KÜTAHYA ERGUNİYYE MEVLEVİHANESİ (DÖNENLER CAMİİ) HAZİRESİNDEKİ MEZAR TAŞLARI

A+
A-

KÜTAHYA ERGUNİYYE MEVLEVİHANESİ (DÖNENLER CAMİİ) HAZİRESİNDEKİ MEZAR TAŞLARI

Doç. Dr. Ahmet ÇAYCI – Latife DURMUŞ 

ÖZET

Bu araştırmada, Kütahya’daki Erguniyye Mevlevihanesi Haziresi’nde bulunan mezar taşlarını incelemeyi hedefledik. Erguniyye Mevlevihanesi, Mevleviliğe katkı sağlayan önemli isimlerin yetiştiği mekan olmuştur. Bu isimler Ahmed Halis Çelebi, Abdurrahman Ferruh Çelebi, Abdülkadir Çe­lebi, Mehmet Sâib Çelebi, Abdurrahim Atâ Çelebi, Yahya Sâkıb Çelebi gi­bi şahıslardan meydana gelmiştir. Bu kişilerin büyük bölümü, Kütahya Mevlevihanesi’nde şeyhlik görevi ifa etmiştir. Hatta Mevlevilik tarihine ışık tutacak eserler kaleme almışlardır. Böylece bu hazire, Mevlevi tari­hinde etkin şahsiyetlerin gömüldüğü açık hava müzesi durumuna gelmiştir. Bu müzeyi dolduran mezar taşlarının üzerindeki ibareleri çözümledikten sonra bunların üzerindeki tezyini unsurları sınıflandırmaya çalıştık. Bu taşlar üzerinde özellikle Mevlevi sikkeleri ile bitkisel motiflerin yoğunluğu dikkat çekicidir. Sonuç olarak, Mevlevilik tarihine ışık tutacak bu taşları sanat tarihi disiplini içinde aktarmaya gayret ettik.

Anahtar Kelimeler: Mevlevihane, Erguniyye, Mezar Taşları.

 

TOMBSTONES AT GRAVEYARD OF ERGUNIYYE MEVLEVIHANE (DONENLER MOSQUE) IN KUTAHYA

Assoc. Prof. Dr. Ahmet ÇAYCI – Latife DURMUŞ

Selçuk University Faculty of Divinity

ABSTRACT

In this study, we aimed to examine the tombstones at Graveyard of Erguniyye Mevlevihane in Kütahya city. Erguniyye Mevlevihane was a place in which very important figures who made contribution to the Mevleviye were educated. These figures were such as Ahmed Halis Çelebi, Abdurrahman Ferruh Çelebi, Abdülkadir Çelebi, Mehmet Sâib Çelebi, Abdurrahim Atâ Çelebi, Yahya Sâkıb Çelebi. Most of these persons performed as sheik at the Kütahya Erguniyye Mevlevihane. Moreover, they had written many books on history of the Mevlevi’s. So this graveyard, it turned into an open museum where eminent figures in the Mevlevi history, were buried. By the way, firstly we examined the Arabic inscriptions on the tombstones and determined decorative objects at the same stones. Especially the designs of vegetable and illustrations of Mev­levi tall felts had been drawn at stones. As a result, we tried to expose these burial materials that clarified the history of Mevlevi according to the methodology of Art History.

Key Words: Mevlevihane, Erguniyye, Tombstones

 

GİRİŞ:

Kütahya Erguniyye Mevlevihanesi (Dönenler Camii), Mevlevi tarikatının te­şekkülünde önemli görev üstlenmiştir. Mevlevihane, Mevlevilik tarihinde hem te­şekkül hem de icraat bağlamında ilk sıralarda yer almıştır. Biz bu araştırmayla, bu kadar önemi haiz bir merkezde görev yapan ve ahirete göç eden Mevleviha­ne mensuplarının kimliklerinin tespiti, yaşadıkları dönem ve sosyal hayatlarıyla ilgili bilgileri gün yüzüne çıkarmayı amaçladık. Böylece, genel bağlamda Mevlevi­lik, özel bağlamda Kütahya Mevleviliği’ne katkı sağlamayı hedefledik. Her ne kadar mezar taşlarının tamamını çalışmamıza dahil etmek mümkün olmasa da, günden güne kaybolan bu taşların mevcutlarını kurtarma gayreti içinde olduk.

Mevleviliğin Kütahya’daki başlangıcı, Sultan Veled’in[1] kızı Mutahhara Hatun[2] ile Germiyanoğlu Süleyman Şah(ö.789/1387) arasındaki izdivaç ile başlatılır.[3] Bu evlilik sayesinde Mevlevilik, Germiyanlı sarayına girmiş ve saray tarafından himaye edilir hale gelmiştir. Evlilik ve akrabalık bağlarıyla güçlenen Mevleviliğin intişarı, Ulu Arif Çelebi zamanında da gelişimini sürdürmüştür. Kan bağına daya­lı etkenlerin yanı sıra, Mevleviliğin âlemşümûl öğreti ve etik uygulamaları, Mev­leviliğin bu coğrafyada tutunmasında etken olmuştur. Kütahya Mevlevihanesi’nin tesisinde Mutahhara Hatun’un torunlarından Celâleddin Ergun Çelebi’nin(1330- 1373?) ismi geçmektedir. Hatta günümüzde bile Mevlevihane’nin ismi Erguniyye Mevlevihanesi şeklindedir.[4]

Erguniyye Mevlevihanesi; Türbe(Hezar Dînârî Mescidi), Aşevi, Hazire gibi bi­rimlerden oluşmaktadır. Mevlevihanenin nüvesini Hezar Dînârî Mescidi olarak adlandırılan yapı oluşturmaktadır.[5] Yapım tarihi kesin olarak belli olmayan mescid, Ergun Çelebi’nin vefatından sonra türbeye dönüştürülmüştür. Bu meka­nın türbeye dönüştürülmesiyle yapıya bitişik durumdaki bugünkü Mevleviha­ne’nin inşa edildiği tahmin edilmektedir.

Hezar Dînârî Mescidi, Kütahya Mevlevileri için oldukça önemli bir merkez­dir. Çünkü, önceleri semâhane olarak kullanılan yapı, daha sonraları Mevlevî şeyhlerinin ebedi istirahatgahı halini almıştır. Mescid(türbe)de yer alan sandukalar üzerinde herhangi bir ibare bulunmamaktadır. Ancak kaynaklardaki bilgiler­den hareketle, türbede medfun olduğu kabul edilen isimler şöyledir: Celâleddin Ergun Çelebi[6], Burhaneddin İlyas(798/1396), Zeyneddin bin Burhaneddin(ö.828/1424), Kamile Hanım, Hacı Fatma Hanım(1122/1710), Sâkıb Mustafa Dede(1148/1735), Mehmet Çelebi, Ebubekir Çelebi, Havva Ha­nım, Şeyh Mehmet Muhlis(1124/1711), Şeyh Ali Şakir Çelebi(1122/1710), İkinci Fatma Hanım(1123/1711), Halime Meliha Hanım(1112/1700), Şeyh İsmail Hakkı Çelebi(1307/1889).[7]

Türbeye bitişik durumdaki Mevlevihane’nin ilk inşa tarihi bilinmemektedir. Şayet bu yapı, Celâleddin Ergun Çelebi’nin vefatından sonra inşa edilmiş ise XIV. yüzyılın ikinci yarısına ait olmalıdır.[8] Zaman içinde bir hayli onarımlar geçi­ren yapı üzerinde XIX. yüzyıla ait onarım kitabeleri bulunmaktadır.[9] 1959 yılında, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından gerçekleştirilen onarımla yapı, camiye çevrilerek ibadethane haline getirilmiştir. Kare plan şemasına sahip Mevlevihane, iki katlı olarak düzenlenmiş ve üst katı balkon şeklindedir. Sekiz ahşap sütun, bağdadi kemerlerle birbirine bağlanmakta ve bu kemerlerin üzerinde de yine bağdadi kubbe bulunmaktadır.[10] Yapının kubbe aksına isabet eden noktasında kuyu yer almaktadır.

Hazire, Mevlevihane’nin güney batısında bulunmaktadır. Günümüzde hazi- rede 22 kabir yer almaktadır. Bunlardan 17 kabirde baş taşı mevcut olduğu için incelemeye alınmıştır. Hazirede Mevlâna’nın nesebinden gelen isimler yanın­da; asker, vali gibi şahıslara ait mezar taşları da aynı mekanda bulunmuştur. Yani Mevleviliğe gönül veren ve çeşitli hizmetlerde bulunan kimselerin en büyük idealleri arasında yer alan bu hazireye defnedilebilme arzusu gerçek­leşmiş oluyordu.

Haziredeki Mezar taşları

Haziredeki mezar taşlarının büyük bölümünün Mevlevilere ait olduğu görül­mektedir. Mevlevî inancına göre, vefat eden birisi ölmemiş, Hakka yürümüştür. Dolayısıyla Mevleviler için ölüm, bir tür ayrılıştan öte, vuslat veya kavuşmadır. Bu kavuşma, dil değiştirme veya sükûnet anlamını taşımaktadır. Sükûnet içindeki Mevlevilerin gömüldüğü mekan hamûşân olarak adlandırılmıştır.[11] Başka ifade ile Hamûşân, Mevlevilerin Hakka irtihal ettiği mekanlardır. İşte bu sebeple Mevlevî mezar taşları da oldukça itinalı bir biçimde hakk edilmiş ve kısmen bitkisel beze­melerle donatılmıştır. Şimdi sırasıyla bu taşları ele alalım:

1-Ahmed Halis Çelebi’ye Ait Mezar Taşı

Hazirenin doğusunda bulunmaktadır. Baş taşı mermer malzemeden oluşmakta ve 31x119x16 cm. ölçülerindedir. Yedi satırlık kitabe celi sülüs yazıdan meydana gelmektedir. Ayaktaşı mermer malzemeden oluşur ve ebadı 27×70 x14 cm. dir. Tepelik kısmında destarlı sikke12 yer almaktadır. Kitabeye göre 1191/ 1777 yılında vefat etmiştir(R. 1). Mustafa Sâkıb Dede ve Havva Hanım’ın oğludur. Mustafa Sâkıb Dede, Kütahya Mevlevihanesi’nde kırkbeş yıl görev yaptıktan sonra 1148/1735 yılında vefat etmiştir. Mustafa Sâkıb Dede’nin düştüğü tarihe göre Ahmed Halis Çelebi 1113/1700 tarihinde doğmuştur.131148/1735 yılında görevine başlamış ve ömrünün yaklaşık 42 yıllık bölümünü Mevlevî şeyhliği yaparak ge­çirmiştir. Bu süre içinde Tufeylü Menâkıbi’l- Kibâri’l-Mevlevî fî Menkıbeti Hazreti Şeyh Resim 1- Ahmed Halis Çele- Sâkıb el-Ma’nevî adlı eseri kaleme almıştır. bi’ye Ait Baş Taşı Eserde, babası Mustafa Sâkıb Dede ve Kütahya’nın XVII. yüzyıla ait sosyal hayatından bahsetmektedir.14

Resim 1- Ahmed Halis Çelebi’ye Ait Baş Taşı

2- Hacı Molla zâde Salih Ziya Bey’e Ait Mezar Taşı

Hazirenin doğusunda yer almakta, baş ve ayak taşından oluşmaktadır(R. 2- 2a). Mermer malzemeden oluşan baş taşı üzerinde on üç satırlık celi ta’lîk yazı yer almıştır. Tepelik kısmı ise Mevlevî sikkesi ile nihayetlenmektedir. Taş 28×1.34×14 cm. ölçüsündedir. Kitabe üzerindeki bilgiye göre taş Hacı Molla zade Salih Ziya Bey’e aittir. 1302/1884 senesinde vefat ettiği açık bir biçimde okunmak­tadır. Mezarın ayaktaşı ise mermer malzemeden ve 30x95x11 cm.dir. Ayaktaşı üzerinde servi motifi ve servinin tepesinde ise çok yapraklı palmet motifi bulunur.12

3- Hacı Molla zâde Abdurrahman Ferruh Çelebi’ye Ait Mezar Taşı

Hazirenin güney duvarının ortalarındadır(R.3). Ayaktaşı günümüze kadar ulaşmamıştır. Mermer malzemeden oluşan taş 24x91x15 cm. ölçülerindedir. Celi ta’lîk hat ile on satırlık kitabe yazı kompozisyonu oluşturulmuştur. Baş taşının tepelik kısmındaki Mevlevî sikkesi kırık durumdadır. Hacı Molla zade Abdurrahman Ferruh Çelebi’nin görevi hakkında detaylı bilgilerden mahrum durumdayız, ancak Molla zade ailesine mensup bir çelebi olduğu kitabeden anlaşılmaktadır.

Resim 3- Hacı Molla zâde Abdurrahman Ferruh Çelebi’ye Ait Baş Taşı

4- Ali Rıza Efendi’ye Ait Mezar Taşı

Hazirenin doğusunda olup, sadece baş taşından meydana gelmektedir(R.4). Hem baş taşının tepelik kısmındaki sarıklı başlığı hem de kitabe bilgilerinden bu mezar taşının Mevlevî olmayan bir müderrise ait olduğu anlaşılmaktadır.Mermer malzemeden oluşan taş, 24x55x8 cm. ölçüsünde ve celi sülüs yazı ihtiva etmektedir. Taş üzerindeki bilgiye göre Hacı Ali Rıza Efendi, aslen Çumra’lıdır. Ataiyye Medre- sesi’nde[15] müderrislik görevinde bulunmuştur. 1314/1896 senesinde Kütahya’da vefat etmiş ve hazireye defnedilmiştir.

Resim 4- Ali Rıza Efendi’nin Baş Taşı

5- Mehmet Faik Efendi’nin Mezar Taşı

Mehmet Faik Efendi’ye ait olan ve mermer malzemeden yapılan 23x92x13 cm. ebatlarındaki taş hazirenin doğusundadır. On satırlık kitabe bölümü, Mevlevî sikkesi ile nihayetlenmektedir. İbarelerden Mehmet Faik Efendi’nin Harbiye oku­lunun birinci sınıfında iken vefat ettiği anlaşılmaktadır. 1316/1898 yılında vefat eden Mehmet Faik’in Mevlevî ailesine mensup olduğu baş taşındaki tepelik ala­metinden anlaşılmaktadır. Ayaktaşı da mermerden olup 28x78x6 cm. ölçülerin- dedir. Ayaktaşı üzerinde bitkisel karakterli motif yer alır(R.5-5a).

Resim 5- Mehmet Faik Efendi’nin Baş Taşı Resim 5a- Mehmet Faik Efendi’nin Ayak Taşı

6-Abdülkadir Çelebi’ye Ait Mezar Taşı

Hazirenin kuzey doğu köşesinde bulunur(R.6). Mermer malzemeden oluşan baş taşı 26x117x11 cm. ebatlarındadır. Sekiz satırlık kitabe bölümü celi sülüs yazılıdır. Tepelik kısmı uzunca Mevlevî sikkesi ile sonlanır. Ayak taşı yerde kırıl­mış vaziyettedir. Abdurrahim Atâ Çelebi’nin oğlu, yani Ahmed Halis Çelebi’nin torunudur. Babasının Kütahya Mevlevihanesi’nde 15 yıl şeyhlik yaptığı kabul edi­lir. Abdülkadir Çelebi’nin şeyhlik müddeti 21 yıl olarak hesaplanır16 ve 1272/1855 tarihinde Hakk’ın rahmetine kavuştuğu kitabedeki bilgi ile açığa çıkmaktadır.

Resim 6-Abdülkadir Çelebi’ye Ait Baş Taşı

7- Fatma Hanım’ın Mahdumu Ahmet İhsan’a Ait Mezar Taşı

Hazirenin kuzey köşesinde yer alır(R.7). Mermer malzemeden oluşan baş ta­şının tepelik kısmı kırık durumda ve 19x47x6 cm. ölçülerindedir. Ayak taşı ye­rinde tespit edilememiştir. Ahmet İhsan’ın Mevlevî ailesine ait olduğuna dair herhangi bir bilgi yer almamaktadır. Aksine Ahmet İhsan’ın askerî eşrafla olan bağlantısı dile getirilmiştir.

8- Şeyh Abdullah Efendi’ye Ait Mezar Taşı

Hazirenin güney bölümünün ortasına yakın yerdedir. Baş taşı ve ayak taşın­dan meydana gelmektedir. Baş taşı 29x122x14 cm.lik ölçülere sahiptir. Sekiz satırlık kitabe kısmının üzerindeki tepelik bölümünde destarlı sikkesi dikkat çek­mektedir. Şeyh Abdullah Efendi’nin celi sülüs türündeki kitabe bilgilerine göre, onun Şems-i Tebrizî ahfadından olduğu anlaşılmaktadır. 21x80x6 cm. ölçülerin­deki ayak taşında, servi motifi ve onun tepesindeki palmeti anımsatan motif bulunur(R.8-8a).

9- Şeyh Mehmet Sâib Dede’ye Ait Mezar Taşı

Hazirenin ortasında bulunur(R.9). Taş malzemeden yapılan baş taşı 26x110x10 cm.dir. Ayak taşı sade mermerdir. Celi sülüs hatla yazılmış baş ta­şında sekiz satırlık kitabe bulunur. Kitabedeki satırlar silindiği için okunamamak- tadır. Ancak Şeyh Mehmet Sâib ve son satırdaki 1229/1813 tarihleri okuna- bilmektedir. Tepelik kısmı destarlı sikke ile sonlanmaktadır. Şeyh Mehmet Sâib Çelebi, 21 yıl şeyhlik görevini ifa etmiştir. Abdurrahim Atâ Çelebi’nin oğlu, Ah­met Halis Çelebi’nin torunudur.[17]

10- Abdurrahim Atâ Çelebi’ye Ait Mezar Taşı

Mezarlığın doğusunda, ortalara yakın kısımda yer almaktadır Baş taşı ve ayak taşı şeklinde günümüze intikal etmiştir(R.10-10a). Malzemedeki renk farklı­lığına rağmen her iki taş da mermerden meydana gelmektedir. Baş taşının ölçü­sü 33x105x10 cm. dir. Celî sülüs hatlardan oluşan baş taşında yedi satır bulun­maktadır. 27x67x6 cm. ebatlarındaki ayak taşı ise servi diğer bitkisel motifler­den oluşmaktadır. Abdurrahim Atâ Çelebi’ye ait olduğu üzerindeki ibareyle orta­ya çıkmaktadır. Abdurrahim Atâ Çelebi, Ahmet Halis Çelebi’nin oğludur. Eğiti­mini babasının yanında alarak şeyhlik makamına yükselmiş ve on beş yıl süreyle bu görevi yürütmüştür. 1207/1791 senesinde Hakka yürüdüğü mezar taşından anlaşılmaktadır.

11- Rıza Efendi’ye Ait Mezar Taşı

Rıza Efendi’ye ait baş taşı mezarlığın kuzeyinde orta kısımda bulunur (R.11). Baş taşı 26x 96×12 cm. ebatlarındadır. Sekiz satır halinde tasarlanan kitabenin yazısı celi sülüstür. Kitabe bilgilerinden Rıza’ya ait olduğu anlaşılmaktadır. Vefat tarihi açık bir biçimde okunamamaktadır.

12- Yahya Sâkıb Çelebi’ye Ait Mezar Taşı

Mezarlığın kuzey batısında bulunan Yahya Sâkıb Çelebi’ye ait kabirden gü­nümüze ancak ayak taşı ve pehle kısmı intikal etmiştir. 1994 yılında N. Bakırcı tarafından yapılan araştırmada ise baş taşının mevcut olduğu müşahede edilmek- tedir.(R.12). N. Bakırcı’nın çalışmasında yer alan baş taşına ait bilgileri buraya aktarıyoruz[18]:

13- Nesibe Hanım’a Ait Mezar Taşı

Hazirenin güney bölümündedir. Sadece baş taşı günümüze ulaşabilmiştir(R.13). Baş taşının ölçüleri 22x52x6 cm. dir. Taşın tepe kısmı kırık durumdadır. Dört satırdan oluşan celi sülüs kitabeye göre, sadece Nesibe Hanım’ın isminden başka bilgi mevcut değildir. Bu durumda Nesibe Hanım’ın Mevleviliğini ortaya koyacak herhangi bir sembol de mevcut değildir. Özellikle tepelik kısmındaki başlık, hazirede farklı bir oluşuma işaret etmektedir.

14- Re’fet Hanım’a Ait Mezar Taşı

Mezarlığın batı köşesinde yer almaktadır. Birbirinden ayrı üç parçadan meydana gelmekte ve 24x116x11 cm. ölçülere sahiptir. Ayak taşı tespit edilememiştir. Halep Valisi Hacı Mehmet Ragıp Paşa’nın yakını olduğu anlaşılmaktadır. Çünkü kitabenin ilgili kısmı kırıldığı için bu kısım okunamamıştır. Taşın Re’fet Hanım’a ait olduğu anlaşılmaktadır. Kitabe, celi sülüs türde kabartma olarak yazılmıştır(R.14).

Resim 14- Re’fet Hanım’a Ait Baş Taşının Parçaları


15-Fatma Hanım’a Ait Mezar Taşı

Hazirenin batısında sadece baş taşından meydana gelmektedir (R. 15). 29x135x8 cm. ölçülerindeki mermer malzemeden oluşan taş üzerine celi ta’lîk hat ile on bir satır halinde Fatma Hanım’a ait bilgiler yer almaktadır. Örneğin Cezayirli Ahmet Bedri Efendi’nin kerimesi; Kütahya Tabur ağası Hacı Faik Efendi’nin de baldızı olduğuna dair tüm bilgiler taş üzerinde bulunmaktadır. Te­pelik kısmında ise bitkisel süslemeden oluşan kompozisyon yer alır.

16- Ragıp Paşa’nın Kerimesi Nesibe Hanım’a Ait Mezar Taşı

Hazirenin batı bölümündedir. Ayak taşı kaybolduğu için sadece baş taşından meydana gelmektedir. Baş taşındaki bilgilere göre Eski Halep Valisi Mehmet Ragıp Paşa’nın Kerimesi Nesibe Hanım’a aittir. Mehmet Ragıp Bey’in bir başka yakınının mezar taşını daha evvel tespit etmiştik. Baş taşı 21x97x10 cm. ölçüle- rindedir. Mermer malzemeden oluşan taş üzerinde celi sülüs yazı ile sekiz satırlık kitabe yer alır. Tepelik kısmı kırık durumdadır(R.16).

17- Hamamcı Mevlevî’nin Kerimesi Ayşe Hanım’a Ait Mezar Taşı

Hazirenin batı cephesinde Ayşe Hanım’a ait mezardan sadece baş taşı gü­nümüze ulaşmıştır(R.17). Baş taşı mermer malzemeden teşekkül etmiş olup 24x90x11cm. ölçülerindedir. Celi sülüs hatlardan oluşan altı satırlık kitabe kıs­mından taşın Mevlevî Ayşe Hanım’a ait olduğu anlaşılmaktadır.

Resim 18-Hazirenin Kuzey Doğu Cepheden Görünümü

Değerlendirme

Hazirede toplam yirmi iki adet kabir tespit edilmiştir. Bu kabirlerden on yedi tanesinin baş taşı mevcut iken diğer kabirlerin kimisinin ayak taşları veya bazı kabirlerin sadece pehleleri kalmış durumdadır. Araştırmalarımızda bu kabirlerin yerleri tespit edilerek hazireye ait krokide gösterilmiştir. Tespitlerimize göre ha- ziredeki taşların tamamı şahideli mezar taşı19 kategorisine dahildir.

Mezar taşlarının tamamı Osmanlı Türkçesi ile yazılmıştır. İncelediğimiz me­zar taşlarından sekiz tanesinin Hüve’l-Bâkî (هو الباقى) ibaresiyle başladığı tespit edilmiştir. Bunun yanında iki taşta Hüve’l-Hallâku’l-Bâkî (هو الخلاق الباقى) yer almış­tır. Bir taşta Hüve’l-Hayyu’l-Bâkî (هوالحىالباقى) ve bir başka taşta ise yâ hû (يا هو) ibareleri yer almıştır. Genel olarak görülen Mevlevî mezar taşlarında yer alan hureleri yer almıştır. Genel olarak görülen Mevlevî mezar taşlarında yer alan hu (هو) ibaresinin yanında diğer ilahi terimlerin kullanıldığı ortaya çıkmaktadır. Mezar taşlarını içerik olarak tahlil ettiğimiz zaman hemen her taşta kimlik bilgileri, tarih ve dua cümleleri esas alınmıştır. Bunlara ilaveten bazı taşlarda yakarış ve özlem duygularının ağırlığı görülür. Ayrılıktan kaynaklanan özlem daha çok genç yaşta kaybedilenler için dillendirilirken; yakarış ifadesi yaş fark edilmeksizin genelleş­miş durumdadır.

Mezar taşlarını malzeme bakımından ele almak gerekirse, mermer malze­menin hakimiyeti görülecektir. Özellikle baş taşlarında kaliteli malzeme kullanı­lırken ayak taşlarında daha ucuz malzemenin kullanıldığı dikkat çekmektedir. Şahideli mezar taşları yanında bazı kabirlerdeki pehlelerde de mermer malzeme tercih edilmiştir. Örneğin Yahya Sâkıb Çelebi’ye ait kabir buna örnektir. Ayrıca haziredeki kabirlerin bazılarının son tamirler esnasında beton malzemeden olu­şan pehlelerle kaplandığı görülmektedir.

Süsleme unsurları bakımından taşları tasnif etmek gerekir ise burada iki hu­sus ortaya çıkmaktadır. Bu süslemeleri bitkisel ve sembolik unsurlar olarak sınıf­landırmak mümkündür.

Hat örnekleri bakımından ele aldığımız zaman celi sülüs yazının yoğunluğu dikkat çekmektedir. Ayrıca celi ta’lîk mezar taşları örnekler arasında bulunmak­tadır.

Bitkisel motifler sınırlı olmakla birlikte özellikle ayak taşlarında doldurucu un­sur olmuştur. Bunların başında servi motifleri yoğunluktadır. Ayrıca palmet ver­siyonlarının da denendiğine şahit olmaktayız. Servilerin tepe noktalarına çok yapraklı palmetlerin yerleştirildiği örneklerle karşılaşmaktayız ki bu tür uygulama­ları yerel tercihler olarak ifade edebiliriz. Servi motiflerinin XIV.yüzyıldan itibaren mezar taşlarında kullanıldığı göz önüne alındığı zaman,[19] bu motifin ne kadar yaygın bir biçim aldığı Mevlevî mezar taşlarıyla pekişmektedir. Servi ölüm ve fa­niliğin sembolü olarak kabul edildiği gibi yeniden diriliş veya yeniden hayata dö­nüşün sembolü durumundadır.

Haziredeki mezar taşlarından altı tanesinin tepelik bölümü destarlı sikke ola­rak şekillenmiştir. Beş tane mezar taşı ise Mevlevî sikkesi tarzında düzenlenmiş­tir. Mevleviliğe işaret eden semboller yanında başka tepelik örneklerine de rast­lanmıştır. Özellikle kadınlara ait baş taşlarının tepelik kısmı silindirik bir form ih­tiva ederek mantar biçiminde sonlandığı görülmektedir. Bunlar dışında kalan ör­neklere de rastlanmıştır. Ancak Mevlevî sikke ve destarlardan oluşan motiflerin yoğunluğu dikkat çekicidir.

 


Kaynaklar:

» ALTUN, A., “Kütahya’da Türk Devri Mimarisi”, Atatürk’ün Doğumunun 100. Yılına Arma- ğan:Kütahya, İstanbul 1981/1982, s.171-700.

» ARI, A., Mustafa Sâkıb Dede ve Divanı, Ankara 2003.

» BAKIRCI, N., Mevlevi Mezar Taşları, İstanbul tarihsiz.

» DÎVÂN-I SULTAN VELED, (Nşr. F. Nafiz Uzluk), İstanbul 1941.

» DOĞAN, A., Kütahya Erguniyye Mevlevîhânesi, İstanbul 2006.

» EFLÂKÎ, A., Ariflerin Menkıbeleri, II, (Çev. T. Yazıcı), İstanbul 1986.

» GÜNER, H., Kütahya Camileri, Kütahya 1964.

» GÖLPINARLI, A., Mevlâna’dan Sonra Mevlevilik, İstanbul 1953.

» KARAMAĞARALI, B., Ahlat Mezartaşları, Ankara 1992.

» KEMİKLİ, B., “Kütahya Mevlevîlîği: Mevlevî Kültürünün Merkezlerinden Biri Olarak Kütahya”, İstem, S.1, Konya 2003, s.103-118.

» KONYALI, İ. H., Âbideleri ve Kitabeleri ile Konya Tarihi, Ankara 1997.

» ÖZÖNDER, H., “Kütahya Mevlevîhânesi”,Türkiyat Araştırmaları Dergisi,S.2, Konya,1996, s.69-89.

» UYSAL, A. O., Germiyanoğulları Beyliğinin Mimari Eserleri, Ankara 2006.

» UZUNÇARŞILI, İ. H., Bizans ve Selçukiylerle Germiyan ve Osmanoğulları Zamanında Kü­tahya Şehri, İstanbul 1932.

» VARLIK, M.Ç., Germiyanoğulları Tarihi, (1300-1429), Ankara 1974.

Çizim 1-Erguniyye Mevlevihânesi (Dönenler Camii) Haziresi Krokisi

 


1 Sultan Veled Kütahya’ya olan sevgisini bir beyitte dillendirmiştir:

“Ne-bâşed hem-çü Kûtâhiyye şehri

Hunuk ânkes ki der vey nişest şehri”

(Kütahya gibi şehir olmaz, orada bir ay kalana ne mutlu)

Bu hususta geniş bilgi için bkz. Dîvân-ı Sultan Veled, (Nşr. F. Nafiz Uzluk), İstanbul 1941, s.550.

[2] Sultan Veled’in Kuyumcu Şeyh Selahaddin’in kızı Fatma hanımla evliliğinden Mutahhara Abide, Şeref Abide, Ulu Arif Çelebi isimli çocukları dünyaya gelmiştir. Bu hususta bkz. A. Doğan, Kü­tahya Erguniyye Mevlevîhânesi, İstanbul 2006, s.17.

[3] A. Doğan, a.g.e, s.17. Hatta Rum ülkesindeki kadınların çoğu Mutahhara Hanım’a mürit olmuş­lardır. Bu hususta bkz. A. Eflâkî, Ariflerin Menkıbeleri, II, (Çev. T. Yazıcı), İstanbul 1986, s.386.

[4] H. Özönder, “Kütahya Mevlevîhânesi”, Türkiyat Araştırmaları Dergisi, S.2, Konya 1996, s.69-89.

[5] A. Altun, türbe olarak kullanılan Mescidin XIII. yüzyıla ait olabileceğini belirtmektedir. Başlangıçta Mescid olarak işlev gören yapının, Ergun Çelebi’den sonraki dönemde türbeye dönüştürüldüğü dü­şünülmektedir. Bu hususta bkz. A. Altun, “Kütahya’da Türk Devri Mimarisi”, Atatürk’ün Doğu­munun 100. Yılına Armağan:Kütahya, İstanbul 1981, s.223. M. Ç. Varlık ise Mescidin Selçuklu dönemine ait olduğu görüşündedir. M.Ç. Varlık, Germiyanoğulları Tarihi, (1300-1429), Ankara 1974, s.265.

[6] Celâleddin Ergun Çelebi hakkında geniş bilgi için bkz. A. Gölpınarlı, Mevlana’dan Sonra Mevlevi­lik, İstanbul 1953, s.122-125.

[7] İ. H. Uzunçarşılı, Bizans ve Selçukiylerle Germiyan ve Osmanoğulları Zamanında Kütahya Şehri, İstanbul 1932, s.148; A. Doğan, a.g.e, s.28.

[8] Altun, yapının XI. yüzyıla ait olabileceği görüşündedir. Bkz. A. Altun, a.g.m., s.347; A. O. Uysal, Germiyanoğulları Beyliğinin Mimari Eserleri, Ankara 2006, s.97.

[9] İ. H. Uzunçarşılı, a.g.e., s.149; H. Güner, Kütahya Camileri, Kütahya 1964, s.9.

[10] A. O. Uysal, a.g.e., s.98.

[11] B. Kemikli, “Kütahya Mevlevîlîği: Mevlevî Kültürünün Merkezlerinden Biri Olarak Kütahya”,İstem, S.1, Konya 2003, s.112.

12 Mevlevilerin başlarına taktıkları silindirik formlu ve keçeden üretilen başlığa sikke adı verilmiştir. Bunun yanında sikkelerin üzerine sarılan sarığa ise destar denilmiştir. Böylece destarla bütünleşen sikkeler de destarlı sikke olarak adlandırılmıştır. Bu hususta geniş bilgi için bkz. M. Önder, “Mev­levi Giyimleri”, Türk Etnografya Dergisi, S. I, Ankara 1956, s.79; N. Bakırcı, Mevlevi Mezar Taşları, İstanbul tarihsiz, s.104.

13 Mustafa Sâkıb Dede Divanı’ndaki “Olub rûşen çerağı çeşm-i Sâkıb, Didi tarih ola Halis Muammer h.1113” beyti, oğlu A. Halis Çelebi’nin doğum tarihini ortaya koymaktadır. Bu hususta bkz. A. Arı, Mustafa Sâkıb Dede ve Divanı, Ankara 2003, s. 530.

14 Doğan, a.g.e, s.73.

[15] İ. Hakkı Konyalı’ya göre, Konya’da Selçuk Camii yerine inşa edilen medresenin Atâiyye Medrese­si olduğunu öğrenmekteyiz. Bu hususta bkz. İ. H. Konyalı, Âbideleri ve Kitabeleri ile Konya Ta­rihi, Ankara 1997, s.522.

16 A. Doğan, a.g.e, s.74,135.

[17] A. Doğan, a.g.e, s.74,135

[18] Bu hususta bkz. N. Bakırcı, a.g.e., s.28, res.64.

19 Karamağaralı, Ahlat Mezartaşları, Ankara 1992, s.2.

[19] N. Bakırcı, a.g.e., s.101.