ORUÇLUNUN GÜLÜMSEMESİ ORUÇSUZUN SECDESİNDEN İYİDİR

A+
A-

ORUÇLUNUN GÜLÜMSEMESİ

ORUÇSUZUN SECDESİNDEN İYİDİR

Ramazan ayına girdiğin zaman Allah’a şükret, sevinçle ve gülerek karşıla orucu, der Mevlâna; ve ardından “Çünkü Ramazan ayının gelmesinden üzülenlere oruç haramdır” diye hatırlatmada bulunur, devam eder sözlerine:

“Oruç, iyi adamla kötü adamı ayırt etmek için bir mihenktir, bir ölçüdür. Ama bunun nasıl olduğunu açıklamak zordur. Çünkü hikmetinden sual olunmayan Yüce Allah bunu böyle bildirmiştir. Oruç göklerin ötesinden gelen manevi bir rızıktır. Bu rızık, öyle bedeni hantallaştıran, yedikçe beden ırmağını kirleten bir rızık değil, lâyıkıyla yiyen kişinin, hafifleyip, tertemiz bir hale geldiği bir rızıktır. Oruç tutan ve kötü huylardan temizlenen insan, ermiş kişilerin peşinden göğe yükselir; bunu yapmayıp da lokmanın esiri olan ise toprağa lokma olur.”

Hz. Mevlâna Ramazan ayının vasıflarıyla ilgili der ki:

“Ramazan geldi.

Aşk ve iman padişahının sancağı erişti.

Artık maddî yiyeceklerden elini çek,

çünkü göklerden manevî rızıklar geldi.

Artık can sofrası kuruldu;

can, bedenin hantallığından kurtuldu.

Oruç bir bakıma bizim kurtuluşumuzun kurbanı sayılır;

zira canımız onun yüzünden dirilik kazanacaktır.

Sabır hoş bir buluttur,

ondan hikmet ve manevî lütuflar yağar.

Bu sebepledir ki Kur’ân-ı Kerîm bu sabır ayında nâzil olmuştur.

Nefsânî isteklerden temizlen elini yıka!

Çünkü gökyüzünden manevî yemeklerle dolu sofra geldi.

Haydi elini ağzını yıka;

ne yemek ye, ne iç, ne de konuş!

Hakikate erdikleri ve hakkı buldukları için

susup duran ermişlere gelen manâ lokmalarını ara!”

İnsanların orucu 3’e ayrılır:

İlki; sadece aç kalınarak tutulan oruç. Bu, normal halk tarafından tutulan ve sadece görünüşü olan oruçtur ki, orucun en alt tabakasıdır.

İkincisi; aç kalmakla birlikte, düşünce dâhil bedenin bütün uzuvlarını kötülük yaymaktan koruyarak tutulan oruç. Bu tarz orucu tutabilen insanlar özeldir ve Allah katında değerlidir.

Üçüncüsü ise; Allah’tan başka her şeyi terk etmek, yani O’ndan başka bir şey düşünmemek suretiyle tutulan oruç. Orucun en üst seviyesi olan bu oruca “Gönül Orucu” da derler ve bu orucu tutanlar da Yüce Allah’ın seçkin kulları arasında sayılır.

Mevlâna’nın Mesnevî’sinde dile gelir oruç ve Allah’ın huzurunda şahitlik yapar:

İnsanların sadece yeme içmeyi terk etmekle değil, gönüllerini de ortaya koyarak sevinçli bir şekilde tuttukları bu oruç, kıyamet günü dile gelir ve insanın şahidi olarak “Ey Allah’ım” der, “Bu insan helâl lokmasına bile Ramazan ayında el uzatmadı; hiç harama, haram lokmaya el uzatabilir mi?”

Derken lâyıkıyla verilen “zekât” girer devreye. “Ey Yüce Rabbim! Bu insan ihtiyacı olanlara kendi malını bile dağıtıyor, hiç diğer insanların malına el uzatabilir mi? Hırsızlık, haksızlık yapabilir mi?”

Yüce Allah, kıyamet günü bu şekilde insanın diğer ibadetlerinin de şahitliğini dinleyerek, kulunu hak ettiği mertebeye ulaştırır.

Bir başka kulun sorgusuna gelir sıra, Mesnevî beyitlerinde:

Oruç, Zekât, Namaz vs. kulun yaptığı tüm ibadetleri Allah’ın huzurunda o insanın şahitliğini yapar. Yapar, ancak Yüce Allah “Tamam” der, “Ben ayıpları örterim, kullarımın sırlarını gizlerim, onları bağışlarım; amma, böyle olmakla birlikte bu kulumu cezalandıracağım.” Tabi ki tüm ibadetlerini yerine getiren bu kulunuza “niçin ceza veriyorsunuz?” sorusu sorulamaz Yüce Yaradan’a. Ancak, Mesnevî bu soruların cevabını Yüce Allah’ın dilinden aktarır. “Onu cezalandırdığımın sebebi şudur: Tamam, oruçlarını tuttu, namazlarını kıldı, zekâtını verdi; ayrıca bol bol dua etti, başka ibadetler de yaptı. Amma, yaptığı bu ibadetlerin hiç birinde ruh yoktu, mutluluk yoktu, tat yoktu. Bedeni bu ibadetleri yaparken ruhu bir an bile zevk duymuyordu.

Mevlâna devam eder kendi benzetmeleriyle Mesnevî’sine: “İçi sağlam az ceviz, içi çürük çok cevizden daha iyidir.” Bu beyitle de yetinmez, sadece dış görünüşe önem veren, yaptıkları ibadetleri şekil olarak algılayan ve gösteriş için ibadet eden acınası insanlara şu şöyle seslenir: “İbadetlerin netice vermesi için zevk, tohumun ağaç olması için iç gerek!”

Mesnevî’deki anlam dolu beyitler, yerini Divan-ı Kebir’deki Mevlâna’nın öğüt dolu şu gazeline bırakır:

“Oruçlu iken nefsine uyup da

sinirlenme,

bağırıp çağırma;

satma ucuza orucunu!

Bunalsan bile,

sık kendini,

at yerlere bedenini

bağır, çağır:

‘satmam, satmam ben öyle ucuza orucumu’ de

çünkü şunu iyi anla ki;

oruçlunun gülüşü,

oruçsuzun secdesinden daha iyidir.”

Peygamber Efendimiz (SAV) misali lâyıkıyla oruç tutmayı Yüce Yaradan’dan niyâz ettiğimiz Ramazan ayının sabrı ve bereketi hepimizin üzerine olsun, orucumuzu “ucuza satacak” ânlardan, olaylardan ve insanlardan bizleri yine O korusun…

Hz. Mevlâna’dan Oruç’la ilgili öğüt:

“Ramazan ayında gereği gibi oruç tutarsan,

senin vücut toprağını altın haline getirirler.

Senin fani varlığını taş gibi ezerler de

gökyüzüne sürme yaparlar.

İftar vaktinde yediğin lokmanın her biri,

birer mânâ incisi olur.

Ramazan’da yemek, içmek, kötü söz söylemek ve

kötü iş işlemek konusunda sabırlı ol!

Ve bu sabrından dolayı da

manevî görüşün artsın ve gönül gözün açılsın.”

Hz. Mevlâna’dan Oruç’la ilgili mânâ:

“Ramazan geldi,

ama bayram bizimle.

Kilit geldi,

ama anahtar bizimle.

Oruç ağzı bağladı,

ama can gözünü açtı;

gözün gördüğü o nur,

artık bizimle.

Oruç ile canı ve gönlü temizledik,

ama beden kirli de olsa bizimle.

Evet Oruç’ta zahmet vardır,

ama görünmeyen gönül definesi bizimle.

Ramazan gönle geldi;

artık gönlü yaratan bizimle.”

Hz. Mevlâna’dan Oruç’la ilgili özlü sözler:

“Oruca sarıl; sabret, orucu terk etme, her an Yüce Allah’ın rızkını bekle!”

“Oruç göklerin ötesinden gelen manevi bir rızıktır. Bu rızıktan lâyıkıyla yiyen, hafifler ve tertemiz bir hale gelir.”

“Oruç tutarak, kötü huylardan temizlenirsen, ermiş kişilerin peşinden göğe yükselirsin.”

“Oruç, insana can bağışlar, gönül lütfeder. Sen, şaşılacak bir şey görmek istersen, oruca şaş!”

“Sen, göklere çıkmak, Mi’râc etmek istiyorsan şunu bil ki, oruç senin önüne konulmuş bir Arap atıdır.”

“Oruç, can gözünün açılması için bedeni kör eder.”

“Oruç, insan şeklindeki hayvanın hayvanlığını giderir. Bu yüzden oruç, insanın olgunlaşmasına vesiledir.”

“Dünyada Oruç’tan daha fazla şeytan öldürücü, nefsin kanını dökücü bir şey yoktur.”

“Oruçlunun gülüşü, oruçsuzun secdesinden daha iyidir.”

“Oruç seni maddî-manevî kirliliklerden ve bütün kötülüklerden temizleyen bir hamama benzer.”

“Beden bir hayvana benzer; hayvanın ardına düşüp de Orucu terk etme!”

“Ey insan! Oruçlu iken Allah’a misafirsin, sana gökyüzü sofrası yakışır.”

“Sen, canının içinde Kur’ân nurunu istiyorsan, şunu bil ki, oruç bütün Kur’ân’ın tertemiz nurunun sırrıdır.”