RUDEKÎ-Yİ SEMERKANDÎ’NİN بوی جوی مولیان آید همی/ یاد یار مهربان آید همی ŞİİRİ, MEVLANA VE DİĞER ŞAİRLERİN BU ŞİİRE NAZİRELERİ
RUDEKÎ-Yİ SEMERKANDÎ’NİN
بوی جوی مولیان آید همی/ یاد یار مهربان آید همی
ŞİİRİ, MEVLANA VE DİĞER ŞAİRLERİN BU ŞİİRE NAZİRELERİ
Nimet Yıldırım [1]
ÖZET
“Peder-i Şi’r-i Farsî: Fars Şiirinin Atası” olarak bilinen, Fars edebiyatının ilk büyük şairi olarak kabul edilen Ebû Abdullâh Cafer b. Muhammed Rudekî, gençliğinin ilk dönemlerinden itibaren hem şiirleri hem de musiki dalındaki yeteneğiyle ün kazandı. Uzun zamanlar Fars şiirinin en ünlü şairi oluşu ve bilge kişiliğiyle her zaman ön planda oldu. Ortaya çıkışlarıyla şiirin de artık yatağına girmiş olduğu Samanîler hanedanı döneminde edebiyat dünyasında sadece bir tek şairin, Rudekî’nin adı egemendi. Musikişinaslığının yanı sıra iyi bir icracı da olan, şiirlerinin birçoğu musiki eşliğinde okunan Rudekî’nin şiirdeki tarzı, kendisinden sonra Farsça söyleyen şairlerinkinden farklıdır. Samanî emiri Nasr b. Ahmed ve ordusunun Herat yakınlarında uzun süre kalmaları ve bir türlü Buhara’ya dönememeleri üzerine yaşananlar şairin şiirdeki gücü ve etkileyiciliğini göstermesi açısından alabildiğine dikkat çekicidir. Ordu kumandanları ve sözü etkili ileri gelenler, Rudekî’nin huzuruna çıkarak emiri ikna etmesini isterler: “Artık hareket edip gidelim buradan” derler. Bunun üzerine emiri çok iyi tanıyan usta şair, yeteneklerini kullanarak emirin sabah vakti neşeli olduğu bir an, hazır bulunan saz ekibiyle birlikte çengini alarak uşşak makamında بوی جوی مولیان آید همی/یاد یار مهربان آید همی beytiyle başlayan çok ünlü kaidesini okumaya başlar. Daha şiir bitmeden emir Buhara yolunu tutar, ordusu da arkasından hızla yurtlarına erişirler. Bu makalede bu şiir ve bu şiire başta Mevlana olmak üzere diğer ünlü şairlerin yazdıkları nazireler incelenecektir.
Anahtar Kelimeler: Rudeki, Mevlana, Nasr b. Ahmed, Farsça şiir.
Rudeki-yi Samarkandi’sبوی جوی مولیان آید همی/یاد یار مهربان آید همی Poem, Mevlana and Other Poets’ References to This Poem
Father of Persian Poetry: Abu Abdullâh Ja’far b. Muhammed Rudaki, known as “Father of Persian Poetry” and considered the first great poet of Persian Literature, gained fame with both his poetry and his talent in music from the early years of his youth. For a long time, he was always in the forefront as the most famous poet of Persian poetry and with his wise personality. During the Samanid dynasty, when poetry had already entered its bed with their emergence, only one poet, Rudaki, was dominant in the literary world. Rudaki, who was a good performer as well as a musician, and many of his poems were read with musical accompaniment, has a style in poetry that is different from that of the poets who wrote Persian after him.
The events that took place when the Samanid emir Nasr b. Ahmed and his army stayed near Herat for a long time and could not return to Bukhara are quite remarkable in terms of showing the poet’s power and impressiveness in poetry. The army commanders and influential dignitaries came to Rudeki and asked him to convince the emir: “Let’s get going now and get out of here,” they said. Thereupon, the master poet, who knew the emir very well, used his talents and, when the emir was cheerful in the morning, he took his çeng with the saz band present and began to recite his very famous qasida in the uşşak makam, which begins with the couplet بوی جوی مولیان آید همی/یاد یار مهربان آید همی. Before the poem was even finished, the emir set off for Bukhara, and his army quickly followed him to their homeland. This article will examine this poem and the verses written by other famous poets, especially Rumi, to this poem.
Keywords: Rudeki, Rumi, Nasr b. Ahmed, Persian poetry.
RUDEKÎ-Yİ SEMERKANDÎ’NİN
بوی جوی مولیان آید همی/ یاد یار مهربان آید همی
ŞİİRİ, MEVLANA VE DİĞER ŞAİRLERİN BU ŞİİRE NAZİRELERİ
Prof. Dr. Nimet YILDIRIM *
Giriş:
Rudekî, Farsça ilk şiir söyleyen şair değil, İslâm sonrası dönemde yeni oluşan Deri Farsçası’nda olgun şiirler söyleyen ilk şair, Farsça şiiri olgunluğa eriştiren ilk yetenektir. Kendisinden sonra gelen büyük şairler, onun Fars şiirini olgunlaştırdığı ve pişkinliğe eriştirdiğini söylerler. Samanî emiri Nasr b. Ahmed ve ordusunun Herat yakınlarında uzun süre kalmaları ve bir türlü Buhara’ya dönememeleri üzerine yaşananlar şairin şiirdeki gücü ve etkileyiciliğini göstermesi açısından alabildiğine dikkat çekicidir. Bu şiire başta Mevlana olmak üzere diğer ünlü şairlerin yazdıkları nazireler vardır.
مردمان بخرد اندر هرزمان
راز دانش را به هر گونه زبان
گرد کردند و گرامي داشتند
تا به سنگ اندر همي بنگاشتند
دانش اندر دل چراغ روشن است
وز همه بد بر تن تو جوشن است
Akıllı kişiler her zaman
Bilginin gizemini her dilde
Derlediler ve bilgiye değer verdiler
Bilgiyi taşlara bile işlediler
Bilgi aydınlık saçan bir kandil yürekte
Her şeyden öte bir kalkan senin teninde (Rûdekî-yi Semerkandî Divanı, 2020, 215).
1. Rudekî ve şiiri
Fars edebiyatı uzun tarihsel geçmişi, zengin şiir dağarcığı ve engin boyutlarıyla dünya edebiyatları, özellikle doğu edebiyatları üzerinde derin bir etkiye sahiptir. Bizim divan edebiyatımız ve şiirimiz üzerinde de alabildiğine yaygın ve derin etkisi bulunan Farsça Edebiyat coğrafyasında, klasik çağlardan bu yana büyük söz ustaları hep var olagelmiştir. Klasik çağların her biri bir şiir dehası, kendilerinden sonra gelen hemen hemen bütün şairlerini etkilemiş büyük söz ustaları: “Peder-i Şi’r-i Farsî: Fars şiirinin atası” olarak bilinen Semerkantlı Rudekî, Firdevsî’den önce şahnâme yazan ilk şair Dakikî, dünyaca ünlü başyapıtı Şahnâme’yi insanlığa armağan eden bilge şair Firdevsî başta olmak üzere, daha sonraki çağlarda her biri yaşadığı dönemin en gözdeleri Senaî, Attâr, Nizamî, Mevlanâ, Sadî, Hâfız…; çağdaş dönemin, aynı zamanda Türk dünyamızın büyük şairi Muhammed Hüseyn-i Şehriyâr, bunlardan sadece birkaçıdır (Rûdekî-yi Semerkandî Divanı, 2020, 7).
İran’ın ilk büyük şairi ve Fars şiirinin mühendisi olarak kabul edilen III./IX. yüzyıl ortalarında Semerkand’ın Rudek kasabasına bağlı “Benuc” köyünde dünyaya gelen Ebû Abdullâh Cafer b. Muhammed Rudekî, gençliğinin ilk dönemlerinden itibaren hem şiirleri hem de musiki dalındaki yeteneğiyle ün kazandı. Uzun zamanlar Fars şiirinin en ünlü şairi oluşu ve bilge kişiliğiyle her zaman ön planda oldu (Rûdekî-yi Semerkandî Divanı, 2020, 8).
Ortaya çıkışlarıyla şiirin de artık yatağına girmiş olduğu Samanîler hanedanı döneminde edebiyat dünyasında sadece bir tek şairin, Rudekî’nin adı egemendi. Musıkişinaslığının yanı sıra iyi bir icracı da olan, şiirlerinin birçoğu musiki eşliğinde okunan Rudekî’nin şiirdeki tarzı, kendisinden sonra Farsça söyleyen şairlerinkinden farklıdır.
Semerkand’ın Rudek kasabasına bağlı Benuc köyünde doğumundan, çoğu Semerkant’ta geçen gençliğinin ardından Buhara’ya göç etmesiyle hayatının ikinci dönemi, Samanî emiri Nasr b. Ahmed’in sarayına girmesiyle hayatının üçüncü dönemi başlamış olan Rudekî, bu dönemde çok önemli rüyaları ve hayallerini gerçekleştirmiştir. Hayatının dördüncü ve son dönemi sarayda gerçekleşen bir ayaklanmayla başlar. Emir Nasr, veziri Belamî ve sarayın birçok önde gelen kişiliği ile ünlü şair Rudekî, İsmailiyye inanışına eğilimli kişilerdi. Ayaklanmanın gerçekleştiği 326/938 yılında Belamî birdenbire görevinden alındı. Emir Nasr, bilinmeyen bir gerekçe ve şekilde bir köşeye çekildi. Rudekî de saraydan kovuldu, ardından da doğduğu köy Benuc’a geri döndü (Zerkanî, 1388 hş., s. 359-360).
Şiirlerinden de anlaşıldığı gibi uzun bir hayat yaşamış ve çok yaşlılıktan dolayı dişleri dökülmüştür. Gençlik günlerini, o çağlardaki güçlülüğü ve mal varlığını dizelerinde hep özlemle anmaktadır. Şairin ilginç maceralarla dopdolu olan hayatı, Rudek’in uzak bir köyünde başlayıp inişli yokuşlu bir seyir izleyerek aynı köyde sona ermiştir. Dikkat çekici bir gelişme de bu büyük söz ustasının öldüğü yıl (329/940) aynı bölgenin bir diğer köşesinde İran ulusal destanını yazacak olan ulusal şair Firdevsî’nin dünyaya gelmiş olmasıdır (Rûdekî-yi Semerkandî Divanı, 2020, 83).
Rudekî, İslâm sonrası yeni Fars edebiyatının gerçekte en büyük şairi olarak kabul edilir. Büyük Taberî Tarihi’ni Farsça’ya çeviren ve Fars çevirmenlerin babası olarak bilinen ünlü Samanî veziri Belamî, “Arap ve Acem şairleri içerisinde onun bir benzerinin olmadığını” söyler. Çağdaşları arasında da kendisine yaraşır ve hak etmiş olduğu bir üne sahip; büyük şairlerin kendisini “şairlerin hocası” ve “şairlerin sultanı” gibi nitelemelerle andığı, Derî Şiiri’ni gerçekte adıyla başlatan Rudekî, alabildiğine büyük, sözün bütün alanlarına egemen, söz ustası, yeni yeni kavram ve mazmun yaratan, adı Fars şiiri defterinin en başında yer alan hem Doğuda ve hem de Batıda ün kazanmış bir şairdir (Browne, A literary History of Persia, 1924, I, 456-457).
Rudekî, Farsça ilk şiir söyleyen şair değil, İslâm sonrası dönemde yeni oluşan Deri Farsçası’nda olgun şiirler söyleyen ilk şair, Farsça şiiri olgunluğa eriştiren ilk yetenektir. Kendisinden sonra gelen büyük şairler, onun Fars şiirini olgunlaştırdığı ve pişkinliğe eriştirdiğini söylerler. Rudekî’nin şiirlerinin çok olduğu bilinmektedir. Bazı kaynaklarda son derece yüksek rakamlar verilse de şiirlerinin en az 130.000 beyit olduğu kabul edilir. Bazı kaynaklarda 1.300.000 beyit şiiri olduğu da aktarılır. Avfî, Rudekî’nin şiirinin “yüz defter” olduğunu söyler. Ancak Rudekî’nin on binlerce beyit şiirinden günümüze kadar gelmeyi başaran sadece 1048 beyittir.
Samanî emiri Nasr b. Ahmed ve ordusunun Herat yakınlarında uzun süre kalmaları ve bir türlü Buhara’ya dönememeleri üzerine yaşananlar şairin şiirdeki gücü ve etkileyiciliğini göstermesi açısından alabildiğine dikkat çekicidir. Ordu kumandanları ve sözü etkili ileri gelenler, Rudekî’nin huzuruna çıkarlar. Emiri ikna etmesini isterler: “Artık hareket edip gidelim buradan” derler. Bunun üzerine emiri çok iyi tanıyan usta şair, yeteneklerini kullanarak emirin sabah vakti neşeli olduğu bir an, hazır bulunan saz ekibiyle birlikte çengini alarak uşşak makamında
بوی جوی مولیان آید همی/یاد یار مهربان آید همی
Beytiyle başlayan çok ünlü kaidesini okumaya başlar. Daha şiir bitmeden Emir Buhara yolunu tutar, ordusu da özlediği yurduna erişir (Rûdekî-yi Semerkandî Divanı, 2020, 113; Razî, Heft İklîm, 1389 hş.II,123).
Bu makalede bu şiir ve bu şiire başta Mevlana olmak üzere diğer ünlü şairlerin yazdıkları nazireler incelenecektir.
بوی جوی مولیان آید همی
یاد یار مهربان آید همی
ریگ آموی و درشتی راه او
زیر پایم پرنیان آید همی
آب جیحون از نشاط روی دوست
خنگ ما را تا میان آید همی
ای بخارا! شاد باش و دیر زی
میر زی تو شادمان آید همی
میر ماه است و بخارا آسمان
ماه سوی آسمان آید همی
میر سرو است و بخارا بوستان
سرو سوی بوستان آید همی
آفرین و مدح سود آید همی
گر به گنج اندر زیان آید همی
Muliyân ırmağının kokusu geliyor
Sevgili yar aklıma geliyor
Amuy ırmağının kumu ve yolunun çetinliği
Ayağımın altında ipek gibi geliyor
Ceyhun’un suyu sevgilinin yüzünün coşkusundan
Atımızın beline dek geliyor
Ey Buhara mutlu ol, mutlu yaşa
Emir sana doğru mutlu geliyor
Emir ay, Buhara gökyüzü
Ay gökyüzüne doğru geliyor
Emir servi, Buhara bahçe
Servi bahçeye doğru geliyor
Övgünün ve beğeninin yararı olur
Görürsem eğer hazineye bir zarar geliyor (Rûdekî-yi Semerkandî Divanı, 2020, 8).
Rudekî, son dizeyi söylerken emir, son derece etkilenerek tahtından iner ve hemen atına binerek ordusuyla Buhara’ya doğru yola çıkar. Şairin bu şiiri, onun dizelerindeki sözlerinin ne denli etkili olduğunu ve emiri derinden etkileme gücünü göstermektedir.
Nasr b. Ahmed’in üst düzey bürokratları, emiri Buhara’ya geri döndürmek için tahrik amacıyla şiir söylemesi karşılığında beş bin dinar vadetmişlerdi. Rudekî sözü edilen şiiri söyleyip de emiri ikna ettiğinde kendisine on bin dinar verildi. Bu ödülün kendisine verildiğine dair Lubâbu’l-elbâb, Baharistân, Heft İklîm, Mecmau’l-Fusahâ gibi bazı tezkirelerde ve bazı şairlerin dizelerinde de bilgilere yer verilmektedir. Aynı konu Târîh-i Sîstân’da da yer almaktadır (Nefisî, 1382 hş s. 429; Rûdekî-yi Semerkandî Divanı, 2020, 20).
2. Mevlana’nın şiiri
Mevlana, İslâm sonrası dönem Farsça şiirin atası olarak kabul edilen Rudekî’nin yukarıda aktarılan şiirini örnek alarak aşağıdaki şiirini söylemiştir.
بوی باغ و گلستان آید همی
بوی یار مهربان آید همی
از نثار جوهر یارم مرا
آب دریا تا میان آید همی
با خیال گلستانش خارزار
نرمتر از پرنیان آید همی
از چنین نجار یعنی عشق او
نردبان آسمان آید همی
جوع کلبم را ز مطبخهای جان
لحظه لحظه بوی نان آید همی
زان در و دیوارهای کوی دوست
عاشقان را بوی جان آید همی
یک وفا میآر و میبر صد هزار
این چنین را آن چنان آید همی
هر که میرد پیش حسن روی دوست
نابمرده در جنان آید همی
کاروان غیب میآید به عین
لیک از این زشتان نهان آید همی
نغزرویان سوی زشتان کی روند
بلبل اندر گلبنان آید همی
پهلوی نرگس بروید یاسمین
گل به غنچه خوش دهان آید همی
این همه رمز است و مقصود این بود
کان جهان اندر جهان آید همی
همچو روغن در میان جان شیر
لامکان اندر مکان آید همی
Bağın, gül bağının kokusu geliyor
Sevgili yârin kokusu geliyor
Sevgilimin mücevher saçmasından
Deniz suyu belime kadar geliyor
Gül bahçesinin hayaliyle dikenlikler
İpekten daha yumuşak geliyor
Böyle bir marangozun elinden, aşkından onun
Göklere yücelten bir merdiven geliyor
Köpeğimin açlığına can mutfaklarından
Nice nice ekmek kokusu geliyor
Dost mahallesinin duvarlarından kapılarından
Âşıklara can kokusu geliyor
Bir vefa al getir de yüz bin al götür
Böyle götürene böyle geliyor
Sevgilinin güzelliği karşısında işte böyle ölen
Ölümsüzleşiyor ve cennetlere geliyor
Ğayb kervanı gözlere ayan geliyor
Ancak bu çirkinlerden gizli geliyor
Güzeller çirkinlere doğru gidiyorlar
Büybül gül fidanlarına doğru geliyor
Nergisin kucağından büyür yasemin
Gül goncaya ne güzel ağızla geliyor
Bütün bunlar birer gizem, birer şifre
O dünya bu dünyaya geliyor
Sütün canının içerisindeki yağ gibi
Mekansız olan bu mekana geliyor (Mevlana, Dîvân-i Şems, Gazel: 2898.
3. Hafız’ın Şiiri
Hafız’ın, Rudekî’nin söz konusu dizelerini çağrıştıran şiiri ise şudur:
سینه مالامال درد است ای دریغا مرهمی
دل ز تنهایی به جان آمد خدا را همدمی
چشم آسایش که دارد از سپهر تیزرو؟
ساقیا جامی به من ده تا بیاسایم دمی
زیرکی را گفتم: این احوال بین، خندید و گفت:
صعبروزی، بوالعجبکاری، پریشانعالمی
سوختم در چاه صبر از بهر آن شمع چگل
شاه ترکان فارغ است از حال ما، کو رستمی؟
در طریق عشقبازی امن و آسایش بلاست
ریش باد آن دل که با درد تو خواهد مرهمی
اهل کام و ناز را در کوی رندی راه نیست
رهروی باید جهان سوزی نه خامی بیغمی
آدمی در عالم خاکی نمیآید به دست
عالمی دیگر بباید ساخت وز نو آدمی
خیز تا خاطر بدان تُرک سمرقندی دهیم
کز نسیمش بوی جوی مولیان آید همی
گریۀ حافظ چه سنجد پیش استغنای عشق
کاندر این دریا نماید هفت دریا شبنمی
Sine dertle dolup taşar. Yok mu bu derde merhem
Gönül yalnızlıktan öldü. Yok mu Allah aşkına bir hemdem
Kim huzur bekler bu yel gibi geçip giden zamandan
Saki, bana bir kadeh ver de huzur bulayım bir dem
Bir akıllıya dedim şu hale bak, o da gülerek dedi
Pek çetin bir gün, tuhaf bir iş, perişan bir âlem
O Çigil mumu için yandım sabır kuyusunda
Türklerin şahı umursamaz halimizi, nerde Rüstem
Âşıklık yolunda emniyet ve huzur belâdır
Yara kesilsin o yürek isterse senin derdine merhem
Arzu ve naz ehli yol bulamaz rintlik semtine
Dünyayı yakacak yolcu lâzım, lâzım değil gamsız ham
Şu toprak âlemde bir âdem geçmiyor ele
Başka bir âlem yapmak lâzım, yeniden bir âdem
Kalk da o Semerkantlı Türk’e gönül verelim
Ondan Muliyan ırmağının kokusunu getirir meltem
Aşk istiğnası karşısında Hafız’ın ağlayışının ne hükmü olur?
Bu denizde çiy damlası gibi görünür yedi deniz hem (Hâfız Divanı, Gazel no: 470).
Bu ünlü şairler dışında Rudekî’nin bu şiirine nazire yazan önemli şairler arasında Senaî-yi Ğaznevî, Seyf-i Ferğanî, Azer-i Bigdilî ve diğer bazı şairler de yer almaktadır.
KAYNAKÇA
Browne, Edward Granville, A Literary History of Persia, Cambridge 1924, I-IV.
Mevlana Celaleddîn, Dîvân-i Şems-i Tebrizî, Tahran 1384 hş.
Nefisî, Saîd, Muhît-i Zindegî ve Ahvâl ve Eş’âr-i Rûdekî, Tahran 1382 hş.
Razî, Emîn Ahmed, Heft İklîm, Tahran 1389 hş., I-V.
Rûdekî-yi Semerkandî Divanı (çev. Nimet Yıldırım), İstanbul 2020, s. 215.
Zerkanî, Seyyid Mehdî, Târîh-i Edebi-yi Îrân, Tahran 1388 hş.
[1] Prof. Dr. Nimet YILDIRIM, Atatürk Üniversitesi, Edebiyat Fak. Fars Dili ve Edebiyatı Bölümü.
* Atatürk Üniversitesi edebiyat Fak. Fars Dili ve Edebiyatı Bölümü

