BÎ-NEVÂ
[DEM-İ MEVLEVÎ]
Bî-zîr ü bî-bâm-ı tû mâyîm der gam-ı tû
Der nây-ı în nevâ zen k’efgân zi bî-nevâyî *
Ne tizdeyim ne pesteyim, eriyorum sana ayrılıktan
Şu neydeki nevâ neyse, sensin figânım bî-nevâlıktan
Biz senin aşkının gamıyla öyle eridik ki kesildi sesimiz artık ne tiziz ne pesiz biz. Ey vücudunda eridiğimiz, bu kesilmiş insan neyine kendi tecellini üfle ki insanın feryadı o ilahi nefesten uzak sanmasındandır kendini…
Senin zir, bam perdelerin olmazsa, o perdelere vurmazsan gama kedere dalıyoruz ya mâdem, hadi şimdi neyde neva makamını bul da şu sese nefes ver demâdem:
Feryat ki sessizlikten
Nağme ki nağmesizlikten
[Divân-ı Şems’ten]
Ey ney-i bezm-i gam,
Bu âh u zârı öyle üfle ki
Aks-ı sadâsı
Sensizliğin sessizliğini çalsın
*
ZÎR U BÂM:
İnce ve kalın sesler Hayatın iniş çıkışları, celâl ve cemal tecellileri
NEVÂ:
Mûsikîmizde hem tiz sekizlideki “re” sesinin adı, hem uşşak dörtlüsüne rast beşlisi ilâvesiyle meydana gelen basit bir makam
BÎ-NEVÂ:
Nağmesiz, çâresiz, yoksun, sesssiz oluş
Şimdi bir b~aşka üfleniyor:
https://benolanben.com/dinle/baska&1543
~















