TATİL VE YENİLENME FİKRİ – Bilal Kemikli

Prof. Dr.

 

bkemikli@gmail.com

 

Sivas’ta doğdu. 1990 yılında Ankara Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi’nden mezun oldu. Ürdün Üniversitesi’nde, Londra Üniversitesi’nde ve Saraybosna Üniversitesi’nde araştırmacı olarak bulundu.

 

1996–1998 tarihleri arasında TRT Türkiye’nin Sesi Radyosu’nda “Çocuklar İçin” adlı bir dizi eğitim ve kültür programı hazırladı. TRT’nin bazı kültürel ve tarihi belgesellerinde danışmanlık ve metin yazarlığı yaptı.

 

1998 yılında “Doktor” unvanını aldı. 2002 yılında Doçent, 2008 yılında Profesör oldu. Ankara Üniversitesi, Yüzüncü Yıl Üniversitesi, Süleyman Demirel Üniversitesi ve Uludağ Üniversitesi’nde görev yapan Prof. Dr. Kemikli, DPÜ İlahiyat Fakültesindeki görevinin ardından Uludağ Üniversitesi’ndeki görevine geri dönmüştür.

A+
A-

TATİL VE YENİLENME FİKRİ

Son yılarda kültür gezilerine önem vermeye başladık. Eskiden tatili sadece deniz ve kum sananların da kültür gezilerine programlarında yer verdikleri görülüyor.

Bu iyiye alamettir.

Neden?

Şundan ki, kültür gezileri tarih bilinci veriyor ve tatil mefhumu manasını genişletiyor. Şunu demek istiyorum, gezilen görülen yerlerdeki tarihi yapılar, türbeler, incelenen mezar taşları, uğranan konaklar, kervansarayları, çeşmeler, çıkılan kaleler vs bir yandan, sanat tasrihi ve mimariye olan alakayı artırdığı gibi, öbür yandan da o mekânlara hayat veren insanların kişisel tarihi ve dönemin sosyal ve kültürel tarihine karşı merak uyandırıyor.

İnsan merakıyla gelişir… Merak öğrenmeyi, araştırmayı ve incelemeyi teşvik eder.

Bu illa kitap okumak şeklinde anlaşılmasın; oradan birisine sorulan soru, bir kahvede ansızın karşılaştığınız bir halk bilgesinden duyduğunuz bir söz, okuduğunuz bir kitabe, yediğiniz yemek, dinlediğiniz bir türkü vs de sizin bilginizi artırır, sizi yeniler.

Tatil insanın bilgisini artırma vasıtası oluyorsa, onu yeniliyorsa manası genişliyor demektir… Sadece dinlenmek, yan gelip yatmak, yemek içmek ve eğlenmekten ibaret sanılan tatil, kültür seyahatine dönüştükçe insanı yeniliyor.

Yenilenmeye, meselelere yeni açılardan bakmaya ihtiyacımız var.

Bu farklı olanları görmekle mümkün oluyor. Yenilenmek farklı olana dokunmak, duymak, görmekle oluyor. Bunun için illa seyahate çıkmak gerekmez; ama seyahat işi kolay kılar…

Eskiden “selmana çıkmak” diye bir tabir vardı…

Unutulan bir tabir… Ama pek önemli!

Nedir bu tabir?

Tekkede derviş feyz alamaz, adeta tıkanır, sıkılır, daralır, durgunlaşır ve en önemlisi kendini tekrara başlar. Buna biz kabz hali diyoruz; darlık… Mürşid-i kâmil dervişin bu halini görünce, ona seyahat emri verir; kalk şu şehre git, şurayı ziyaret et, şu görevleri yap, der. Bu emirle derviş tekkeden çıkar yola koyulur.

Selmana çıkmak işte bu yolcuğun adıdır.

Derviş yola çıkınca, mekân değişiyor, rutin haline gelen işler yerini yeni işlere tebdil ediyor… Yani yerler görüyor, yeni insanlarla tanış oluyor, farklı sohbetlerde bulunuyor. Böylece o darlık hali genişliyor. Kabz hali bast haline, genişlik ve coşkunluğa evriliyor.

İnsan içi genişledikçe gelişiyor…

İnsan coşkunlukla kendini buluyor…

Seyahat ve yenilenme fikri bendenize hep bu selmana çıkma deyimini hatırlatır.

Selmana çıkan, yenilenir.

Kültür gezileri böyledir. İnsanı genişletir, coşkun hale getirir. Hele hele bir de yetkin rehber olursa… İşte o vakit tadına doyum olmaz.

Ülkemizde son yıllarda kültür gezilerine ağırlık verilmesi, bu alanda bir merakın artması hayra alamettir… İnsan gezdikçe kendine gelecek, yenilenecek ve etrafını yenileyecektir.

bkemikli@gmail.com

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR