mevki sahibi, değerli vasıflarla donanmış olan büyük ve saygıdeğer vezir İbrahim Paşa’ya bir armağan olarak takdim ettim. Umarım bu eser onun kabul ve iltifatına mazhar olur.” İbrâhim b. Haydar daha sonra Mevlânâ’ya ait olduğu söylenen 18 beylik Müstezâd’ın şerhini vah- det-i vücûd düşünce sistemi çerçevesinde yapmıştır. Şerh yapılırken ayet ve hadislerle birlikte Şeyh Ebü’l-Vefâ’dan, Feridüddin Attâr’ın Esrârnâme, Mantıku’t-tayr ve Dîvân‘ından, İbnü’l-Fârız’ın Kasîde-i Tâiyye‘sinden, Mahmûd-i Şebüsterî’nin Gülşen-i Râz‘ından, Muh- yiddin İbnü’l-Arabî’nin el-Fütûhâtü’l-Mekkiyye ve Fusûsü’l- Hikem‘inden, Şeyh Bahâî’nin Keşkûl‘ünden, Fahreddin-i Irâkî’nin Lemaât ve Dîvân‘ından, Abdülganî-i Nablusî’nin şiirlerinden, Mollâ Câmî’nin Levâyih‘inden, Bâbâ Efdal-i Kâşânî’nin Dîvân‘ından, Ay- nülkudât-i Hemedânî’nin Temhîdât ‘ından, Ebû Saîd-i Ebü’l-Hayr’ın Rubâiyyât‘ından, İmâm Gazzâlî’nin ed-Dürretü’l-Fâhire‘sinden, Mu- hammed b. Saîd-i Bûsîrî’nin Kasîdetü’l-Bürde ‘sinden istifade edilmiş­tir. Ayrıca Dâvûd-i Kayserî, Nâsırüddîn Ebû Saîd-i Beyzavî, Mevlânâ’nın düşüncelerinden de yararlanılmıştır. Eserde Mevlânâ’ya nisbet edilen Müstezâd’ın 18 beyti tasavvufta varlığın birliği veya bir olması anlamına gelen vahdet-i vücut öğretisi çerçe­vesinde ele alınmıştır. Eserde, Allah’ın tek ve gerçek varlık olduğu; kâinattaki tüm mahlûkatın ise O’nun tecellilerinden ibaret bulun­duğu ifade edilmektedir. Eserde Hz. İsa, Hz. Musa, Hz. Yusuf, Hz. Zekeriya, Hz. İbrahim, Hz. İdris, Hz. Yahya, Hz. Süleyman, Hz. Şuayib, Hz. Nuh, Hz. Muhammed (sav) gibi peygamberlerin kısala­rından istifade edilmiştir. İbnü’l-Arabî’ye nisbet edilen tasavvufî ve fikri bir hareket olan Ekberiyye hareketi çerçevesinde kaleme alınan bu şerhin müellifi, Mollâ Câmî ve Celâleddin-i Devânî’den büyük ölçüde etkilenmiştir. Şerh-i Müstezâd-i Mevlânâ’da toplam 50 beyit bulunmaktadır. Bu beyitlerden dokuzu Arapça ve kırk biri de Fars­ça’dır. Ayrıca Arapça bir mısra da eserde yer almaktadır. Bu beyitler şu şairlere aittir: Ferîdüddîn Attâr-i Nîşâbûrî (4 beyit), Şeyh Ebü’l- Vefâ (1 beyit), İbnü’l-Fânz (5 beyit), Mahmûd-i Şebüsterî (4 beyit), Şeyh Bahâî (2 beyit), Fahreddin-i Irâkî (3 beyit), Abdülganî-i Nablusî (2 beyit), Abdurrahman-i Câmî (2 beyit), Muhyiddîn-i Arabî (1 mıs­ra), Bâbâ Efdal-i Kâşânî (2 beyit), Mevlânâ (19 beyit), Aynülkudât-i Hemedânî (2 beyit), Ebû Saîd-i Ebü’l-Hayr (2 beyit), Bûsirî (1 beyit), Derviş Muhammed (1 beyit). Bu eseri Muhammed Nûru’l-Bayrâmî, Terceme-i Şeh-i Müstezâd-i Mevlânâ adıyla Türkçeye çevirmiştir. An­cak eser yarım kalmıştır (nr. 3910-07, vr. 26b-27a). Gölpınarlı bu Müstezâd’ın Mevlânâ’ya ait olmadığını, son beytinde Rûmî mahlası bulunduğunu ve Mevlânâ’nın hiçbir şiirinde bu mahlasın kullanılmadığını belirtmiştir (Gölpınarlı, 1972, 248).

3- Şerh-i Müstezâd-i Mevlânâ’nın Nüshalarının Özellikleri

Türkiye yazma eser kütüphanelerinde Şerh-i Müstezâd-i Mevlânâ’nın dört yazma nüshası bulunmaktadır: Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi Sultan Mehmet Reşad Koleksiyonu (nr, 228, vr. 11b-19a), Konya Mevlânâ Müzesi Kütüphanesi (nr. 4875, vr. 1b-15b), Süleymaniye Kütüphanesi Lala İsmail Koleksiyonu (nr. 169-02, vr. 16b-31b), Beyazıt Kütüphanesi Veliyyüddin Efendi Koleksiyonu (nr. V3191/16, vr. 13b-121b). Konya Mevlânâ Müzesi Kütüphanesi nüs­hasının özellikleri şöyledir: İstinsah tarihi 1124, ebadı 21×10.1- 14.5×4.9 mm, yazı türü talik, satır sayısı 21, müstensihi Dervîş Muhammed b. el-Hâc Muhammed, koleksiyon numarası 4875. Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi Sultan Mehmed Reşad koleksiyonu nüshasının özellikleri şöyledir: İstinsah tarihi 1086, ebadı 210×135-73 mm, satır sayısı 29, müstensihi Dervîş Muhammed Hasîb, yazı türü talik, koleksiyon numarası 228. Bu nüsha Lalîzâde Abdülbâkî nüs­hasından istinsah edilmiştir. Beyazıt Kütüphanesi Veliyyüddin Efendi koleksiyonu nüshasının özellikleri şöyledir: İstinsah tarihi 1127, ebadı 230×187-124×208 mm, yazı türü talik, koleksiyon numa­rası V3191/16, bulunduğu varaklar 113b-121b, satır sayısı 24, müs- tensihi Muhammed b. İbrahim. Süleymaniye Kütüphanesi Lala İs­mail koleksiyonu nüshasının özellikleri şöyledir: İstinsah tarihi 1122, ebadı 205×137-148×075 mm, koleksiyon numarası 169-002, tazı türü talik, satır sayısı 17’dir. Bu nüshanın müstensihi belli olmamasına rağmen İbrâhîm b. Haydar’ın Şerhü’z-Züvera adlı eserini istin­sah eden talebesi Abdurrahîm Habeşîzâde’nin yazısına çok benze­diğinden ona ait olduğunu düşünüyoruz (Gölpınarlı, 1972, 248-50; Sübhânî, 1373, 579; Karatay, 1961, 322).

4- Tahkikli Metin Neşrinde İzlenen Yöntem

Şerh-i Müstezâd-i Mevlânâ’nın neşri yapılırken öncelikle daha der­li toplu olan ve İbrâhîm b. Haydar’ın talebesi Abdurrahîm Ha- beşîzâde’nin istinsah ettiği, Süleymaniye Kütüphanesi’nde (nr. 169­02) bulunan nüsha esas alınmış; daha sonra Konya Mevlânâ Müzesi Kütüphanesi (nr. 4875), Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi (nr. 228), Beyazıt Kütüphanesi’nde (nr. V3191/16) bulunan nüshaların farkları dipnot olarak verilmiştir. Eserde dört nüshanın varak nu­maraları gösterilmiş; âyet ve hadisler ile şiirlerin hangi şairlere ait olduğu belirtilmiştir. Eserde, Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi nüshası (ت), Konya Mevlânâ Müzesi Kütüphanesi (ق), Süleymaniye Kütüphanesi (س) ve Beyazıt Kütüphanesi (ب) harfleri ile gösterilmiştir.

 

Sonuç

Osmanlı sahasında Mevlânâ’nın eserlerine Arapça, Farsça ve Türkçe olmak üzere pek çok şerh kaleme alınmıştır. Bu şerhlerden biri de İbrâhîm b. Haydar’a aittir. Şerh-i Müstezâd-i Mevlânâ adıyla bilinen bu eserdeki 19 beyitten oluşan Müstezâd’ın Mevlânâ’ya ait olup olmadığı hususu ise tartışmalıdır. Eserin son beytinde Rûmî mahlası kullanılmıştır. Ancak Mevlânâ’nın hiçbir manzum eserinde böyle bir mahlas kullanılmamıştır. Kanaatimizce söz konusu Müs- tezâd’ın dil ve üslubu İbrâhim Şâhidî’nin Farsça kaleme aldığı eser­lere daha çok benzemektedir. Daha önce Mevlânâ’ya nispet edilen Tırâşnâme, Işknâme ve Risâle-i Âfâk u Enfûs adlı eserler gibi, bu eserin de İbrâhim Şâhidî’ye ait olabileceğini düşünmekteyiz. İbrâhîm b. Haydar, Şerh-i Müstezâd-i Mevlânâ adlı eserini vahdet-i vücûd dü­şüncesi çerçevesinde, birçok mutasavvıfın eserinden istifade ederek kaleme almıştır. Şârih açıklamalar yaparken ayet ve hadislerden iktibaslar yapmış, peygamber kıssalarına, dinî ve tasavvufî duygu ve düşüncelere yer vermiştir. Bu küçük hacimli eser Osmanlı saha­sında Mevlânâ’nın Müstezâd’ına yazılan ilk ve tek şerhtir. Şerhte özellikle Mollâ Câmî ve Celâleddîn-i Devvânî’nin tesiri görülmek­tedir. Eserin mukaddimesinde yer yer ağır ve sanatlı bir dil kulla­nılmışsa da genelinde sade ve akıcı bir üslup tercih edilmiştir. Kü­çük bir hacme sahip olan bu eserde beyitler tasavvufî remizlerden yararlanılarak ayrıntılı bir şekilde şerh edilmiştir. Esrârnâme, Mantı- ku’t-tayr, Gülşen-i Râz, Lemaât, Levâyih, Temhîdât gibi eserlerden alı­nan manzum parçalarla şerhte anlatım zenginleştirilmiştir. İbrâhîm b. Haydar’ın mukaddimede Silahdar İbrahim Paşa’yı çeşitli sıfatlar­la övmesi ve eserini ona ithaf etmesinin, büyük ihtimalle onun ihsan ve kereminden istifade etme arzusundan kaynaklanmaktadır.

Resim 1 – İbrâhtm b. Haydar, Şerh-i Müstezâd-i Mevlânâ, Süleymaniye Kütüphanesi, Lala İsmail Koleksiyonu, nr. 169/2, vr. 16b-17a.

 

Kaynakça

Aydın, Şadi. Türk Edebiyatında Farsça Divan ve Divançeler. İstanbul: İs­kenderiye Kitaplığı, 2010.

Değirmençay, Veyis. Farsça Şiir Söyleyen Osmanlı Şairleri. Erzurum: Ata­türk Üniversitesi Yayınları, 2013.

Gölpınarlı, Abdülbaki. Mevlânâ Müzesi Yazmaları Kataloğu. 4 Cilt. Anka­ra: Türk Dil Kurumu Basımevi, 1972.

https://portal.yek.gov.tr/main/login

Hüseyni, Z. (2018). “İbrâhîm b. Haydar’ın Abdurrahman Câmî Yorumu: er-Risâletü’l-Kudsiyyetü’t-Tâhire bi-şerhi’d-Dürreti’l-fâhire”. Sahn-ı Semân’dan Dârülfünûn’a Osmanlı’da İlim ve Fikir Dünyası. İstanbul: Zeytinburnu Belediyesi Kültür Yayınları.

İbrâhîm b. Haydar-i Hüseynâbâdî, Fusûsü’l-Yâkût. İstanbul Üniversitesi Nadir Eserler Kütüphanesi, nr. A3842.

İbrâhîm b. Haydar-i Hüseynâbâdî, Hâşiye ber Tefsîr-i Sûre-i Fâtiha. Sü- leymaniye Kütüphanesi Şehit Ali Paşa koleksiyonu, nr. 00188.

İbrâhîm b. Haydar-i Hüseynâbâdî, Şerh-i Kasîde-i Bânet Süâd. İstanbul Üniversitesi Nadir Eserler Kütüphanesi, nr. A4350.

İbrâhîm b. Haydar-i Hüseynâbâdî, Şerh-i Müstezâd-i Mevlânâ. Beyazıt Kütüphanesi, Veliyyüddin Efendi Koleksiyonu, nr. V3191/16.

İbrâhîm b. Haydar-i Hüseynâbâdî, Şerh-i Müstezâd-i Mevlânâ. Mevlânâ Müzesi Kütüphanesi, nr. 4874.

İbrâhîm b. Haydar-i Hüseynâbâdî, Şerh-i Müstezâd-i Mevlânâ. Süleymaniye Kütüphanesi, Lala İsmail Koleksiyonu, nr. 169/2.

İbrâhîm b. Haydar-i Hüseynâbâdî, Şerh-i Müstezâd-i Mevlânâ. Topkapı Sarayı Kütüphanesi, Mehmed Reşat Koleksiyonu, nr. 228.

İbrâhîm b. Haydar-i Hüseynâbâdî, Şerhu’z-Zevrâ. Süleymaniye Kütüphanesi Ragıb Paşa Koleksiyonu, nr. 677.

İsen, Mustafa – Durmuş, Tuğba Işınsu. Kılıcın ve Kalemin Sultanları. İstanbul: Muhit Kitap, 2021.

Kanar, Mehmet. Fehmi ve Şeyh Abdullah-i Şebisteri-i Niyazi’nin Şem’ u Pervâne Mesnevileri. İstanbul: İnsan Yayınları, 1995.

Karadâğî, Muhyiddin Ali. Bûzandineway Mêzûyî Zanayânî Kurd. Erbil: Aras Yayınları, 2004.

Karatay, Fehmi Edhem. Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi Farsça Yazmalar Kataloğu. İstanbul: Topkapı Sarayı Müzesi Yayınları, 1961.

Muhammed Nûru’l-Bayrâmî. Terceme-i Şeh-i Müstezâd-i Mevlânâ. Süleymani- ye Kütüphanesi, Hacı Mahmud Efendi Koleksiyonu, nr. 03910-007.

Sübhânî, Tevfik. Fihrist-i Nüshehâ-i Hattî-i Fârsî-i Kitâbhânehâ-i Türkiye.

Tahran: Merkez-i Neşr-i Dânişgâhî, 1373.

[*] Doç. Dr., İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Fars Dili ve Edebiyatı Ana Bilim Dalı, İstanbul / Türkiye. cetin.kaska@istanbul.edu.tr, ORCID: 0000-0002-1168-5522.

[†] Yüksek Lisans (Mezun), Londra Üniversitesi (SOAS), Hukuk Fakültesi. Londra / İngiltere. 725082@soas.ac.uk

[‡] Assoc. Prof. Dr., Istanbul University, Faculty of Letters, Department of Persian Language and Literature, Istanbul, Turkey.

cetin.kaska@istanbul.edu.tr, ORCID: 0000-0002-1168-5522.

[§] Master Of Law, SOAS University Of London, School Of Law, London / England.

725082@soas.ac.uk

 

B- Tahkikli Metin Neşri